Suborn türkçesi Suborn nedir

  • Kışkırtmak.
  • Rüşvetle teşvik etmek.
  • Aklını çelmek.
  • Yalancı tanıklık yaptırmak.
  • Yalancı şahitlik yaptırmak.
  • Yalan ifade verdirmek.
  • Ayartmak.
  • Rüşvetle kandırmak.

Suborn ingilizcede ne demek, Suborn nerede nasıl kullanılır?

Subornation : Yalancı şahitliğe teşvik. Yedirim. Yiyicilik. Rüşvet. İrtikap.

Subornations : Yiyicilik. İrtikap. Rüşvet. Yalancı şahitliğe teşvik.

Suborned : Yalan ifade verdirmek. Rüşvetle kandırmak. Yalancı tanıklık yaptırmak. Yalancı şahitlik yaptırmak. Kışkırtmak. Rüşvetle teşvik etmek. Ayartmak. Aklını çelmek.

Suborning : Kışkırtmak. Yalancı şahitlik yaptırmak. Rüşvetle kandırmak. Rüşvetle teşvik etmek. Yalancı tanıklık yaptırmak. Yalan ifade verdirmek. Ayartmak. Aklını çelmek.

Suborns : Yalan ifade verdirmek. Ayartmak. Kışkırtmak. Yalancı şahitlik yaptırmak. Rüşvetle teşvik etmek. Yalancı tanıklık yaptırmak. Rüşvetle kandırmak. Aklını çelmek.

Subordinate reference : Yardımcı başvuru.

Subordinate clause : Bağımlı tümcecik. Yancümle. Yan cümle. Birleşik cümlede asıl cümleyle anlam bakımından ilgili olan, ana cümlenin verdiği kavramı bir şarta, bir sebebe bir dileğe, bir açıklamaya bağlamak suretiyle onu çeşitli yönlerden tamamlayan ve kuruluşu bir cümle değerinde olup yargı taşıyan cümle. yan cümlenin bağlaçlı yan cümle (ki’ li), dilekli yan cümle (-sa’lı), şartlı yan cümle (-sa’ lı, -mışsa’ lı), sorulu yan cümle (-mı’lı) gibi çeşitli türleri vardır: karşıtı temel cümle’dir: zelzeleden değil, bu sakin ve gülümseyen yüzden bu sükunet ve kayıtsızlıktan, insanoğlunun yeryüzündeki bu korkunç yalnızlığından korkarak odadan fırladım (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: erzurumlu hamdi, s. 139). zaten gece oldu mu, onun yorulduğu zaman istediği yerde yatabilmesi için selamlıktaki sofadan bizim odamıza kadar, koca evin her tarafına battaniyeler, yastıklar konulurdu (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: evin sahibi, s. 158). eğer sırf zevkim için bestelediğim üç beş küçük parçanın eş dost meclislerinde çalınıp söylenmesi bana böyle bir iddia yüklenmesine yeterse, hatıra defteri tutanlara romancı, sigara paketinin arkasını karalayaanlara karikatürist, pazar günü üç beş kilometre yürüyenlere de sporcu demek gerekirdi (t. buğra, göst. e., s.39). bir an mümtaz’a öyle geldi ki tevfik bey’in sesi, emin dede’nin ney’i ile girdiği yarışta bu ilk rüzgardan birini tutuyordu (a. h. tanpınar, huzur, s. 244). kavgaları yazılsa, koca bir kitap tutar, oğlan sanki ikinci bir karakol, ikinci bir adliye olmak iddiasındadır (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur: karaoğlan, s.44). tam şu yalının üstüne düşse, daha güzel görünecekken görürdük ki onun ortasından keser de bir bölümünü ışıkta, bir bölümünü gölgede bırakırdı (a. ş. hisar, boğaziçi mehtapları, s. 125). kendimi dinlesem, vaktiyle önlerinden geçmiş olduğum yabancı evlerden içimde kalmış böyle bir sesler duyarım ki bende o uzak zamanları yeşerten tohumlar gibidir (a. ş. hisar, göst. e., s. 44). eylül ortası dedi mi, buğday yüklü kağnılar oranın gölgesiz genişliğinde onun zahiri tasvirleri için türkü söyler (t. buğra, dönemeçte s. 58). akşamdan beri yağan kar dinmişse, yatağını tekrar karyolasına taşımayı düşünerek doğrulmak istiyordu (p. safa, biz insanlar, s. 61). her ümitsiz insan gibi kendinden degil, dışarıdan hayatın sırasız, tertipsiz, tesadüfi vakalarından, bir tesadüften veya bir talihten imdat bekledi (p. safa, şimşek, s. 119). ayak sesi o kadar yaklaşmıştı ki, büyük bir telaş içinde pervin yatağa oturdu (p. safa, göst.e., s. 113). evvelce duyduklarıma fazla bir şey ilave etse, ona hakikatin hududunu hatırlatamayacak mıydım? (a. ş. hisar, fahim bey ve biz, s. 138) vb. Yantümce.

