State of affairs türkçesi State of affairs nedir

State of affairs ingilizcede ne demek, State of affairs nerede nasıl kullanılır?

State : Eyalet. Duru. Tantana. Heyecan. Söylemek. Ayıtmak. Devlet. Bilgisayar, hukuk, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Görkem. Değişkenlerin değerleri verildiğinde, dizgenin kesinlikle tanımlanan belirli durumu.

Of : In. Li. Karşı. -den övünerek bahsetmek. Hakkında. -nin. -li. -in. -den. Yüzünden.

Affairs : İşler. Umur. Gidişat.

State of a system : Dizgenin durumu. Sistemin durumu.

State of aggregation : Yığın durumu. Yığışım hali. Maddenin fiziksel durumu. Özdeğin bir yere birikmiş doğabilimsel hali : katı, sıvı ya da gaz halleri. Küme durumu. Agregasyon hali.

State of business : Tecimin içinde bulunduğu durum. Ticari durum. Tecim durumu.

State of nature : Tabiat hali. Doğa hali. Doğal durum. Doğal hal.

State of the art : Gelişmiş. Modern. En gelişkin. Teknolojinin bugünkü durumu. Tekniğin bilinen durumu (patent). En yeni. Gelişme seviyesi. Gelişme seviyesi (sanat veya teknoloji için). Teknoloji harikası.

State of being an agha : Ağalık.

State of equilibrium : Denge hali. Dinginlik durumu. Denge durumu. Denge durumu dinginlik durumu.

İngilizce State of affairs Türkçe anlamı, State of affairs eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak State of affairs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Doings : İş. Tavır. Zımbırtı. Muamele. Şeyler. İşler. Şey. Faaliyetler. Faaliyet. Hareket.

Anecdotes : Anektodlar. Kısa hikaye. Fıkra. Anekdotlar. Anekdot.

Airy fairy : Maval. Gerçeğe dayanmayan (resmi olmayan ). Pratik olmayan. Nazik (ingiltere ingilizcesi). Saçma. Hayal ürünü. Hayali.

Terms : Samimiyet. Ücret. Vadeler. Anlaşma koşulları. Yakınlık. Şartlar (kontrata ait). Fiyat. Ara.

Tenors : Akış. Tenor. Cereyan. Aslının aynı nüsha. Asıl suret. En tiz erkek sesi (tenor). Vade. Gidiş. Anlam.

Quality : Özdek ya da olayların özünü, durumunu ve başkalarından ayrımını belirleyen özelliklerin tümü. Nesnelerin sayıya vurulamayan ya da sözlü olarak dile getirilebilen özelliği. Tını. Ses rengi. Fizik, kimya, madencilik, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yapı. Asalet. Nitelik. Vasıf.

Arbitrariness : Saymacalık. İndilik. Gelişigüzellik. Bir ölçek sınarının seçimi, ölçek konum ve ağırlıklarının saptanmasında, öznel ve ölçünsüz yargılara dayanma. Kendincelik. Keyfi hareket. Nedensizlik. Buyrultusallık. Keyfilik.

Case : Tuhaf tip. Olay. Çanta. Bir konu, sorun, durum ya da sürecin gözlenmesi için elverişli ya da örnekçeli olduğu gerekçesiyle seçilen ve derinliğine gözlem konusu yapılan birim olay. Kovan. Örnekolay. Filmlerin taşınmasında kullanılan, yangına karşı korumalı, genellikle madenden ya da üzeri maden levhayla örtülü kap. Kutulamak. Husus. Adın cümle içinde bulunduğu dil bilgisi şekli; yalın veya eklerle genişletilmiş olarak aldığı geçici durum. türkçede adlar yalın, yükleme, ilgi, bulunma, yönelme, çıkma ve vasıta durumlarına girerler: || yalın durum kapı (kapı kırıldı). || yükleme durumu kapıyı (kapı+y+ı çaldı). || ilgi durumu kapının (kapı+nın kolu). || yönelme durumu kapıya (kapı+y+a gitti). || bulunma durumu kapıda (kapı+da kaldı). || çıkma durumu kapıdan (kapı+dan döndü). || vasıta durumu kapıyla (kapı+y+la kolu, çocuk+la annesi) vb. || ad durumu ekleri, yukarıda belirtilen temel görevleri dışında daha başka bazı işlevler ile de kullanılır: sen+den küçük, su+dan cevap vb. türkçenin tarihi dönemlerinde eşitlik (equativus: +ça); yön gösterme (direktivus: +garu) ve vasıta (instrumentalis: +(ı)n/+(u)n durumları, belirtilen özel eklerle karşılanırdı. bugün bu durum ekleri türkiye türkçesinde yerlerini edatlara bırakmıştır. eat’de uçın>üçin edatı da sıklıkla ekleşerek + çun/+çün sebep gösterme ekine dönüşmüştür. buna bk.

 

Attitude : Bireyin insanlar, olaylar ve cansız varlıklar karşısında takındığı davranış biçimi. Davranışları güdüleyen kalıplı ve kazanılmış eğilim ya da yatkınlık. Görüş. Duruş. Konum. Yargı. Uyumlu duruş. Belli nesnelere, olaylara, kişilere karşı belli biçimde davranma yolunda toplumsal olarak kazanılmış eğilim ya da yönelim. Düşünce.

Account : Rapor. Tanım. Düşünmek. Açıklamasını yapmak. Yakalamak (av). Hesaba katma. Hesap. Hesap vermek. Kar.

State of affairs synonyms : tenor, course, event, comportment, fabling, boloneys, estate, phenomena, anecdote, condition, complexion, goings on, claptraps, baloney, aspects, postured, baloneys, position, status, fable, configuration, attitudes, boloney, matter of fact, stance, current situation, facts, aspect, affair, demeanour, context, complexions, fables.