Spacing türkçesi Spacing nedir

  • [#ara Aralık] bırakma.
  • Mesafe.
  • Boşluk aralık bırakma.
  • Uzaklık.
  • Yerayırım.
  • Aralık.
  • Boşluk bırakma.
  • Boşluk.
  • Uzaklaşma.
  • Aralık koyma.
  • Ara.
  • Bir soru çizinliğinde özellikle açıkuçlu sorular kullanıldığında yeter yanıt alabilmek üzere uygun genişlikte yer bırakma.
  • Aralıklı dizme.
  • Espas.
  • İki kişi ya da kişi ile nesne arasındaki uzaklığı sağlama hareketi.
  • Ara uzaklık.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.

Spacing ingilizcede ne demek, Spacing nerede nasıl kullanılır?

Spacing adjustment : Aralama ayarı.

Spacing changes : Aralama değişiklikleri.

Spacing out : Boşluk bırakmak. Aralıklı. Ara vermek.

Double spacing lines : Çift aralıklı çizgiler.

Line spacing icon : Satır aralama ikonu.

Antenna spacing : Anten aralığı.

Angular spacing : Açısal aralık.

Double spacing : Çift aralık bırakma. Çift aralık. Çift aralıklı.

Border spacing : Kenarlık aralığı.

Paragraph spacing icon : Paragraf aralama simgesi.

İngilizce Spacing Türkçe anlamı, Spacing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spacing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Intervals : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ana resimler arasında yer alan ve ana durumlar arasında köprü işi gören resimler. ara resimler yardımıyla, iki ana resim arasında devinimin yavaş yavaş değişmesi gerçekleştirilir. Ara resimler. Süre. Aralıklar.

 

Placement : Yatırım. Atama. Ismarlama. Yatırma (para). Sıralama. Yerleştirme. Koyma. Yerine koyma. Sipariş verme.

Distribution : Bir ekonomide belirli bir dönemde elde edilen toplam gelirin; emek, sermaye, doğa ve girişimciden oluşan üretim faktörlerine, ücret, faiz, kira ve kar biçiminde dağıtılması. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. Halkbilimle ilgili ürün ve olayların coğrafyadaki dağılımı, bk. yayılım. krş. koşut gelişim. Yayılma. Coğrafyanın, doğal ya da insana değgin olayların yeryüzüne dağılış ve yayılışlarını göz önüne alan temel ilkelerinden biri. Bir özdek ya da nesneyi çeşitli evrelere, konumlara durumlara üleştirme. Bir değişkene ilişkin gözlem ya da verileri, değişkenin çeşitli değer ya da seçeneklerine göre dağıtan toplu sergileme.. Tevzi. Bir niceliğin işlevi olduğu bir değişkenin değerleri üzerinde ağırlıklı üleşimi. Oyun kişilerinin her birinin hangi oyuncu tarafından canlandırılacağını belirtme işi.

Absolute loader : Salt yükleyici. Mutlak yükleyici.

Secessions : İftirak. Bölünme. Ayrılma. İtizal. Ayrılma (siyasal veya dinsel bir örgütten veya bir devletten veya federasyondan).

Rate : Layık olmak. Sayılmak. Bölek. Sınıf-sıra. Bilgisayar, gümrük, kimya, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Olarak görmek. Nicel değişmelerin hızını dile getirmek üzere başvurulan ve bir nicel büyüklüğün z(...) ve z(...) zamanları arasında gösterdiği artış ya da azalışın ilk büyüklüğe bölünmesiyle elde edilen göreli ölçüm. Fırça atmak. Demografi ve epidemiyolojide en sık kullanılan ölçümler olan, incelenen nüfusta belirli bir sürede görülen belli bir olay sayısının, bu olay bakımından risk altında bulunan nüfus dilimine bölünmesiyle elde edilen ve çoğunlukla on binde veya binde şeklinde ifade edilen ölçüt. Gözü ile bakmak.

 

Compactness : Tıkızlık. Yoğunluk. Sıkılık. Kompaktlık. Sıklık. Titizlik. Etkili anlatım. Küçüklük.

Breaks : Söylemek. Fırlamak. Kırılmak. Batırmak. Yakın dövüşü bırakmak. Koparmak. Uymamak. Yenmek. Dalmak.

Arrangement : Sıra. Belirli bir amaçla yazılmış müzik yapıtını, başka bir amaçla kullanılabilecek biçimde yeniden hazırlama. Sözleşme. Düzenleyiş. Düzenleyim. Sıralama. Anlaşma. Ayarlama. Müzik düzenlemesi. Tanzim.

Blanking : Silmek. Silme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Tarayıcı demetin satır başı ya da resim başı yapması sırasında, istenmeyen imlerin ortaya çıkmasını önlemek ve eşleme imleri gibi belirli biçimdeki imleri göndermek için resim bilgisine verilen ara. Kalıpla kesme. Karartma. Sayıyı önlemek (spor terimi). Çıkarmak. Tıkama.

Spacing synonyms : spatial arrangement, access control, abbreviate, farawayness, breadths, throw, blankness, dispersion, revulsion, accent char, access control entry, comma, becoming distant, distance, margining, aberration, cessation, aloofness, density, brack, blanker, breadth, cavitation, daylight, accelerator key, accent bar, clearance, deviation, retiring from, remoteness, abyss, breathers, mileages.

Spacing zıt anlamlı kelimeler, Spacing kelime anlamı

Distribution : Bölüşüm. Halkbilimle ilgili ürün ve olayların coğrafyadaki dağılımı, bk. yayılım. krş. koşut gelişim. Dağılış. İlaçların kandan, doku ve organların içine yayılması. Coğrafyanın, doğal ya da insana değgin olayların yeryüzüne dağılış ve yayılışlarını göz önüne alan temel ilkelerinden biri. Yaygın olma. Bir değişkene ilişkin gözlem ya da verileri, değişkenin çeşitli değer ya da seçeneklerine göre dağıtan toplu sergileme.. Dağıtım. Yayılma. Dağıtma.

Concentration : Çözünen madde miktarının çözen madde miktarına oranı. Belli bir oylumdaki ya da belli ağırlıktaki çözeltide çözünen özdek tutarı. Fizik, kimya, uzay, iktisat, nükleer enerji, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir çözücüdeki çözünen madde miktarını belirtmede kullanılan bir terim. yoğunluk. Birim oylumdaki mol ya da eşdeğer ağırlık sayısı türünden çözünenin ağırlık ya da oylumca yüzdesi. Derişim. Yoğunlaştırma. Yığma. Hacim küçültme. Toplaşım.