Tum nedir, Tum ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

1.Ham incir. 2.Erkek incir. 3.Olgunlaşmış bir ocak fındık.

Tümü, eksiksiz, hepsi.

1.İki tarla arasına toprak, taş ve benzerleri şeylerle yapılan sınır : Tuma, ağaç diktim. 2.Tarla kıyılarında ekilmeyerek bırakılan dar yer.

Arı kovanının kapağı.

Nem, çiy.

Sulanacak tarlayı boyuna ayıran toprak yığınları.

Arıcılıkta, ağaçlara yerleştirilen kovanların tahta zemini.

Tum anlamı, tanımı

Arı kovanı : Arıların içinde bal yaptıkları çeşitli maddelerden yapılmış yuva

Eksiksiz : Eksiği olmayan, tam, tamam. Tam olarak. İyi, namuslu, temiz.

Arıcılık : Arıcının yaptığı iş.

Yığınla : Çok, pek çok.

Ekilme : Ekilmek işi.

Bırakı : Bırakılmış, terkedilmiş, eskimiş, beğenilmeyip atılmış, artık.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

Boyuna : Uzunlamasına. Ara vermeden, durmaksızın.

Arıcıl : Bal arılarını yiyerek geçinen, serçeden az büyük, türlü renkli ve bağ bozumu zamanı gelen bir göçmen kuş. [Bakınız: arı şahini].

Fındık : Kayıngillerden, kuzey yarım kürenin ılık yerlerinde ve yurdumuzun genel olarak Doğu Karadeniz bölgesinde yetişen, boyu 6-7 metre, yaygın tepeli bir ağaççık (Corylus avellana). Bu ağaççığın sert bir kabuk içinde bulunan yağlı, nişastalı ürünü. Hileli zar.

 

Ayıran : Işığı yalın ögelerine ayırma özelliği olan.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Sınır : İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.

Kapağ : Kapak.

Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Kara tahta.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

Zemin : Taban, döşeme, yer. Kumaş, süslü kâğıt, halı, yer muşambası, tablo vb. desenli nesnelerde, biçimlerin üzerinde yer aldığı renk. Yeryüzü, dünya. Temel, dayanak. Ortam.

Arıcı : Bal almak için arı yetiştiren kimse.

Kovan : Fişeğin kapsül, barut ve kurşun taşıyan yuva bölümü, kapçık. Yayık. Çoğunlukla toprak veya tahtadan yapılmış olan arı barınağı.

Kıyıl : Kaçma, kurtulma : Sen bu işte bir kıyıl yolağı bulursun.

Diğer dillerde Tulumlu anlamı nedir?

İngilizce'de Tulumlu ne demek ? : ascidia