 

Suborders : Alttakım.

 

Suborder : Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan takımdan daha küçük gruplar için kullanılan bir terim; takım ile familya arasında bir kategori. subordo. Alttakım. Takım altı. Alt takım. Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan takımdan daha küçük gruplar için kullanılan terim. takımla aile arasında bir kategori, subordo. Subordo. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Subordinated loan : İkinci kredi. Tali kredi. Sermaye benzeri kredi.

İngilizce Suborn Türkçe anlamı, Suborn eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Suborn ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bribe : Yemlik. Para yedirmek. Rüşvet. Rüşvet vermek. İrtikap etmek. Bir işin yasa dışı olarak daha kolay ve çabuk yapılması için o işte görevli kişiye sağlanan ayni veya parasal çıkar. Rüşvet yemek.

Antagonised : Düşmanlığa sebep olmak. Husumete sebep olmak. Husumeti tahrik etmek. Karşı koymak. Aleyhine çevirmek. Karşı çıkmak. Düşman etmek. Önlemek (ayrıca antagonize). Kızdırmak.

Corrupt : Bayağı. Rüşvetçi. Kötüleştirmek. Bozmak (dili). Mahvetmek. Ahlaksız. Kötü yola sürüklemek. Yozlaşmış. Bozmak. -e rüşvet yedirmek.

Cozening : Kandırmak. Dolandırmak. Koparmak. Aldatmak. Zorlamak.

Tamper : Dokunmak. Kurcalamak. Oynamak. Karışmak. Tokmak. Sıkıştırıcı. Karıştırmak. Sıkmaç. Gizlice uğraşmak.

Antagonize : Düşman etmek. Karşı çıkmak. Aleyhine çevirmek. Kızdırmak.

Agitating : Muharrik. Sallamak. Propaganda yapmak. Karıştırma. Altüst etmek. Tekrar karma. Çalkalamak. Yinelenmiş karma. Sarsmak.

Perjure : Yalancı tanıklık etmek. Mahkemede yalan yere yemin etmek. Yalan. Yalan söylemek. Yalan yere tanıklık etmek. Yalan yere yemin etme. Yalan yere yemin ettirmek. Yalancı şahitlik yapmak.

Cozens : Koparmak. Zorlamak. Aldatmak. Dolandırmak. Kandırmak.

Cozen : Zorlamak. Dolandırmak. Koparmak. Kandırmak. Aldatmak.

Suborn synonyms : agitates, agitate, biassing, biasing, abet, corrupts, carrying away, debase, get, pervert, debauches, aggravate, subvert, allude, antagonizing, debauching, beguiles, suborns, biases, tampering, bribing, tampered, demoralize, aggravates, biasses, bribes, misdirect, stimulate, make, antagonized, carry away, deprave, antagonise.

Suborn ingilizce tanımı, definition of Suborn

Suborn kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To procure or cause to take a false oath amounting to perjury, such oath being actually taken.