Surrendering türkçesi Surrendering nedir

Surrendering ile ilgili cümleler

English: She was surrendering to despair slowly.
Turkish: Umudunu yavaş yavaş kaybediyordu.

Surrendering ingilizcede ne demek, Surrendering nerede nasıl kullanılır?

Surrender value : Feragat eden sigortalıya verilen meblağ. Geri satınalma değeri. İştira değeri. Sigorta poliçesinin iptalinde sigortalıya verilen meblağ. Geri satın alma değeri.

Cash surrender value : Nakit tazminat değeri. Bir hayat sigortası poliçesinin feshinde ödenecek nakdi tazminat. Bir hayat sigortası poliçesinin tasarruf kısmı. Sözleşme feshinde ödenecek nakdi ceza. Nakit değeri. Nakit teslim değeri. Satın alma değeri.

Self surrender : Kendinden vazgeçen. Kendisini bırakan.

Unconditional surrender : Şartsız teslim. Katıtsız şartsız teslimiyet. Kayıtsız şartsız teslim. Mutlak itaat. Tamamen bırakma. Kayıtsız şartsız teslim olma. Mutlak boyun eğme.

Surrender : Feragat. Kendini bırakmak. Bırakmak. Feragat etmek. Vazgeçme. Kapılmak. Teslim. Teslim olmak. Hakkından vazgeçmek. Dize gelmek.

Surrenders : Teslim etmek. Feragat etmek. Boyun eğmek. Vermek. Dize gelmek. Pes etmek. Teslim olmak. Bırakmak. Vazgeçmek. Kendini bırakmak.

 

Surrendered : Kendini bırakmak. Bırakmak. Teslim olmuş. Boyun eğmek. Teslim etmek. Teslim olmak. Vazgeçmek. Kapılmak. Pes etmiş. Pes etmek.

İngilizce Surrendering Türkçe anlamı, Surrendering eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Surrendering ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abdicated : Çekilmek. Terketmek (tacını ve tahtını). Tahttan çekilmek (kral veya kraliçe). Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan). İstifa etmek. Tahttan çekilmek. El çekmek. Tacını ve tahtını terketmek.

Abandon oneself : Kendini vermek.

Administer : Hizmet etmek. Yönetmek. İcra etmek. Verdirmek. Tatbik etmek. Tayin etmek. Vermek (ilaç, ceza vb). Ettirmek. İdare etmek. Sağlamak.

Cave : Açmak. Tünel oymak. Yıkılmak. Kovuk. İn. Karst bölgelerinde yeraltı sularının eritme etkisiyle oluşmuş, türlü büyüklüklerde yeraltı boşlukları. Mağara. Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır. Kazmak. Siyasi partiden kopan grup.

Cede : Göçermek. Devretmek. Terk etmek. Terketmek. Fariğ olmak.

Let oneself go : Kendine özen göstermemek. İplerini kopartmak. Kendini koyvermek. Taşkınlık yapmak. Coşmak. Kendini kapıp koyuvermek. Kafa dağıtmak. Rahatlamak. Kendini bırakıp coşmak.

Abjure : İnkar etmek. Yüz döndürmek. Yemin ederek vazgeçmek. Yemin ederek reddetmek. Dönmek (dininden). El çekmek. Tövbe etmek. Yemin edip bırakmak. Vazgeçtiğine dair yemin etmek.

Abnegates : İnkar etmek. Reddetmek. Feda etmek. Yadsımak. Tanımamak. Ülkeden ayrılmak. Kaçmak (sorumluluktan).

Abdicating : Terketmek (tacını ve tahtını). Tacını ve tahtını terketmek. Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan). Tahttan çekilmek (kral veya kraliçe). Tahttan çekilmek. El çekmek. Çekilmek. İstifa etmek.

 

Knuckle down : İşe koyulmak. Bir baltaya sap olmak. Odaklanmak. Sıkı çalışmak. Girişmek. Başlamak.

Surrendering synonyms : accord, cedes, demised, committals, ceding, back away, slump down, abjures, bowed down, abandon, be possessed with, accords, say uncle, bend, admit, resign oneself to, assigns, be drawn to somebody, bend the neck, capitulated, bow down, resigns, allow, buckle under, demises, abandons, committal, agree to, buckle, be overcome with, fall in, bequeaths, surrenders.