Spoiling türkçesi Spoiling nedir

Spoiling ile ilgili cümleler

English: I want you to stop spoiling the kids.
Turkish: Çocuklara yüz verip şımartmaktan vazgeçmeni istiyorum.

English: You're spoiling me.
Turkish: Beni şımartıyorsun.

Spoiling ingilizcede ne demek, Spoiling nerede nasıl kullanılır?

Spoiling for a fight : Kavgacı. Kavgaya susamış. Kavga arayan.

Be spoiling for : İstemek. Aramak. Aranmak.

Microbial spoiling in feeds : Yemlerde mikrobiyal bozulmal. Yem maddeleri ve karma yemlerin her gramında mantar sayısının 1000, bakteri sayısının 10 000’in üzerine çıkması, candida albicans maya türünün yemle fazla miktarda alınmasıyla oluşan; bakterilerin, genellikle yemde veya hayvan vücudunda salgıladıkları zehirlerle, mayaların kandidiyazise neden olmalarıyla, mantarların ise yemdeki besin maddelerini tüketerek besin madde kaybına neden olmaları ve metabolizma ürünleri olan mikotoksinlerin hayvanlara zarar vermesine yol açmasıyla belirgin bozulmalar.

Despoiling : Yağmalamak. Soygunculuk. Soymak (yağma). Soymak.

Spoil bank : Cüruf yığını.

Too many cooks spoil the broth : Çok kişi tarafından üstüne alınan veya karışılan konu başarılı olmayacaktır. Horozu çok olan köyde sabah erken olur. Horozun çok olduğu yerde sabah erken olur. Horozu çok olan köyün sabahı geç olur. Nerde çokluk. Nerede çokluk orada bokluk. Nerde çokluk orda bokluk. Orada bokluk. Nerede çokluk orda bokluk. Çok sayıda ahçı et suyuna çorbanın tadını kaçırır.

 

Spoiler : Uçak fren kanadı. Spoyler. Çapulcu. Berbat eden. Kanatların üzerindeki hava akışını dağıtarak veya bozarak kaldırma kuvvetini azaltan kumanda yüzeyi. Hız kesici kanat. Bozan. Hava freni. Rüzgarlık. Hava deflektörü.

Spoiled : El bebek gül bebek. Berbat olmuş. Nazenin. Şımarık. Kusurlu. Defolu. Gül bebek. Bozulmuş. Bozuk (yiyecek veya içecek). Şımartılmış.

Spare the rod spoil the child : Kızını dövmeyen dizini döver.

Spoil things : İçine etmek. Pişmiş aşa su katmak.

İngilizce Spoiling Türkçe anlamı, Spoiling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spoiling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mildew : Pas. Küflendirmek. Külleme. Külleme mantarlarının çeşitli bitkilerde oluşturduğu mantar hastalığı. Mildiyu. Küflenmek. Küf.

Detractive : Azaltıcı. Küçültücü. Uzaklaştırıcı.

Cavity : Kavitas. İçi parlatılmış, değişmez sıcaklıkta kalabilen bir küre ve çok küçük bir delik. bu delikten içeri gönderilen ışık içerde sonsuz sayıda yansır; böylece ışık tüm soğurulmuş olur. bu da kara cisim koşulunu sağlar. Boşluk. Diş çukuru. Oyuk. İçi boş oyuk. Kovuk. Delik. Çukur.

Deteriorating : Fenalaşmak. Bozulmak. Gerilemek. Kötüleşmek. Bozulan (sağlık, durum vb). Bozmak.

Broken down : Bozulmuş. Düşkün. Bozuk. Yıkılmış. Çökük. Çökmüş. Yıkık. İşi bitmiş. Bitkin.

Breakings : Zorla girme. Zorla bir binaya girme. (kuyruk veya sıra) kaynak yapma. Kırılma. Kıran. Parçalama. Kopma. Kırma. Ufalanma.

 

Corrupting : Ayartıcı.

Addlings : Çürütmek. Kafa karıştırmak. Bozulmak. Kokmak. Şaşırtmak. Bozmak. Çürümek. Kokuşturmak. Cılk.

Mold : Biçimlendirmek. Kalıba dökmek. Yaradılış. Küflenmek. Şekil vermek. Küf. Kalıp. Şekil. Küflendirmek.

Bad : Rahatsız. Perişanlık. Bozuk. Fena. Sert. Sahte. Yıkım. Aynasız. Kokuşmuş.

Spoiling synonyms : changing, cancelation, carious tooth, disruption, black and blue, cavities, spoilage, conversion, carious, obstruent, disturbing, destructive, disruptive, corruptions, breaking, crossing out, contusions, effacer, addles, decay, bruise, deteriorative, distorting, addle, spoil, corruptive, mould, demolisher, deforming, injury, cancellations, annulment, effacers.