Standpoints türkçesi Standpoints nedir

Standpoints ingilizcede ne demek, Standpoints nerede nasıl kullanılır?

From the standpoint of : Yönünden. Açısından. Bakımından.

Standpoint : Bakış açısı. Görüş çekidi. Bakım. Görüş açısı. Görüş noktası. Görüş.

İngilizce Standpoints Türkçe anlamı, Standpoints eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Standpoints ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cityscape : Şehir fotografı veya şehir resmi. Kentsel peyzaj. Şehrin görüntüsü. Şehir manzarası.

Outlook : Tahmin. Seyredilen yer. Görünüm. İleriki olasılıklar. Görünüş. Görüntü.

Arguments : Tartışma. İşlenen konu. Kanıt. Delil. Münakaşa. İddia. Konu. Parametreler. Savunma.

Perspective : Görünüm. Açı. Bakımlık. Bir gözlemcinin, gözlediği olaya bakış açısı ya da olaylar karşısındaki konumu. Derinlik. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Uzaydaki nesnelerin belli bir görüş noktasına göre, belli bir yüzeye gerçek görünüşüyle aktarılması; böylelikle ikiboyutlu yüzeyde üçboyutlu, derinlemesine görünüş sağlanması. Perspektif. Görünge.

Concept : Dünyadaki nesnelerin, durumların, hareketlerin ve tasavvurların dildeki ifadesidir. kavramın değeri, niteliği aynı dili konuşan kimselerce aşağı yukarı aynıdır: ekmek, su, susuzluk, tembellik, delikanlı, dörtnala, tutumlu vb. Telakki. Kavram. Tasavvur. Konsept. Bir olay, nesne, durum ya da koşula, ayrıtsal özelliklerini bireştirerek kavranabilirlik kazandıran düşünsel bütünlük. Hayal etme. Bir şey üzerinde birçok ayrı algıları kapsayan genel düşünce. bir olay, bir nitelik ya da nicelik üzerinde oluşan zihinsel imge. kaplamı ve içeriği bir im ya da sözle anlatılarak anlam kazandırılan soyut düşünce. Sözcüklere gerçek anlamlarını vermek ve bunlar aracılığıyla düşünmek, olayların ve süreçlerin özünü kavrayıp temel yanlarına ve özelliklerine ilişkin genellemeler elde etmek olanağını sağlayan, nesnel çevrenin insan düşüncesindeki yansıma biçimi.

 

Conception : Kavrama. Konsepşın. Fikir. Kavrayış. Kavram. Gebe kalma. Anlayış. Döllenmiş yumurtanın döl yatağına ulaşması, gebelik sürecinin başlaması, gebeliğin ana tarafından tanınmaya başlaması, konsepşın. Olaylar, düşünceler ya da nesneler üzerinde geliştirilen anlayış, değer ve yargı. Kavrama, anlama yetisi. görüş, anlayış.

Stand : Tahammül etmek. Ismarlamak. Dayanmak. Ayaklık. Bulunmak. Ayağa kalkmak. Göğüs germek. Durmak. Devam etmek. Karşı koymak.

Concepts : Hayal etme. Tasavvur. Mefhum. Kavramlar. Kavram. Fikir.

Assess : Değerini biçmek. Değerlendirmeye almak. Belirlemek. Değer biçmek. Yargı. İncelemek. Değerini bilmek. Para cezası vermek. Tahakkuk ettirmek. Talep etmek (bir miktar para).

Cases : Kasa. Delil. Kanıt. Vukuat. Kovan. Hasta. Husus. Kutu. Hukuksal olay. Olay.

 

Standpoints synonyms : outlooks, attitude, viewpoint, avis, angle of vision, stance, case, visual angle, feeling, angle, point of view, aspect, field of regard, standpoint, landscape, stand point, angle of view, field of vision, position, complexion, viewpoints, angle of sight, vantage point, slant, common ground, stances, apprehension, contention, line of sight, ken, posture, aspects, kens.