Subjective poverty türkçesi Subjective poverty nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Öznel yoksulluk.
  • Toplumun kabul edebileceği enaz gönenç düzeyinin anketlerle belirlendiği ve belirlenen bu gönenç düzeyi ile gelir arasında bağlantı kurularak tanımlanan, diğer bir deyişle bireylerin algılamasına bağlı olarak belirlenen yoksulluk.

Subjective poverty ingilizcede ne demek, Subjective poverty nerede nasıl kullanılır?

Subjective : Subjektif. Yalnız hasta tarafından algılanan. Düşsel. Kişiye göre değişen. Öznel. Kişisel bakış açısı ile ilgili. Yalnızca hasta tarafından hissedilen. Hayali. Özneyle ilişkisi olan; öznede oluşan. nesnelerin gerçeği yerine öznenin düşünce ve duygularına dayanan. Eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Poverty : İhtiyaç. Kişi veya ailenin belli bir gelir düzeyinin altında kalıp, yiyecek, güvenli içecek su, sağlık, barınma, eğitim gibi temel gereksinimlerini karşılayamaması durumu. Mutlak yoksulluk. Yetersizlik. Düşkünlük. Zaruret. Haybet. Fakirlik. Eksiklik.

Subjective camera : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Öznel anlatış. Alıcının, konuyu kişilerden birinin görüş noktasından, onun ağzından anlatmasıyla ortaya çıkan durum. nesnel anlatışın karşıtı. (öznel anlatışta alıcının merceği bu kişinin yerini alır; dolayısıyla izleyici de olayları, varlıkları, durumları bu kişinin görüş noktasından izler; izleyicinin görüşü bu kişinin görüşüyle birleşir. bundan dolayı, öznel anlatış, tekil birinci kişinin anlatışı özelliğini taşır).

 

Subjective case : Özne durumu. Yalın durum.

Subjective criterion : Öznel ölçüt.

Subjective demand curve : Tekelci rekabet piyasalarında temsili firmanın fiyatını değiştirmesi halinde, aynı mal grubunu üreten diğer firmaların fiyatlarını değiştirmeyecekleri varsayımı altında, firmanın kendi malına yönelik olduğunu düşündüğü istem eğrisi. bu istem eğrisinin eğimi, nesnel istem eğrisine göre daha düşüktür. Öznel istem eğrisi.

İngilizce Subjective poverty Türkçe anlamı, Subjective poverty eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Subjective poverty ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

 

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu.

Subjective poverty synonyms : abnormal budget receipts, abnormal budget, a change in supply, a shift in supply, a group shares, a change in individual demand.