Sink in türkçesi Sink in nedir

  • Nüfuz etmek.
  • Akıllarda yeretmek.
  • Anlaşılmak.
  • Batmak.
  • Kafasına girmek.
  • İçine işlemek.
  • İyice anlaşılmak.

Sink in ile ilgili cümleler

English: Tom wished to sink into the ground for shame.
Turkish: Tom, utancından yerin dibine girmek istedi.

English: The skyscraper is expected to sink into the bog.
Turkish: Gökdelen'in bataklığa batması bekleniyor.

English: He had heard that war had started, but it didn't sink in for a long time until his father was drafted into the army.
Turkish: Savaşın başladığını duymuştu fakat savaş babası askere alınıncaya kadar anlaşılmadı.

English: I saw the ship sink in the sea.
Turkish: Ben denizde geminin battığını gördüm.

Sink in ingilizcede ne demek, Sink in nerede nasıl kullanılır?

Sink : Kötüleşmek. Çökmek. Suya batmak. İşlemek. Alçalmak. Kırılmak. Kafasına girmek. Batırmak. Hafiflemek. Feragat etmek.

In : Da. İçinde. De. İçeri doğru yönelen. Olarak. İktidardaki. Çok moda olan. Mevsimi gelmiş. İç. İçeriye.

Sink into : Düşmek. İşlemek. Saplamak. Girmek (koma vb.). Dalmak. Gömülmek. Gitgide pençesine düşmek (kötü bir şeyin). İçine işlemek. Sokmak. Saplanmak.

Sink into a chair : Koltuğa gömülmek. Bir koltuğa çökmek. Sandalyeye gömülmek.

Sink into a deep sleep : Derin bir uykuya dalmak.

 

Sink into oblivion : Anılara gömülmemek. Maziye gömülmek. Unutulmaya yüz tutmak. Unutulmak. Tamamen unutulmak.

Sink into a depression : Depresyona girmek. Bunalıma girmek.

İngilizce Sink in Türkçe anlamı, Sink in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sink in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crashes : Gürültüyle çarpmak. Gürlemek. Çarpmak. Davetsiz olarak gitmek. Gürültü etmek. Kırılmak. Hızla iflas etmek (işyeri). Kırılma. Sabahlamak.

Diffusing : Yaymak. Dağıtmak. Dökmek. Yayılma. Dağılmak. Tamim. Karıştırmak. Yayılmak.

Understand : Anlamak. Anlayışla karşılamak. Çakmak. İyi anlamak. Bilmek. Kavramak. Hissetmek. Yorumlamak. Anlayışlı olmak.

Sink : Azaltmak. Kötüye gitmek. İnmek. Yatırmak. Suya batmak. Yatırmak (sermaye). Kötüleşmek. Azalmak. Saplanmak. Fenalaşmak.

Cave : Kovuk. Oyulmak. Açmak. Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır. Yıkılmak. Mağara. Tünel oymak. Oymak. Pes etmek. Siyasi partiden kopma.

Incises : Oyma. Deşmek. Hakketmek. Kazımak. Oymak. Kesmek. Yarmak.

Penetrates : Sızmak. İçyüzünü anlamak. Sokulmak. İçine girmek. Delmek. İyice anlamak. İyice kavramak. Arasından geçmek.

Get over : Yırtmak. Sağlığına kavuşmak. Hazmetmek. Taşmak. Atlatmak. İyileşmek. Aşmak. Geçirmek (hastalık). Başa çıkmak.

Get across : Birbirinin karşıtı olmak. Anlaşılmasını sağlamak. Açıklamak. Kızdırmak. Beğenilmek. Anlatmak. Aktarmak. Anlaşılmasına neden olmak. Benimsenmek.

Interpenetrate : Tamamen içine geçmek. Birbirine işlemek. Birbirinin içine geçmek. Tamamen içine girmek. Tamamen nüfuz etmek. Kaplamak. Yayılmak.

 

Sink in synonyms : seep in, indwelling, be understanding, click, crashed, impenetrate, permeates, offend deeply, get through to, indwelt, passing through, proved, pierce, be ruined, be in carey street, penetrate, perforates, appear, indwell, break, diffuse, perforate, passed through, proves, belly up, leaches, be understood, bust, prove, indwells, be on the wane, caved, effect painfully.