Supposing türkçesi Supposing nedir

Supposing ile ilgili cümleler

English: Supposing you could travel, where would you go first?
Turkish: Seyahate çıkabileceğiniz farzedilse, önce nereye giderdiniz.

English: Supposing you had one million yen, what would you do with it?
Turkish: Diyelim ki bir milyon yenin olsa, onunla ne yaparsın?

Supposing ingilizcede ne demek, Supposing nerede nasıl kullanılır?

Supposing that : Varsayalım ki eğer. Diyelim ki. Takdirde. Varsayalım ki. Sanki. Eğer.

Always supposing : Daima – olması kaydıyla. Her zaman varsayarak. Her zaman farz etmek.

Presupposing : Var olduğunu farzetmek. Önceden varsaymak. Bir şey mantıken (başka bir şeyi) gerektirmek. Varsaymak. Var oluşuna dayanmak. Gerekmek. Koşul olarak gerektirmek. Ön şartına dayanmak veya bağlı olmak. Baştan farzetmek.

Supposition : Tahmin. Olmayan ya da gerçekleşmemiş bir durumu tasarlama, geçerli sayma ya da bir savı kanıtlamadan doğru sayma. Varsayım. Sanı. Sayıt. Faraziye. Zan. Farz. Kıyas.

Suppositional : Zannedilen. Farazi. Sanılan. Varsayıma dayanan.

Presupposition : Önsayıt. Ön kabul. Önceden farzedilen şey. Var olduğunu farzetme. Tahmin. Önsayıltı. Tümdengelimci her dizgenin temelini oluşturan, tüm çıkarım ve kanıtlamalarda kullanılan, ancak kendileri kanıtlanmadan geçerli sayılan ilksavlar. Önvarsayım. Önkoşul. Varsayım.

 

Supposable : Hayal edilmesi mümkün. Akılda canlandırılabilir. Tasavvur edilebilir. Farzedilebilir.

Supposal : Hipotez. Varsayım.

Supposably : Büyük ihtimalle.

Presuppositions : Var olduğunu farzetme. Gerektirme. Ön kabul. Tahmin. Önceden varsayma. Önsayıltı. Önvarsayım. Önkoşul. Varsayım. Önceden farzedilen şey.

İngilizce Supposing Türkçe anlamı, Supposing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Supposing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Assumes : Üstlenmek. Addetmek. Takınmak. Üstüne almak. Taslamak.

Conjectured : Kestirim. Tahmine dayalı fikir. Kestirmek. Sanı. Hipotez. Varsayı.

Behoove : İcap etmek. Yakışmak. Düşmek (iş). Yaraşmak. Yakışık almak.

Conduce : Götürmek. Yardım etmek. Neden olmak. Yol açmak. Katkıda bulunmak.

Cerebrated : Beynini çalıştırmak.

Fancy : Kuruntu. Sıradan olmayan. Arzu. Tahayyül etmek. Fahiş. Parlak renkli. Sevmek. Arzu etmek.

Divine : Harika. Harikulade bulmak. Falcı. İçine doğmak. Hissetmek. Sezmek. Kehanette bulunmak. Gaipten haber vermek. Tanrısal.

Support : Bilgisayar, kimya, madencilik, sinema, televizyon, voleybol alanlarında kullanılır. Doğrulamak. Kuvvetlendirmek. Geçindirmek. Tarafında olmak. Tel tutucu. Tutmak. Alıcı ya da göstericinin çalıştırılması sırasında sallanmamalarını sağlamak amacıyla kullanılan üç ayaklı destek. Yardım etmek. Destek olmak.

Fancying : Sevmek. Bayılmak (sevmek vb). İstemek. Aklında canlandırmak. Hoşlanmak. Süslü. Beğenmek. Tasavvur etmek.

 

Claim : Talep etmek. Bir paranın ödenmesi, bir malın teslimi veya bir işin görülmesini karşı taraftan isteme hakkı. bilançonun aktifinde yer alan ve vadesi gelince kazanılacak para. İstek. Talepte bulunmak. Sahip çıkmak. Alacak hakkı. Alacak. Hak talebinde bulunmak. Israr etmek.

Supposing synonyms : propping up, opining, opines, expects, intail, consider, hostile, consist of, cast about, entails, granted, suspension, dictates, cerebrates, class, deems, deeming, chew, imagines, classing, entail, considers, allow, imagine, expect, cerebrating, believe, behoved, behove, fancies, anticipates, anticipate, hanging.

Supposing zıt anlamlı kelimeler, Supposing kelime anlamı

Inactivity : Durgunluk. Tesirsizlik. Avarelik. Tembellik. Etkisizlik. Hareketsizlik. Üşengeçlik.

Amicable : Dostça. Barışçıl. Dosthane. Dostane. Arkadaşça.