Sokmak nedir, Sokmak ne demek

  • İçine ya da arasına girmesini sağlamak.
  • Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak.
  • Belli etmeden kötü bir malı vermek
  • Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek.
  • Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek.
  • Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek.
  • Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak.
  • Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek.

"Sokmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bizi içeriye aldı ve küçük bir odaya soktu." - F. R. Atay
  • "Otların arasında bacaklarını yılan sokar." - R. N. Güntekin
  • "Ülkeye kaçak eşya sokmak."
  • "Satıcı, elmaların çürüklerini sokmuş."
  • "Asım fikrini birçok sözlerle sağlamlamaya uğraşırken araya: -Olmaz mı? Ne dersiniz?- gibi sualler soruyor, cevap istiyordu." - R. H. Karay

Yerel Türkçe anlamı:

Sökmek// çadir sokmak: yol hazırlığı yapmak

Sokmak (bk. sukmak)

Dağ sırtlarında, bir yanı kapalı oyuntu, girinti.

Sokmak anlamı, kısaca tanımı:

Baldırsokan : Çift kanatlıların sinekgiller familyasından, karasineğe çok benzeyen, kan emen, hastalık bulaştıran, hayvan sağlığı yönünden zararlı bir tür sinek (Stomaxys calcitrans).

Sokma : Sokmak işi.

Arı gibi sokmak : İğnelemek, acı söz söylemek.

Burnunu sokmak : Gerekmeden her işe karışmak.

 

Cendereye sokmak : Manevi baskı altına almak.

Çıkmaza sokmak : Bir işi, bir durumu çözümlenemez, güç bir duruma getirmek.

Çivi sokmak : Bir işin olmasında engel, güçlük çıkarmak.

Çomak sokmak : Bir işi aksatan, engelleyen davranışta bulunmak.

Dertsiz başını derde sokmak : Bir derdi yokken gereksiz yere üzüntü veren bir işe girişmek.

Deve kuşu gibi başını kuma sokmak : Bir tehlike, bir olay karşısında yararlı olmayacağı apaçık ortada olan kaçamak bir yola sapmak. başkalarını aldattığını sanarak kendisini aldatmak. tehlikeyi görmek istememek.

Devreye sokmak : İşin içine girdirmek, karıştırmak.

Diliyle sokmak : Bir kimseye ağır ve kırıcı sözler söylemek.

Elini arı kovanına sokmak : Elini taşın altına koymak.

Felfelek sokmak : Birini kuşkuya düşürmek.

Fitne sokmak : Ara bozmak, insanları birbirine katmak.

Gözüne sokmak : Bir kimsenin görmediği veya bulamadığı bir şeyi, ona sert bir tavırla göstermek.

Günaha sokmak : Günah işlemesine yol açmak.

İki ayağını bir pabuca sokmak : Birini bir işi hemen yapması için çok sıkıştırmak.

İşkenceye sokmak : Maddi veya manevi sıkıntı vermek, zora sokmak.

İtin götüne sokmak : Rezil etmek.

Kafasını sokmak : Barınabilecek bir yere yerleşmek, başını sokmak.

Kundak sokmak : Ara bozacak bir söz söylemek veya böyle bir davranışta bulunmak. yangın çıkarmak için bir yere tutuşmuş yağlı bez parçası koymak.

Meraka sokmak : Meraklandırmak.

Nifak sokmak : Ara açmak, bozgunculuk yapmak.

Örtüye sokmak : Örtünmesini sağlamak.

Şekle sokmak : Herhangi bir biçimde sonuca ulaştırmak. uygun bir biçime girmesini sağlamak.

Strese sokmak : Gerilime, sıkıntıya sokmak.

 

Tekere çomak sokmak : Birinin yolunda giden işini aksatan, engelleyen davranışta bulunmak.

Yılan gibi sokmak : Bir kimseye sinsice kötülük etmek.

Zahmete sokmak : Birine yorgunluk vermek veya masraf ettirmek.

Zarara sokmak : Zarar vermek.

Girme : Girmek işi.

Sağlamak : Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Elde etmek, sahip olmak.

Bıçak : Çeşitli kesme işlerinde kullanılan keskin ağızlı araç. Bir sap ve çelik bölümden oluşan kesici araç.

İğne : Bazı araçların ucu sivri parçaları. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Oltanın ucundaki küçük çengel. Dokunaklı söz. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ.

Batırmak : Bir kimseyi çekiştirip iyice kötülemek. Bir şeyin sıvı veya yumuşak bir maddenin içine gömülmesine yol açmak, batmasını sağlamak. Mahvetmek. Kirletmek. Yitirmek. Bir işte kazanç sağlayamaz duruma gelmek.

Saplamak : Hızla batırmak.

Böcek : Kelebek, kurt ve tırtılın dışında kalan küçük hayvancıklar. Istakoza benzer, uzunluğu 30-40 santimetre kadar olan, sarı renkli, kısa kıskaçlı, yenilen bir deniz hayvanı. Eklem bacaklıların, altı bacaklı, çoğu kanatlı ve vücutları baş, göğüs, karın olarak eklemlerden oluşmuş hayvan sınıfı, haşere.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Sokmak ile ilgili Cümleler

  • Ali oğlunu o okula sokmak istedi.
  • Seni sıkıntıya sokmak istemiyorum.
  • Başını belaya sokmak istemiyorum.
  • Kafana başka başka fikirler sokmak istemiyorum ama konuşmalısın.
  • Ali başını belaya sokmak istemiyor.
  • Ali yine başını belaya sokmak istemiyor.
  • Birinin başını belaya sokmak istemiyorum?

Diğer dillerde Sokmak anlamı nedir?

İngilizce'de Sokmak ne demek? : v. stick, insert, let in, take into, thrust, tuck in, tuck, dig into, drive, put in, put, enter, instill, sting, bite, drag, engraft, immerse, implicate, ingraft, inject, instil, involve, land, pitchfork, poke, ram, sink into, slide in, work up

Fransızca'da Sokmak : entrer, introduire, fourrer, enfoncer, engager, plonger, (böcek) piquer

Almanca'da Sokmak : v. abmontieren, beißen, einarbeiten, einbringen, einfassen, einfügen, einführen, einstecken, pieken, stechen, stecken, treiben, zurückstecken

Rusça'da Sokmak : v. совать, всовывать, просовывать, засовывать, вводить, заводить, втыкать, вгонять, загонять, ввинчивать, тыкать, затыкать, вдвигать, засылать, привносить, ставить, закладывать, вкалывать, жалить, кусать, кусаться, уязвлять, колоть, сунуть, всунуть, просунуть, засунуть, ввес