Presupposing türkçesi Presupposing nedir

  • Bir şey mantıken (başka bir şeyi) gerektirmek.
  • Varsaymak.
  • Koşul olarak gerektirmek.
  • Baştan farzetmek.
  • Önceden varsaymak.
  • Ön şartına dayanmak veya bağlı olmak.
  • Var oluşuna dayanmak.
  • Gerekmek.
  • Var olduğunu farzetmek.

Presupposing ingilizcede ne demek, Presupposing nerede nasıl kullanılır?

Presupposition : Var olduğunu farzetme. Önceden farzedilen şey. Gerektirme. Önsayıt. Önsayıltı. Önvarsayım. Önceden varsayma. Varsayım. Tümdengelimci her dizgenin temelini oluşturan, tüm çıkarım ve kanıtlamalarda kullanılan, ancak kendileri kanıtlanmadan geçerli sayılan ilksavlar. Önkoşul.

Presuppositions : Varsayım. Tahmin. Ön kabul. Önceden farzedilen şey. Önsayıltı. Gerektirme. Önceden varsayma. Var olduğunu farzetme. Önkoşul. Önvarsayım.

Presuppose : Bir şey mantıken (başka bir şeyi) gerektirmek. Var olduğunu farzetmek. Baştan farzetmek. Koşul olarak gerektirmek. Ön şartına dayanmak veya bağlı olmak. Var oluşuna dayanmak. Gerekmek. Varsaymak. Önceden varsaymak.

Presupposed : Koşul olarak gerektirmek. Var olduğunu farzetmek. Varsaymak. Bir şey mantıken (başka bir şeyi) gerektirmek. Baştan farzetmek. Gerekmek. Önceden varsaymak. Var oluşuna dayanmak. Ön şartına dayanmak veya bağlı olmak.

Presupposes : Var oluşuna dayanmak. Ön şartına dayanmak veya bağlı olmak. Gerekmek. Baştan farzetmek. Koşul olarak gerektirmek. Var olduğunu farzetmek. Varsaymak. Önceden varsaymak. Bir şey mantıken (başka bir şeyi) gerektirmek.

 

İngilizce Presupposing Türkçe anlamı, Presupposing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Presupposing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deem : Kıyas etmek. Kabul etmek. Addetmek. Farzetmek. Zannetmek. Farz etmek. Sanmak. Saymak. Görmek.

Conjecturing : Hipotez. Tahmin etmek. Zannetmek. Kestirmek. Sanı. Sanmak. Kestirim. Tahmine dayalı fikir. Varsayı.

Assumes : Zannetmek. Hükmetmek. Farzetmek. Saymak. Almak. Takınmak. Addetmek. Sanmak. Taslamak.

Be essential : Hayati önemde olmak. Hayati önem taşımak.

Counted : Addedilmiş. Sayı saymak. Sayılmış. Saymak. Önemi olmak. Addetmek. Sayılmak. Hesaba katmak. Sayılı.

Conjectured : Kestirmek. Tahmin etmek. Varsayı. Hipotez. Tahmine dayalı fikir. Sanı. Kestirim. Zannetmek. Sanmak.

Grant : Nasip etmek. Devir. Bağışlamak. Yerine getirmek. Bağış. Bahşetmek. İmtiyaz. Tahsisat. Bir kişinin malını karşılıksız olarak bir başka kişiye vermesi.

Behooving : İcap etmek. Düşmek (iş). Yakışık almak. Yaraşmak. Yakışmak.

Get to : Noktasına gelmek. -e noktasına gelmek. Şart olmak. Dalavereyi anlamak. Varmak. -e gelmek. Yapabilmek. Lazım olmak. -e varmak.

Call for : İcap ettirmek. Gerektirmek. Gönderilmesini istemek. Gidip gelmek. İhtiyaç duymak. Çağrıda bulunmak. Uğrayıp almak. İstemek. Çağırmak.

Presupposing synonyms : behove, be required, deems, behoved, must, call on, behooved, be supposed to, intail, believe, presuppose, be necessary, deemed, conjecture, presupposed, assume, behoove, musting, behoves, count, conjectures, deeming, hypothesise, presupposes, have to.