Straitening türkçesi Straitening nedir
- Sıkıntıya sokma.
- Daraltmak.
- Sıkıştırmak.
- Sıkıştıran.
- Dara düşürme.
- Daralma.
- Sıkıcı.
- Darboğaza sokmak.
- Sıkmak.
Straitening ingilizcede ne demek, Straitening nerede nasıl kullanılır?
Straiten : Darboğaza sokmak. Sıkıştırmak. Sıkmak. Daraltmak.
Straitened : Muhtaç. Zor. Sıkışmış.
Straitened for : Muhtaç. Sıkışmış.
Straitens : Daraltmak. Sıkıştırmak. Darboğaza sokmak. Sıkmak.
Be in straitened circumstances : Eli darda olmak. Yoksulluk içinde yaşamak. Darlık içinde olmak.
Straited striated pebble : Çizik çakıllar. Buzulların deyimiyle üstü ince ve derin çizilmiş, dip buzultaşı çakılları.
Straiter : Sınırlı. Kısıtlı. Sıkı. Dar.
Straited muscle : Çizgili kas.
Straitest : Sınırlı. Kısıtlı. Sıkı. Dar.
İngilizce Straitening Türkçe anlamı, Straitening eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Straitening ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Blocker : Blokör. Tutucu. Bloke edici. Engelleyici. Bloke eden şey. Blok oyuncusu. Önleyici. Blok yapan oyuncu. Tutan şey.
Shrinkage : Çapçekme. Büzülme. Çekilme payı. Çekme. Çekme (kumaşta). Küçülme. Değeri düşme. Ençekme. Fire.
Attenuate : Sindirmek. Seyreltmek. İnceltmek. Kısmak. Hafifleştirmek. Dar. Söndürmek. Hafifletmek. Zayıflatmak.
Limit : Olaylar ve süreçlerde kimi niteliklerin ulaşacağı düşünülen son nicellik değeri. (ing. boundary) evreleri birbirinden ayıran yüzey. Limitlemek. Sınırlandırmak. Kısıtlamak. Sınır koymak. Son sınır. sorumluluk sınırı. en çok eder. saygınlık sınırı. bir niceliğin, hiçbir zaman erişemeden atlamasız olarak yaklaştığı başka nicelik. Limit koymak. Sınır. Hasretmek. Tahdit etmek.
Narrow down : Azaltmak. Kısıtlamak. Sınırlandırmak.
Stricture : Sınırlama. Eleştiri. Striktür. Tenkit. Takbih. Yerme. Zem. Stenoz. Kınama.
Constricted : Kıt. Dar. Sıkışık. Kısıtlı. Daralmış. Sıkılmış.
Narrowed : Daralmak. Daralmış. Kısmak. Daraltılmış.
Shrinkages : Büzüşme. Fire. Çekme (kumaşta). Çekme. Çekme payı. Değeri düşme. Çekilme payı. Ençekme. Küçülme.
Compressive : Sıkıştırıcı. Sıkıştırıcı veya sıkıştırma eğiliminde olan. Baskılı. Basınçlı. Basmaya ilişkin. Bastıran. Kompresif.
Straitening synonyms : bombarding, be urgent with somebody, burden with, sweat, depressions, boring, astringes, beset, besieging, blander, blandest, cheerless, restriction, burdensome, chagrining, depression, constrictions, bear against, bovine, as dull as ditch water, bland, bottle up, besets, constricts, contract, astringing, straitens, bombards, besiege, chagrin, bald, bothersome, straiten.
Straitening zıt anlamlı kelimeler, Straitening kelime anlamı
Effortless : Çaba gerektirmeyen. Zahmetsiz. Gayret etmeyen. Çabasız. Kolay. Çaba göstermeyen. Gayretsiz.

Bu kısımda Straitening kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Straitening ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Straitening anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Straitening ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.