Sit upon türkçesi Sit upon nedir

  • Hasıraltı etmek.
  • Yüklenmek.
  • Sıkıntı vermek.
  • Baskı yapmak.

Sit upon ile ilgili cümleler

English: There's no chair to sit upon.
Turkish: Oturacak hiç sandalye yok.

English: Don't sit upon it.
Turkish: Bunun üzerine oturmayın.

Sit upon ingilizcede ne demek, Sit upon nerede nasıl kullanılır?

Sit : Tünemek. Modellik yapmak. Olmak (imtihan). Tam oturmak. Oturmak. Poz vermek. Toplanmak. Kuluçkaya yatmak. Burnunu sürtmek. Oturuma katılmak.

Upon : Üzerinde. Göre. Üstünde. İle. Üzerine.

Sit about : Boş oturmak. Hiçbir şey yapmamak. Parmağını oynatmamak.

Sit around : Parmağını oynatmamak. Oyalanmak. Boş boş oturmak. Herhangi bir belirli fonksiyonu tamamlamadan bir yerde hazır bulunmak. Hiçbir şey yapmamak. Boş boş veya avare avare oturmak.

Sit back : Boş oturmak. Yan gelip yatmak. Arkaya yaslanmak. Hiçbir şey yapmamak. Boş boş oturmak. Yaslanmak. Arkasına yaslanmak. Dinlenmek.

Sit back and relax : Arkanıza yaslanın ve rahatınıza bakın. Arkanıza yaslanın ve rahatlayın.

Sit cross legged : Bağdaş kurmak.

İngilizce Sit upon Türkçe anlamı, Sit upon eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sit upon ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Burthen : Yük. Yüklemek. Ana fikir. Mesuliyet. Ağırlaştırmak. Bir yük koyarak ağırlaştırmak. Sıkmak. Nakarat. Külfet.

 

Embarked : Uçağa bindirmek. Atılmış. Yatırmak. Uçağa bindirilmiş. Girişilmiş. Bindirmek. Gemiye bildirilmiş. Kalkışmak. Yatırılmış. Yüklenmiş (uçağa vb).

Suppressed : Bastırılmış. Zaptetmek. Bastırmak. Baskı altına almak. Dindirmek. Ortadan kaldırmak. Baskılanmış. Baskı altına alınmış. Yayınlanmasını yasaklamak.

Clogs : Kösteklemek. Doldurmak. Pıhtılaşmak. Engellemek. Dolmak. Takunyalar. Tıkamak. Tıkanmak.

Attach : Bağlamak. Bitiştirmek. Yapıştırmak. Yamamak. Tutturmak. İliştirmek. İlişkin kılmak. Haczetmek. Eklemek. Takmak.

Chevied : Sıkmak. Avlanmak. Avlamak.

Laden : Yüklemek. Dolu. Yüklenmiş. Yüklü. Yük taşıma kapasitesi.

Burden : Ağır yük. Sıkıntı çektirmek. Yüklemek. Zorunluluk. Ağırlık. Yük taşıma. Sırtına yüklemek. Yük.

Bring pressure to bear on : Zorlamak. Baskı kurmak. Sıkıştırmak. Harekete geçmesi için zorlamak.

Beset : Kuşatmak. Rahat vermemek. Rahat bırakmamak. Sarmak. Sıkıştırmak. Etrafını çevirmek. Etrafını sarmak. Dört bir yandan saldırmak.

Sit upon synonyms : bear against, clogged, chevies, pigeonholed, constrict, force, constricting, coercing, suppress, domineer, afflict, coerce, imbarked, embarking, domineers, efforce, suppressing, shelve, impress, imbark, be stuck with, lay on, be loaded, clogging, besets, shelves, chevy, constrain, afflicting, ladens, shelved, attaching, pigeonholes.