Stuck on türkçesi Stuck on nedir

Stuck on ile ilgili cümleler

English: Bill seems to be stuck on Mary.
Turkish: Bill Mary'ye aşık gibi görünüyor.

English: Tom got some chewing gum stuck on the bottom of his shoe.
Turkish: Tom'un ayakkabısının altında sıkışmış biraz sakız var.

Stuck on ingilizcede ne demek, Stuck on nerede nasıl kullanılır?

Stuck : Tutmak. Saplanıp kalmak. Çıkıntı yapmak. Çakılıp kalmak. Çakmak. Koymak. Tutturmak. Sadık kalmak. Sokmak. Çıkmazda.

On : Açık. Devrede. Hazır. De. Yönünde. Civarında. Makbul. İle. Giyilmiş.

Be stuck on : Bağlanmak. Vurulmak. Aşık olmak. Tutulmak.

Stuck fast : Kötü takılmış. Sıkışmış.

Stuck up : Burnu büyük. Kibirli. Burnu havada. Azametli. Şımarık. Kendini beğenmiş. Havalı.

A blot on escutcheon : Şerefine sürülmüş leke. Şerefine leke düşürücü şey. Onur lekeleyici davranış.

İngilizce Stuck on Türkçe anlamı, Stuck on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stuck on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Osculant : Dokunan. Eş nitelikli. Yaslanan. Öpen.

Hit : Futbol, eskrim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İsabet ettirmek. Savut namlularının ucundaki düğmelerin, karşı yarışmacının sayılan ya da sayılmayan bölgelerine dürtülerek değmesi. Bulmak. Çarpmak. Vurmak. Yumruk atmak. Dürtüş. Sanat ya da tecim yönünden başarı kazanmış film. Çarpma.

 

To get shot at : Silahla vurulmak. Bir kurşunla vurulmak. Mermi yemek.

Coherent : Kolayca anlaşılan. Yapışıcı. Eşevreli. Birbirini tutan. Uyumlu. Ahenkli. Kolay anlaşılır. Tutarlı. Uygun.

Cemented : Güçlendirmek. Çimentolanmış. Betonlamak. Sağlamlaştırmak. Pekiştirmek. Yapıştırmak. Çimentolamak. Çimento ile kaplanmış. Çimento ile doldurulmuş.

Fell for : Aşık olan. Aşık olmak. Çok beğenmek. Aşka düşmek. Bağlanmak. Bitmek. Abayı yakmak. Tongaya basmak. Bayılmak.

Smite : Etkilemek. Yakalanmak. Rahatsız etmek. Çarpmak. Öldürmek. Mahvetmek. Cezaya çarptırmak. Tutulmak. Batırmak.

Attached : İlişik. Ekli. Çatak. İlgili. Eklenmiş. Sabit. Bitişmiş. Sevgiyle bağlı. Takılı.

Inseparable : Ayrılmaz. Bağlı.

Smiting : Sert bir şekilde vurmak. Mahvetmek. Rahatsız etmek. Öldürmek. Tutulmak. Cezasını vermek. Cezaya çarptırmak. Batırmak. Etkilemek.

Stuck on synonyms : fall for, sessile, adherents, smites, have a crush on, be stuck on, smote, shot, adherent, be struck, cohesive, stop a bullet, adhered, conjoint, be infatuated with, adhesive.