Supervisee türkçesi Supervisee nedir

  • Denetime tabi tutulan.
  • Denetlenen.

Supervisee ingilizcede ne demek, Supervisee nerede nasıl kullanılır?

Supervise : Nezaret etmek. Gözetip denetleyerek idare etmek. Bakmak. İdare etmek. Denetleme yapmak. Murakabe etmek. Gözetip denetleyerek yönetmek. Gözetmek. Nezarete almak. Gözetip denetlemek.

Supervised : İdare etmek. Denetlenen. Bakmak. Yönetmek. Gözetmek. Nezaret etmek. Denetlemek.

Supervised play : Gözetimli oyun. Bütün çocukların tam ve eşit olarak katılmalarını sağlamak için bir öğretmen ya da yardımcısının gözetimi ve yönetimi altında oynanan oyun.

Supervises : Nezarete almak. Murakabe etmek. Gözetip denetleyerek idare etmek. Gözetmek. Yönetmek. Denetleme yapmak. İdare etmek. Denetlemek. Nezaret etmek. Gözetip denetleyerek yönetmek.

Club superviser : Okullarda eğitsel kollar ya da öğrenci kolları adı verilen gönüllü kuruluşların çalışmalarını düzenleme ve yürütmede öğrencilere yol gösteren öğretmen. Eğitsel kol kılavuzu.

Supervision of the police : Güvenlik genel yönetimi.

Supervising : Denetlemek. Kontrol etme. Teftiş. İdare etme. Yönetme. Yönetmek. İdare etmek. Gözetmek. Denetleyen. Nezaret etme.

Supervising dress designer : Giysi yaratıcısı. Giysi örnekleri çizen, yeni giysi örnekleri yaratan kimse. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Supervision : Nezaret. Denetleme. Kontrolörlük. Gözetim. Murakabe. Bir çalışma ya da uygulama sürecini etkinlik ve amaca uygunluk bakımından yakından denetleme. İdare. Mesleğe yeni başlayan, yapımcının tam güvenini taşımayan ya da çok büyük bir yapıma girişen bir yönetmenin çalışmalarının güvenilir bir kimsece denetlenmesi. Teftiş. Denetim.

Supervisions : Nezaret. Gözetim. Denetleme. Kontrol. Denetim. Murakabe. Kontrolörlük. Teftiş.

İngilizce Supervisee Türkçe anlamı, Supervisee eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Supervisee ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stager : Deneyimli kimse. Eski toprak. Kaçın kurası. Kaşar. Gedikli. Eski kurt.

Overseer : Çavuş. Denetçi. Yönetici. Gözetmen. Denetmen. İdareci. Müfettiş. Şef (fabrikada veya inşaatta). Müdür. Ustabaşı.

Overseen : Denetlenmiş. Gözetmek. Yönetmek. Denetlemek.

Foreman : İşçibaşı. Başkan. Kalfa. Kolbaşı. Reis. Ustabaşı. Amele başı. Formen. Usta. Jüri sözcüsü.

Honcho : Şef. Lider. Komutan.

Superordinate : Üstanlamlık. Yüksek. Üst. Üstanlam.

Forewoman : Ustabaşı (kadın). Baş kalfa kadın. Jüri sözcüsü kadın.

Superior : Üst orun. İlgisiz. Üst. Daha kuvvetli. Üstünlük taslayan. Üst (rütbe). Üstün nitelikli. Üstün. Yüksek. Amir.

Taskmaster : Angaryacı. Başkasına iş yükleyen kimse. İşveren. İş veren. Amir. Başkan. Şef.

Manage : Yolunu bulmak. Becermek. Geçinmek. İdare etmek. Yetiştirmek. Kıvırmak. Çekip çevirmek. Çevirmek. Tiyatroyu yönetmek. bir tiyatro yapıtının sahnelenmesi işini yönetmek. İşletmek.

 

Supervisee synonyms : research director, bell captain, director of research, trail boss, theatre director, oyabun, higher up, den mother, theater director, counsellor, stage manager, proctor, superintend, build, boss, counselor, monitor, administer, director, superintendent, system administrator, investigating, chief, gaffer, administrate, supervised, oversee.

Supervisee zıt anlamlı kelimeler, Supervisee kelime anlamı

Inferior : Aşağı derecede olan şey. Ast olan kimse. Kalitesiz. Alt veya aşağı anlamında. Bayağı. Ast rütbede. Alt, alt taraf. Ast. Alt. Aşağı.

Unsupervised : İncelenmemiş. Kontrol edilmemiş. Teftiş edilmemiş. Kontrol edilmeyen. Denetlenmeyen. Denetlenmemiş.