Spears türkçesi Spears nedir

  • Zıpkınlamak.
  • Kargılamak.
  • Kargı.
  • Mızrak saplamak.
  • Mızraklı adam.
  • Mızrakla vurmak.
  • Zıpkın.
  • Mızrak.
  • Mızraklamak.

Spears ile ilgili cümleler

English: The soldier worries about spears.
Turkish: Asker mızraklarla ilgili endişeleniyor.

English: They threw spears at us.
Turkish: Onlar bize mızraklar attı.

Spears ingilizcede ne demek, Spears nerede nasıl kullanılır?

Spear carrier : Kın (bıçak vb). Bir opera korosu üyesi için kullanılan takma isim.

Spear gun : Zıpkın tüfeği. Zıpkın. Sualtında balık avlanmaya yarayan ucu çengelli mızrak.

Spear side : Erkek tarafı.

Asparagus spear : Kuşkonmaz filizi.

Eel spear : Zıpkın. Yılanbalıklarına saplamak için kullanılan çatallı bir zıpkın türü.

Spearhead shaped : Mızrak başına benzer.

Fish spear : Zıpkın. Balık mızrağı.

Spearheaded : Mızrak başı. Harekete lider olmak. Başı çekmek. Mızrakbaşı. Öncülük etmek. Mızrak ucu. Önayak olmak. Öncü.

Sell at the spear : Mezatta satmak.

Spearhead : Öncü. Mızrak ucu. Mızrakbaşı. Mızrak başı. Öncülük etmek. Önayak olmak. Başı çekmek. Harekete lider olmak. Önayak olan kişi.

İngilizce Spears Türkçe anlamı, Spears eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spears ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Hold forth : Sunmak. Uzun uzadıya konuşmak. Nutuk söylemek. Yüksekten atmak. Söylev vermek. Lafı iyice uzatmak. Önermek. Öne sürmek. Nutuk çekmek. Nutuk atmak.

Speared : Şiş saplanmış. Mızrakla delinmiş. Şişlenmiş.

Mouth : Zırlamak. Kesici aletlerin keskin yanı. Sürekli aynı şeyleri söylemek. Giriş yeri. Dudaklarını kıpırdatmak. Boğaz. Dudak bükmek. Tane tane söylemek. Dırdır etmek. Geme alıştırmak.

Bark : Gemi. Bağırmak. Öksürük. Barka. Kabuk. Ağaç kabuğu. Sıyırmak. Yelkenli üç direkli gemi. Havlama.

Talk about : Yad etmek. Hakkında görüşmek. Mevzubahis etmek. Söz etmek. Bahsetmek. Lafını etmek. Hakkında konuşmak. -i konuşmak. Dem vurmak.

Proceed : Dava etmek. Devam etmek. Girişmek. Sürmek. Davranmak. İlerlemek. Dava açmak. Doktor ünvanı kazanmak. Çıkmak.

Read : Anlamına gelmek. Okuluna gitmek. Okuma. Kaydetmek. Okunmak. Okumak. Göstermek. Yorumlamak. Çözmek.

Lancing : Mızraklama. Neşterle kesme. Üfleme borusu kullanımı. Neşterle kesmek.

Deliver : Yapıştırmak. Yapmak (konuşma). Dağıtmak (gazete, mektup vb'ni). Doğurtmak. Vermek. Teslim etmek. Atmak. Söylemek. Serbest bırakmak. İletmek.

Jaw : Vırvır. Ağız. Gevezelik. Uzun konuşmak. Laflamak. Omurgalılarda kemik ya da kıkırdak ile desteklenen, dişleri taşıyan ve ağzın açılıp kapanmasını sağlayan yapı. omurgasızlarda bu görevi taşıyan benzer yapı. Sıkıcı öğütler vermek. Çene. Sıkıcı konuşmak.

Spears synonyms : dish the dirt, siss, mussitate, monologuise, speak in tongues, yack away, blubber out, shoot one's mouth off, lip off, monologuize, drone on, yap away, talk of, sizz, mouth off, phonate, clack, sibilate, eelspear, shout, gaffing, gulp, discourse, reed, dally, chat up, gigging, palaver, jabber, gossip, carry on, philander, javelins.

 

Spears zıt anlamlı kelimeler, Spears kelime anlamı

Whisper : Dedikodu yapmak. Fıs fıs konuşmak. Hışırdamak. Fısıldaşmak. İma. Fısıltı ile konuşmak. Dedikodu. Fısfıs. Fısıldamak. Kulağına söylemek.

Shout : Kışkırmak. Haykırmak. Haykırış. Bağırmak. Bağırış. Çağırmak. Seslenmek. Ses. Bağırma. Bağırarak söylemek.

Close up : Kapatmak (işyerini). Bitirmek. Kapatmak. Şıkışmak. Sıklaşmak. Samimi anlatım. Kapamak. Birbirine yaklaşmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Omuz çekimi.

Spears antonyms : specify, act.