Subsisted türkçesi Subsisted nedir

  • Yaşamak.
  • Mevcut olmak.
  • İle yaşamak.
  • Geçinmek.
  • Geçindirmek.
  • Kit kanaat geçinmek.
  • İdare etmek.
  • Geçinip gitmek.
  • Mevcut bulunmak.
  • Varlığını sürdürmek.
  • Var olmak.

Subsisted ingilizcede ne demek, Subsisted nerede nasıl kullanılır?

Subsistence : Askerlere verilen yiyecek ve kalacak yer. Geçim. Varlık. Geçinme. Mevcut. Geçinip gidecek kadar gelir. Harcırah. Birini kıt kanaat geçindiren şey. Birini geçindiren şey. Geçim parası.

Subsistence allowance : Geçinme ödemesi. İstihkak bedeli. Sosyal yardım. Geçim indirimi. İaşe bedeli. Asgari geçim indirimi. Tayın bedeli.

Subsistence consumption : Öztüketim. Genellikle tarım kesiminde üreticilerin kendi ürettiklerini tüketmeleri. krş. geçimlik üretim.

Subsistence economy : Geçimlik ekonomi. Geçim ekonomisi. Geleneksel ekonomi. Üretimin kısıtlı bir işbölümüyle yalnızca öz gereksinimler için yapıldığı, tüketimin piyasaya bağımlı olmadığı ekonomi.

Subsistence farmer : Çiftçinin yalnızca kendi gereksinimlerini karşılamak için üretim yapması. Geçimlik çiftçilik.

Subsist : İle yaşamak. İdare etmek. Var olmak. Geçinmek. Yaşamak. Mevcut olmak. Geçindirmek. Kit kanaat geçinmek. Geçinip gitmek. Mevcut bulunmak.

Subsistence wage : Asgari ücret.

Subsistent : Doğuştan olan. Gerçek. Özünde olan. Doğal. Doğasında olan. Yaradılıştan.

 

Subsistence farming : Geçimlik tarım. Asgari ekim yapma. Çiftçinin yalnızca kendi gereksinimlerini karşılamak için üretim yapması. Geçim tarımı. Geçimlik çiftçilik.

Subsistence level : Asgari ücret. Yaşama düzeyi. Asgari geçim düzeyi. En düşük geçim düzeyi. Asgari hayat standardı. Geçim düzeyi. Asgari geçim seviyesi. Kefaf sınırı.

İngilizce Subsisted Türkçe anlamı, Subsisted eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Subsisted ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Administrate : Yönetmek.

Dwelled : Hayat sürmek.

Keeping up : Sürdürmek. Devam ettirmek. Yukarıda tutmak. Seviyesine ulaşmak. Yüksek tutmak. Yukarda tutmak. Ayakta kalmak. İdame etmek. Bozmamak. Devam etmek.

Hold out : Boyun eğmemek. Tutunmak. Israr etmek. Tanıtmak. Vermek. Vadetmek. Ayak diremek. Sunmak. Vaat etmek. Yeterli olmak.

Bestrides : Aşmak. Üzerinden geçmek. Bacaklarını ayırarak binmek. Her iki tarafında bulunmak. Üzerine binmek. Hükmetmek. Her iki yakasında olmak. Her iki tarafında uzanmak. Ayaklarını açıp oturmak.

Endure : Dişini sıkmak. Tahammül etmek. Katlanmak. Uzun süre etkisini ve gücünü korumak. Devam etmek. Sebat etmek. Uzun süre dayanmak. Çekmek. Durmak. Göğüs germek.

Obtained : Elde edilen. Elde edilmiş. Elde edildi. Bulmak. Kazanmak. Geçerli olmak. Sağlamak. Süregelmek.

Last : Sonuncu kimse. Ölüm. Son olarak. Sürmek (süre vb). Herkesten sonra. Gitmek. Son. Herşeyden sonra. Sonuncu. En son.

Breathe : Soluk alıp vermek. Solumak. Fısıldamak. Nefes alıp vermek. Esmek. İfade etmek. Teneffüs etmek. Soluk almak. Nefes almak.

 

Administrated : Yönetmek.

Subsisted synonyms : feed, obtain, administer, support, be among the living, be sufficient, breathes, dwell, maintaining, get along, freewheel, get on well, administrates, rubbed, appear, handle, abide, rubs, kept up, be enough, been, consisted, live, hold up, get on, administrating, come to being, scheme, survive, go along, bestridden, keep up, getting by.