Blustered türkçesi Blustered nedir

  • Kabadayılık etmek.
  • Küstahça konuşmak.
  • Sert esmek.
  • Fırtına gibi esmek.
  • Yüksekten atmak.
  • Tehditler savurmak.
  • Fırtına gibi esmek (argo terim).
  • Zart zurt etmek.
  • Şiddetle esmek (rüzgar).
  • Bağıra çağıra konuşmak.
  • Kabadayılık taslamak.

Blustered ingilizcede ne demek, Blustered nerede nasıl kullanılır?

Blusterer : Kabadayı.

Blusterers : Kabadayı.

Bluster : Boş tehdit. Yüksekten atma. Yüksekten atmak. Kabadayılık taslamak. Tehditler savurmak. Fırtına gibi esmek. Yaygara. Bağıra çağıra konuşmak. Küstahça konuşmak. Şiddetle esmek (rüzgar).

Blustering : Tehdit etmek. Rüzgarlı. Yüksek ve haşin bir şekilde esme. Şamatacı. Taşkın. