Strait türkçesi Strait nedir

  • Boğaz (denizde).
  • Darlık.
  • İki denizi veya bir denizle okyanusu birbirine bağlayan dar geçitler.
  • Üzüntü.
  • Ç.sıkıntı.
  • Güç durum.
  • Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar.
  • Darboğaz.
  • Uluslararası ilişkiler alanında kullanılır.
  • Şişede ağza yakın dar bölüm.
  • İki deniz veya su kütlesini birleştiren dar su yolu.
  • Yokluk.
  • Boğaz.
  • Zor veya güç durum.
  • Geçit.
  • Sıkıntı.

Strait ile ilgili cümleler

English: Thursday Island is situated in the Torres Strait between Australia's northernmost Cape York and New Guinea.
Turkish: Thursday adası Avustralya'nın en kuzeyindeki Cape York ve Yeni Gine arasındaki Torres boğazında bulunmaktadır.

English: They put him in a straitjacket.
Turkish: Onlar ona deli gömleği giydirdi.

English: My elderly uncle and aunt are both rather straitlaced.
Turkish: Yaşlı amcam ve halam ikisi de epey katı ahlakçıdır.

English: We put them in straitjackets.
Turkish: Onlara deli gömleği giydirdik.

English: Have you ever gone through the Straits of Magellan?
Turkish: Sen hiç Macellan Boğazından geçtin mi?

Strait ingilizcede ne demek, Strait nerede nasıl kullanılır?

Strait jacket : Deli gömleği.

Strait laced : Mutaassıp. Tutucu. Bağnaz. Dar görüşlü.

Strait of dover : Dover boğazı. İngiliz kanalı'nın en dar kısmı (güney-doğu ingiltere ve fransa'nın kuzeyi arasında). İngiltere ve avrupa kıtası arasındaki en kısa mesafe.

 

Strait of gibraltar : Cebelitarık boğazı. Atlantik okyanusu ve akdeniz'i birbirine bağlayan fas ve ispanya arasındaki dar deniz geçidi (cebelitarık boğazı).

Strait of magellan : Macellan boğazı.

Straited muscle : Çizgili kas.

Taiwan strait : Formosa boğazı. Tayvan ve çin arasındaki boğaz (pasifik okyanusu'nun). Tayvan boğazı.

Be in a strait : Çıkmazda olmak. Bir derdi olmak. Başı belada olmak. Sorun sahibi olmak. Darda olmak. Bir sorunu olmak.

Straiten : Sıkıştırmak. Sıkmak. Darboğaza sokmak. Daraltmak.

Straited striated pebble : Buzulların deyimiyle üstü ince ve derin çizilmiş, dip buzultaşı çakılları. Çizik çakıllar.

İngilizce Strait Türkçe anlamı, Strait eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Strait ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dejectedness : Mutsuzluk. Keyifsizlik. Karamsarlık. Depresyon. Üzgünlük.

Pressures : Sıkışma. Pres. Baskılar. Zorlama. Tazyik. Baskı. Basınç.

Catwalks : İskele. Dar köprü. Dar bir yaya yolu. İki binayı birbirine bağlayan köprü. Podyum. İki bina arasındaki köprü. Kediyolu.

Venturis : Ventüri. Difüzör. Venturi. Hava nazım kelebeği. Ventüri memesi. Venturi borusu. Silindirik bir yapıya sahip havanın suyun içinden hızlı bir şekilde geçtiği popüler bir protein skim.

Gorge : Tıkınmak. Gırtlak. Tıka basa yemek. Yemek atıştırmak. Oburluk. Tiksinti. Atıştırmak. Tıkanmak. Tıka basa doldurmak.

Constrictor : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sıkıcı adale. Boa yılanı. Sıkıcı adele. Çekici ya da kısaltıcı olan. Konstriktor. Konstriktör. Büzücü, sıkıcı. Büzücü.

 

Hardships : Zorluk. Yoksulluk. Cefa. Güçlük.

Narrow : Kıt kanaat. Sınırlı. Ensizleşmek. Cüzi. Sıkı. Çekmek. Daraltmak. Parasızlık. Anca yeten. Az.

Destitution : Mahrumiyet. Fakr u zaruret. Fakirlik. Kimsesizlik. Fakru zaruret. Yoksulluk. Aşırı yoksulluk.

Causeways : Geçit yol. Bozuk arazide yapılmış geçit. Sedde üstü yolu. Kazıklı yol (göl veya bataklık üzerinden geçen). Alçak veya sulak kesimler yahut sığ sular üzerinden geçen yükseltilmiş yol. Şose. Dolgu yol. Cadde. Bataklıktan geçen yol.

Strait synonyms : venturi, adversities, channel, bottleneck street, bosporus, fix, care, cavalcade, hardship, exiguities, tight corner, fixes, failures, beggarliness, sound, greyness, botheration, agitations, dejection, desolations, constrictions, boredom, blueness, bottlenecks, picking, dearths, bore, aisles, balls ache, droughts, famines, pokiness, pressuring.

Strait zıt anlamlı kelimeler, Strait kelime anlamı

Wide : Geniş bir alanı kaplayan. Adamakıllı. Uzak. Açık. İyice. Tamamen. Vasi. Geniş. Alabildiğine. Engin.

Improper : Açık saçık. Biçimsiz. Yakışıksız. Hatalı. Ahlaksız. Uygun olmayan. Yanlış. Yersiz. Terbiyesiz. Münasebetsiz.

Strait ingilizce tanımı, definition of Strait

Strait kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Strictly. A variant of Straight. A narrow pass or passage. Narrow. Rigorously. To put to difficulties. Not broad.