Straights türkçesi Straights nedir

Straights ingilizcede ne demek, Straights nerede nasıl kullanılır?

Straight ahead : Dümdüz. Dosdoğru. Tam karşıda. Doğruca.

Straight angle : Dik açı. Düz açı. Doğru açı.

Straight arch : Dik kemer.

Straight arm : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut. Göster.

Straight as a die : Dümdüz. Mert. Dürüst. Özü sözü bir. Dosdoğru. Doğru.

Straight chassis : Düz şasi.

Straight bond : Birincil piyasada satılan, yıllık veya altı aylık faiz ödemesi olan borç senedi. Düz tahvil.

Straight edge : Düz kenar. Düzgün kenar. Mastar. Düz mastar. Keskin kenar. Sigara ve uyuşturucudan uzak yaşamayı seçmesi. Bir kişinin hayatı boyunca alkol. Düz kenarlı.

Straight bill of lading : Adına yazılı konşimento. Nama yazılı konşimento. Üzerinde sahip olanın isminin yazılı olduğu ve ciro edilemeyen gönderim belgesi. Ada düzenlenmiş konşimento. İsme yazılı gönderim belgesi.

Straight copy : Doğrudan kopya.

İngilizce Straights Türkçe anlamı, Straights eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Straights ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Advisable : Akla uygun. Mantıklı. Münasip. Müsait. Makul. Akıllıca. Uygun. Tavsiye edilebilir. Akla yatkın.

Cheese : Çapraz bobin. Sünnet olmamış cinsel organın derisi içerisinde biriken beyaz salgı. Peynir. Meyve konservesi. Peynir kalıbı. Ebegümeci.

Straighter : Karşı cinse ilgi duyan. Daha düz. Dik. Direkt. Dürüst. İskontosuz. Güvenilir.

Marble : Mermer gibi boyamak. Mermerden yapılmış. Ebrulamak. Duygusuz. Donuk. Misket. Mermer. Zıpzıp.

Straightest : İskontosuz. Dürüst. Dik. Sek. Katışıksız.

Clear cut : Açık ve net. Keskin hatlı. Açık. Açık biçimde tanımlanmış. Kolay anlaşılır. Biçimli. Kesin. Belirgin.

Thro : Sürmek. Dayanmak. Sayesinde. Bir uçtan bir uca. Baştan başa. İçinden. Atlatmak. Arasından. Tamamen.

Plateau : Süslü tepsi. Plato. Düzlül. Düzlek. Karıştırma. Kaba ayar tertibatı. (yükseliş sonrası) durağan bir noktaya gelmek. Yayla. Yüksekte yer alan büyükçe ve düz toprak parçası.

Levelness : Hiza. Yataylık. Yüzey düzgünlüğü. Düz olma niteliği veya durumu. Soğukkanlılık.

Straights synonyms : change posture, dead ahead, soundly, beeline, as the crow flies, flush, levigate, open and aboveboard, flattest, plainness, urbs, esplanade, clean cut, dam, just so, becoming, straight line, fen, authentic, horizontals, right on, according to cocker, straightaway, flatness, glace, authentics, towns, flat, levelly, right ahead, city, bee line, kosher.

Straights zıt anlamlı kelimeler, Straights kelime anlamı

Bend : Bükme. Eğmek. Yönelmek. Boyun eğmek. Eğme. İşi e geldiği gibi değiştirmek. Dönemeç. Çevirmek. İşe geldiği gibi değiştirmek. Bükmek.

Crooked : Çökmüş. Yamuk. Eğri. Hilekar. Eğri büğrü. Dolandırıcı. Sahtekar. Deforme olmuş. Namussuz. Bükülü.

Horizontal : Düz. Yatay. Yatay düzlem. Yerçekimi doğrultusuna dik düzlem. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Horizontal. Yatay yerleştir. Yatay çizgi. Ufka ait. Ufki.

Straights antonyms : inclined, indirect.