Span türkçesi Span nedir

  • Karış.
  • Bukağılamak.
  • İçermek.
  • Karışla ölçmek.
  • Süre.
  • Üzerine köprü kurmak.
  • Karışlamak.
  • Bağlamak.
  • Uzatmak.
  • Kapsamak.
  • Germek.
  • Arabaya koşmak.
  • Üstünden geçmek (kemer yolun).
  • Yaymak.
  • Yayılmak.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Sıkıca bağlamak.
  • Üstünden geçmek (köprü bir yerin).

Span ile ilgili cümleler

English: This spider can have a leg span of up 6 inches.
Turkish: Bu örümcek 6 inçe kadar bir bacak uzunluğuna sahip olabilir.

English: The bridge has a span of 100 meters.
Turkish: Köprünün 100 metre uzunluğu var.

English: The life span of a butterfly is short.
Turkish: Bir kelebeğin ömrü kısadır.

English: According to a recent study, the average life span of the Japanese is still increasing.
Turkish: Son çalışmaya göre, Japonların ortalama hayat süresi hâlâ artıyor.

English: What is the average life span in Japan?
Turkish: Japonya'da ortalama yaşam süresi nedir?

Span ingilizcede ne demek, Span nerede nasıl kullanılır?

Span error : Erim hatası.

Span new : El değmemiş. Son moda. Gıcır gıcır. Tamamen yeni. Yepyeni.

Span roof : Beşik çatı. Balık sırtı çatı. Balıksırtı çatı.

Span worm : Tırtıl. Küçük bir tırtıl türü.

Attention span : Dikkat aralığı. Dikkat süresi. Dikkat genişliği.

Spick and span : Gıcır gıcır. Taptaze. Yepyeni. İki dirhem bir çekirdek. Tertemiz. Çok şık.

 

Life span : Ömür. Hizmet süresi. Yaşam süresi.

Eye voice span : Göz-ses genişliği.

Spandrels : Tabla. Üçgenimsi. Kemer köşeliği. Köşelik. Kemer üstü bölmesi. Kemer üstü dolgusu. Yivli boyun. İki katarası boşluğu.

Wing span : Kenar açıklığı. Kenar açıklık. Kanat açıklığı. Genişçe açtığında bir kuşun kanatları arasındaki mesafe.

İngilizce Span Türkçe anlamı, Span eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Span ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rivet : Perçin çivisi. Perçinlemek. Konsantre olmak. Perçinle tutturmak. Perçin. Dikmek (göz). Perçin cıvatası. Kenet mili.

Affiliating : Birleştirmek. Tanımak. Kabul etmek. Evlat edinmek. Yakınlaşmak. Üyeliğe kabul etmek. Üye olarak almak. Birleşmek. Üye olmak. Katmak.

Cover : Kılıf. Üstünü kapatmak. Sakınmalık. Korumak. Bir anlaşmada taraflardan birine ait sorumluluğun bir başkası tarafından söz, mal veya para biçiminde yüklenilmesi. bk. kefalet. Örtü. Kapatmak. Güvence. Bastırmak.

Attention span : Dikkat süresi. Dikkat aralığı. Dikkat genişliği.

Drew : Demlemek. Teşvik etmek. Keşide etmek. Yazmak. Kağıt çekmek. Mississippi eyaletinde şehir. Sorguya çekmek. Yaklaşmak. İkna etmek. Almak.

Bespread : Saçmak. Örtmek. Kaplamak. Lekelemek. Bulamak. Bulaştırmak.

Attaches : Tutturmak. Bitiştirmek. Yüklenmek. Eklemek. Takmak. Haczetmek. İlişkin kılmak. Bağlanmak. Ekleme yapmak.

Blanket : Örtbas etmek. Battaniye. Engel olmak. Bütün olasılıkları içeren. Üretken bölge. Battaniyeye sarmak. Sınırsız. Reaktör kalbinin çevresine ya da içine yerleştirilen ve zincir tepkimesi yapabilen unsurlardan oluşan kapalı bölge. Sarıp sarmalamak.

 

Count in : Saymak. Dahil etmek. Katmak. Hesaba katmak.

Abstract syntax tree : Soyut söz dizimi ağacı. Soyut sözdizim ağacı.

Span synonyms : broadcasts, distance, continue, absolute loader, compassed, comprehends, continuance, embrace, delate, encapsulate, distending, hang on, belabored, bespreading, branch out, accent char, affiliates, spans, accent bar, conveys, belabor, hung on, beam, gamut, arborized, spanning, accessing, gamuts, contain, hitch, hitching, embody, apply.

Span zıt anlamlı kelimeler, Span kelime anlamı

Call option : Alım opsiyonu. Satınalma opsiyonu. Emtia veya finansal kağıtları satın almak için önceden kararlaştırılmış hakkın kullanılması. Alış opsiyonu. Satin alma opsiyonu. Bir hisse senedini komisyon karşılığı önceden tespit edilen tarihte ve fiyattan satınalma hakkı.

Put option : Vadesinden önce bir varlığın önceden belirlenmiş bir fiyattan satılması. Satma opsiyonu. Alıcısına, belirli bir tarihte veya tarihe kadar bir varlığı belirli bir fiyattan satma hakkı veren sözleşme. krş. alım seçme yetkisi. Seçmeli vadeli satış işlemi. Satım seçme yetkisi. Satım opsiyonu. Satıcının teslim etme opsiyonu.

Dirty : Pislenmek. Fırtınalı. Terbiyesiz. Kirlenmek. Rezil. Ahlaksız. Müstehcen. Kirletmek. Pislemek. Edepsiz.

Span ingilizce tanımı, definition of Span

Span kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Eighth of a fathom. Nine inches. As, to span a space or distance. To measure by the span of the hand with the fingers extended, or with the fingers encompassing the object. The space from the thumb to the end of the little finger when extended. To be matched, as horses. To span a cylinder.