Stomata türkçesi Stomata nedir

Stomata türkçesi ne demek">Stomata ingilizcede ne demek, Stomata nerede nasıl kullanılır?

Stomatalgi : Stomatalji. Ağız ağrısı, stomadini.

Cyclostomata : Yuvarlak ağızlılar. Yuvarlak ağızları olan bir deniz omurgalıları sınıfı.

Merostomata : At nalı yengeçgilleri. Dev su akrepleri ve at nalı yengeçleri. Dev su akrepleri.

Stomatic : Ağıza ilişkin. Ağızlı.

Stomatitis : Ağız iltihabı. Ağız yangısı. Stomatitis. Ağız mukozasının yangısı. Stomatit. Mukoza iltihabı.

Stomatology : Stomatoloji. Ağız bilimi.

Stomatopathy : Ağız hastalığı. Stomatopati.

Stomatoplasty : Stomatoplasti. Estetik ağız ameliyatı.

Stomatomycosis : Stomatomikozis. Ağzın mantarlı hastalığı. Stomatomikoz.

Stomatomalacia : Ağız yumuşaması. Stomatomalasi.

İngilizce Stomata Türkçe anlamı, Stomata eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stomata ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tum : Mide. Davul sesi. Karın.

Belly : Yakınmak. Gövdenin, kaburga alt kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi. Karın. Karnı. İştah. Omurgalı hayvanlarda vücudun sindirim organını içine alan, memelilerde göğüsten bir diyafram ile ayrılmış bölgesi. eklem bacaklı hayvanlarda ve bazı poliket solucanlarda vücudun arka bölgesi. 3.tunikatlarda mide ve bağırsağı kapsayan bölge. abdomen. Göbek. Şişmek. Mide. Telli çalgının ön kısmı.

 

Underbelly : Hassas bölge veya nokta. (bir şeyin) zayıf veya korunaksız kısmı veya parçası. Karnın alt kısmı. Tekin olmayan yer veya bölge. Belin alt kısmı. Belaltı. Bel altı.

Gastrointestinal tract : (anatomi terimi) bağırsak yolu. Sindirim borusu. Mide bağırsak yolu. Sindirim kanalı. Gastrointestinal kanal. Mide bağırsak kanalı. Mide-bağırsak kanalı. Sindirim sisteminin sindirimin gerçekleştiği ve atıkların giderildiği yiyeceklerin geçtiği boru şeklindeki geçidi (farenks, yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsakları içerir ve ağızdan anüse kadar uzanır). Mide-bağırsak kanal. Sindirim yolu.

Stoma : Gözenek. Epidermis dokusunda bitkilerin gaz alışverişini yapan, yaprak dokusundan su buharının geçişini hızlandıran ve epidermis hücrelerinden farklı olarak klorofil içeren, böbrek biçimindeki iki hücrenin aralarında açıklık bırakarak oluşturdukları yapılar. Epidermis dokusunda bitkilerin gaz alış verişini yapan yaprak dokusundan su buharının (terleme) geçişini hızlandıran ve epidermis hücrelerinden farklı olarak klorofilli, böbrek şeklindeki iki hücrenin aralarında açıklık bırakarak oluşturdukları yapılar. stoma. Ağız, delik, açıklık. Ağız. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Stoma.

Abdominal aorta : Şahdamar. Karın aortu.

Alimentary tract : Sindirimin gerçekleştiği ve atıkların çıkartıldığı. (anatomi terimi) sindirim borusu. Sindirim bölgesi. Sindirim kanalı. Sindirim sistemi veya kanalı. Yiyeceklerin geçtiği sindirim sisteminin boru şeklindeki kanalı (ağızdan anüse kadar uzanır ve yutak, yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsağı kapsar). Mide-bağırsak yolu.

 

Digestive tract : Sindirim sisteminin içinden besinlerin geçerek sindirimin gerçekleştiği ve atıkların elendiği boru şeklindeki geçidi (ağızdan anüse kadar uzar ve gırtlak yemek borusu mide ve bağırsakları içerir). (anatomi) sindirim kanalı. Sindirim sistemi kanalı. Sindirim bölgesi. Sindirim kanalı. Sindirim borusu. Sindirim organı.

Trunk : Kolsuz. Bacaksız ve kafasız insan vücudu. Ç.erkek mayosu. Fil hortumu. Yüklük. Şehirlerarası konuşma. Ana hat. Gövde. Bilgisayar, biyoloji, jimnastik alanlarında kullanılır. Telefon hattı.

Omphalos : Merkez. Orta yer. Göbek.

Stomata synonyms : gastroepiploic vein, second stomach, internal organ, gi tract, abdominal muscle, first stomach, vena gastrica, epigastric fossa, arteria gastrica, third stomach, gastric artery, omphalus, fourth stomach, gastric vein, body part, digestive tube, pit of the stomach, vena gastroomentalis, colic artery, gastroomental vein, arteria colica, psalterium, belly button, ab, bowel, torso, tummy, bellybutton, alimentary canal, rumen, abomasum, abdominal cavity, pores.

Stomata zıt anlamlı kelimeler, Stomata kelime anlamı

Forbid : Memnu kılmak. Olanak vermemek. Yasaklamak. Engel olmak. Yasak etmek. Haram etmek. Menetmek. Men etmek.

Disallow : Karşı çıkmak. Menetmek. Golü iptal etmek. Müsaade etmemek. İptal etmek. Reddetmek. İzin vermemek. Kabul etmemek. İnkar etmek. Saymamak.

Disinclination : İsteksizlik. Niyeti olmama. Gönülsüzlük.