Straitens türkçesi Straitens nedir

Straitens ingilizcede ne demek, Straitens nerede nasıl kullanılır?

Straiten : Daraltmak. Sıkıştırmak. Darboğaza sokmak. Sıkmak.

Straitened : Sıkışmış. Muhtaç. Zor.

Straitened for : Muhtaç. Sıkışmış.

Straitening : Sıkıntıya sokma. Darboğaza sokmak. Daraltmak. Dara düşürme. Sıkıcı. Sıkıştıran. Sıkıştırmak. Daralma. Sıkmak.

Be in straitened circumstances : Eli darda olmak. Darlık içinde olmak. Yoksulluk içinde yaşamak.

Straited muscle : Çizgili kas.

Straitest : Sıkı. Dar. Sınırlı. Kısıtlı.

Strait of gibraltar : Atlantik okyanusu ve akdeniz'i birbirine bağlayan fas ve ispanya arasındaki dar deniz geçidi (cebelitarık boğazı). Cebelitarık boğazı.

Strait of magellan : Macellan boğazı.

Strait of dover : İngiliz kanalı'nın en dar kısmı (güney-doğu ingiltere ve fransa'nın kuzeyi arasında). Dover boğazı. İngiltere ve avrupa kıtası arasındaki en kısa mesafe.

İngilizce Straitens Türkçe anlamı, Straitens eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Straitens ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be urgent with somebody : Zorlamak.

Limit : Limitlemek. Sınır. Olaylar ve süreçlerde kimi niteliklerin ulaşacağı düşünülen son nicellik değeri. (ing. boundary) evreleri birbirinden ayıran yüzey. Sürekli, sonsuz bir değişmenin en son varacağı yer. Sınırlandırmak. Sınırlamak. Erey. Kısıtlamak. Limit koymak.

 

Narrowed : Daralmış. Daraltılmış. Kısmak. Daralmak.

Constricting : Büzmek. Sıkıştıran. Sıkma. Kısıtlamak. Baskı yapmak.

Besieges : Çevirmek. Kuşatma altında tutmak. Kuşatmak. Başına üşüşmek. Etrafını almak. Yağmuruna tutmak (argo terim). Muhasara etmek. Çevresini sarmak. Yağmuruna tutmak.

Narrow down : Sınırlandırmak. Azaltmak. Kısıtlamak.

Astringed : Büzmek. Kabız.

Besiege : Yağmuruna tutmak. Kuşatma altına almak. Kuşatmak. Rahat vermemek. Dört bir yandan sarmak. Kuşatma altında tutmak. Çevirmek. Rahatsız etmek. Bunaltmak.

Situation : Oyunda seyirciyi etkileyen görünüş. vaziyet. Şartlar. Durum. Yer. Yağday. Kişiler arasındaki ilişkide önemli bir durumu getiren ve seyirciyi etkileyen görünüm. tema, uygun bir durum üzerine oturtularak işlenir. Görev. Memuriyet. İş. Hal.

Ailed : Sıkıntıya neden olmak. Sıkıntıya sebebiyet vermek. Hasta olmak. Sıkıntıya sebep olmak. Hastalanmak. Rahatsız olmak. Rahatsız etmek. Sıkıntıya sebep vermek.

Straitens synonyms : astringe, restricts, astringing, ail, confine, besieging, bothers, chagrins, dire straits, attenuate, bore, pass, contracts, bothering, straitening, beset, astringes, chagrin, constrict, constricts, bombard, bear against, narrow, contract, desperate straits, strait, attenuates, burden with, detain, besets, restrict, bombarded, chagrining.

Straitens zıt anlamlı kelimeler, Straitens kelime anlamı

Free : Erkin. Asalak olmayan, beslenme yönünden bağımsız, kendibeslek olan. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Serbest. Hiçbir biçimde herhangi bir koşula bağlı olmayan, özgür olan. Bağımsız. Parasız. Bedava. Beleş. Serbestçe.