Swept türkçesi Swept nedir

  • Süpürüp atmak.
  • Hızla yayılmak.
  • Kıvrılmak (sokak).
  • Uzamak (sokak).
  • Ezip geçmek.
  • Hepsini almak.
  • Ortadan kaldırmak.
  • Süpürülmüş.
  • Süprülmüş.
  • Salınarak geçmek.
  • Sert esmek.
  • Üzerinde gezinmek (parmaklar).
  • Temizlemek.
  • Azametle yürümek.
  • Taramak.
  • Mayın taramak.
  • Önüne katmak.
  • Sürüklemek.
  • Süpürmek.
  • Silip süpürmek.
  • Salınmak.

Swept ile ilgili cümleler

English: Ali swept every room in the house.
Turkish: Ali evdeki her odayı süpürdü.

English: Ali swept Mary off her feet.
Turkish: Ali Mary'yi çok heyecanlandırdı.

English: Ali could do nothing but watch Mary being swept down the river.
Turkish: Ali Mary'nin nehrin aşağısına doğru sürüklenişini izlemekten başka bir şey yapamadı.

English: A big wave swept the man off the boat.
Turkish: Büyük bir dalga adamı bottan attı.

English: Ali swept the floor.
Turkish: Ali zemini süpürdü.

Swept ingilizcede ne demek, Swept nerede nasıl kullanılır?

Be swept away : Sürüklendirilmek. Başka yere taşınmak (fiziksel ve duygusal olarak). Silinip süpürülmek. Alınıp götürülmek.

Being swept : Süpürülmüş olma. Hevesli olma. Süpürülme.

Wind swept : Rüzgara bakan. Rüzgara açık. Rüzgar alan.

Sweptback wing : Ok biçimli kanat.

Backswept : Geriye yatık. Geriye dönük. Geriye yatık (saç). Geriye taranmış.

 

Swear an oath : Ant içmek. Yemin etmek.

Swear by : İnanmak. Üzerine yemin etmek. Tümüyle güvenmek. Şaşmamak. Çok güvenmek.

Swear blind : İki gözüm önüme aksın ki demek. Ekmek kuran çarpsın ki. Yemin billah etmek. Yemin etmek.

Swear a blue streak : Kalayı basmak. Ana avrat dümdüz gitmek. Ana avrat düz gitmek.

Swear at : Verip veriştirmek. Birine küfretmek.

İngilizce Swept Türkçe anlamı, Swept eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Swept ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crisscrossing : Çaprazlama kesişen doğrular çizmek. Çaprazlama gidip gelmek. Çapraz çizgiler çizmek. Çaprazlama kesişen doğrular. Hatlarını çizmek. Çapraz kesişen doğrular. Çapraz kesişen çizgiler oluşturmak. Çaprazlama işaret. Hatların çizilmesi.

Abolishes : Durdurmak. Yürürlükten kaldırmak. Lağvetmek. Bozmak. İptal etmek. Kaldırmak. Feshetmek. Hükümsüz kılmak. İlga etmek.

Blustered : Tehditler savurmak. Kabadayılık etmek. Küstahça konuşmak. Bağıra çağıra konuşmak. Kabadayılık taslamak. Fırtına gibi esmek (argo terim). Fırtına gibi esmek. Zart zurt etmek. Yüksekten atmak.

Ate up : Yiyip bitirmek. Tüketmek. Kökünü kurutmak. Yutmak (kelimeleri). Haklamak. Kısa zamanda katetmek. Yitirmek. Yiyip tüketmek.

Brush : Tilki kuyruğu. Çalılık. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sürtünme. Savmak. Laboratuvarda tüp ve diğer cam malzemelerin mekanik temizliği için kullanılan malzeme. Fırça. Çalı. Temas. Hafifçe dokunmak.

Stalks : Sinsice izlemek. Sarmak (hayaletler vb.). Ağır adımlarla yürümek. Kol gezmek. Sessizce yaklaşmak. Gizlice sokulmak.

 

Sway : Yönetim veya kontrol. Aklını çelmek. Sallanma. Sallamak. Yöneltmek (birini bir karara). Eğmek. Sarsılmak. Yönlendirmek. Etkilemek. Sallanmak (bir yandan öbür yana).

Drive : Güç sağlamak. Araba sürmek. Açlık, susuzluk, cinsel istek gibi ancak bir etkinlikle sona eren ya da hafifleyen fizyolojik ya da ruhsal gerginlik. herhangi bir güdü ya da davranımı belirleyen şey. Kuvvet. Bir oyuncunun, topla ilerlerken ya da dururken, savunan tarafın bıraktığı boşluklardan sepete doğru birden dalışı. Çakmak. Kuşak, teker vb. veri saklama ortamlarının bir okuyucu-yazıcı kafa karşısına sürülmelerini sağlayarak gerekli okuma-yazma işlemlerini gerçekleştiren bilgisayar giriş-çıkış birimlerinin her birinin genel adı. miknatıslı kuşak sürücü, mıknatıslı teker sürücü ya da dört sürücülü teker bellek gibi bağlamlar içerisinde kullanılır. Sürücü. Sürmek.

Annihilates : Mahvetmek. Feshetmek. Yoketmek. Bozmak. İmha etmek. Yok etmek. Yenmek. İptal etmek. Elemek.

Eat up : Tüketmek. Kökünü kurutmak. Yutmak (kelimeleri). Yitirmek. Haklamak. Yiyip tüketmek. Kısa zamanda katetmek. Yiyip bitirmek.

Swept synonyms : tempest tost, tempest tossed, sweptback, sweptwing, sways, sweep over, clearing off, comb, drags, clear away, dawdles, bludgeoned, grooms, groom, clean up, guttle, blot out, clarifies, crisscrosses, sweep down, dredged, oscillated, drift, card, dawdled, gobble up, scavenged, sweep before one, sweep up, buffer, stalk, engorge, spread like wildfire.

Swept zıt anlamlı kelimeler, Swept kelime anlamı

Untroubled : Sıkıntısız. Kaygısız. Durgun. Dertsiz. Sakin. Endişesiz. Rahat.

Swept antonyms : unswept.