Solenodon türkçesi Solenodon nedir
- Sivri burunlu tanrek.
- Böcekçiller (ınsectivora) takımının, sivri burunlu tanrekgiller (solenodontidae) familyasından, 34 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, başı ve ağzı çok uzamış, kuyruğu uzun ve pullu, haiti'de yaşayan bir tür.
- Biyoloji alanında kullanılır.
Solenodon ingilizcede ne demek, Solenodon nerede nasıl kullanılır?
Solenodons : Memeliler (mammalia) sınıfının, böcekçiller (ınsectivora) takımından, iri vücutlu, gece faal olan türleri içine alan bir familya. Sivri burunlu tanrekgiller.
Solenocyte : Solenosit. Bazı solucanlarda ve amfiyoksüs'de bulunan ve nefridyumlara bağlı olan kamçılı ve topuz biçimindeki özel hücreler. Bazı solucanlarda ve amfiyoksüslerde bulunan ve nefridyumlara bağlı olan kamçılı ve topuz biçimindeki özel hücreler.
Solenoglyphys teeth : Solenoglif diş. Bazı yılanlarda arkaya doğru yatık olan zehir dişleri.
Solenoid : Sarmak bobbin. Selenoid. Mıknatıslı bobin. Helezonik. Yalıtılmış iletken teli yuvaksal bir yüzey üzerine bir ya da çok katlı sararak elde edilen uzun makara, anlamdaş akım sarmalı. Marş otomatiği. Solenoit şalter. Solenoit. Sarmal.
Solenoid brake : Elektromanyetik fren. Solenoit fren.
Solenoid switch : Manyetik anahtar. Selenoid anahtar. Çekimli çevirgeç. Solenoid şalter. Elektrik akımının oluşturduğu çekim gücüyle bir elektrik çevrimini yöneten çevirgeç. Marş solenoidi otomatiği. Elektromanyetik elektrik düğmesi.
Solenoids : Mıknatıslı bobin. Solenoit.
Solenoid magnet : Dolanaç. Dolanaçlı mıknatıs.
Solenoid valve : Selenoid valfi. Manyetik bir makara yardımıyla açılıp kapanan vana. Solenoid valf. Elektromanyetik supap. Solenoit valf. Elektromanyetik valf. Manyetik valf. Selenoid vana. Selenoit. Elektronik valf.
Solenophage : Solenofaj. Kanla beslenen eklem bacaklılara verilen ad.
İngilizce Solenodon Türkçe anlamı, Solenodon eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Solenodon ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Aardvarks : Yer domuzugiller. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Damarlı dişliler.
A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.
Aardwolf : Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür.
Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.
A cells : Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.
Abductor muscle : Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.
A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.
Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.
Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre. Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam.
A site : Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri. A yeri.
Solenodon synonyms : reptile genus, order rhynchocephalia, rhynchocephalia, genus sphenodon, sphenodon punctatum, a protein, tuatara, aardvark, abambulacral area, abramis zone, abiotic factor, acacia.
Solenodon ingilizce tanımı, definition of Solenodon
Solenodon kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The other (S. Cubanus), found in Cuba, is called almique. Either one of two species of singular West Indian insectivores, allied to the tenrec. One species (Solendon paradoxus), native of St. Domingo, is called also agouta.

Bu kısımda Solenodon kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Solenodon ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Solenodon anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Solenodon ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.