Straitened türkçesi Straitened nedir

Straitened ingilizcede ne demek, Straitened nerede nasıl kullanılır?

Straitened for : Muhtaç. Sıkışmış.

Be in straitened circumstances : Eli darda olmak. Darlık içinde olmak. Yoksulluk içinde yaşamak.

Straiten : Sıkıştırmak. Daraltmak. Sıkmak. Darboğaza sokmak.

Straitening : Dara düşürme. Daralma. Sıkıntıya sokma. Sıkmak. Sıkıştıran. Sıkıştırmak. Darboğaza sokmak. Sıkıcı. Daraltmak.

Straitens : Darboğaza sokmak. Sıkmak. Sıkıştırmak. Daraltmak.

Straitest : Kısıtlı. Sınırlı. Dar. Sıkı.

Straited striated pebble : Buzulların deyimiyle üstü ince ve derin çizilmiş, dip buzultaşı çakılları. Çizik çakıllar.

Strait of gibraltar : Cebelitarık boğazı. Atlantik okyanusu ve akdeniz'i birbirine bağlayan fas ve ispanya arasındaki dar deniz geçidi (cebelitarık boğazı).

Strait of magellan : Macellan boğazı.

Strait jacket : Deli gömleği.

İngilizce Straitened Türkçe anlamı, Straitened eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Straitened ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crucial : Çetrefilli. Son. Çok önemli. Ehemmiyetli. Can alıcı. Haç. Kesin. Çapraz. Elzem.

Exacting : Çok emek ve sabır isteyen. Güç. Sert. Yorucu. Zorlama. Zahmetli. Titizlik isteyen. Zor beğenen. İşin titizlikle yapılmasını isteyen (kimse).

 

Tense : Zaman. Stres içinde. Çekimli fiilin karşıladığı kılış veya oluşun içinde geçtiği zaman dilimi: şimdiki zaman, geçmiş zaman, gelecek zaman, geniş zaman vb. fiildeki zaman basit zaman ve birleşik zaman olarak ikiye ayrılır: yazıyor, yazdı, yazacak, yazmış, yazdıydı, yazıyormuş, yazsa, yazmalı, evdeydi vb. || — sen söyle allahını seversen, dedi, bir çocuk ötekine maymun türk mü demiş ne.. o da ona taş atmış. sen tafsilatını daha iyi bilirsin. inzibat meclisleri toplanacakmış. gençlerimiz burada hitabeler irade ediyorlar. taş atan çocuğun kovulmasına rey verenler(...) nasıl dedi bakayım? eşekmişler amma türk de değilmişler onu konuşuyorduk (p. safa, biz insanlar, s. 48) vb. ayrıntı için bk. basit zaman, birleşik zaman. Gergin. Stresli. Çekmek. Germek. Gerilmiş. Gerginleştirmek. Sıkı.

Indigents : Sefil. Züğürt. Yoksul. Fakir.

Crucials : Çok önemli. Elzem. Can alıcı. Ehemmiyetli. Çapraz. Mühim. Kritik. Kesin.

Have a weak chest : Bünyesi zayıf olmak. Eli darda. Göğsünden rahatsız olmak.

Dependent : Asılı. Bağlı. Bkz.dependant. Bağımlı.

Beggarly : Çok az. Sadaka gibi. Yetersiz. Sefil.

Cruel : Çok acı. Zalim. Merhametsiz. Acımasız. Yavuz. Hain. Gaddar. Çekilmez. Amansız. Dayanılmaz.

Necessitous : Fakir.

Straitened synonyms : entrapped, difficult, hard up, deprived, tight, indigent, cruelest, compulsions, bottled up, disadvantaged, compulsion, arduous, jammed, in need, compressed, laboured, dependant, constraints, oppressed, stuck fast, effortful, locked, in need of, destitute of, stick fast, crueler, awkward, embattled, ardous, needer, labored, complicated, destitute.

Straitened zıt anlamlı kelimeler, Straitened kelime anlamı

Graceful : Dal gibi. Hoş. Güzel. Latif. Vakur. Nezaket sahibi. Nazik. Çekici. İnce. İncelikli.

Relaxed : Gevşemiş. Yumuşamış. Gevşemiş (kişi). Rahatlamış. Gevşek.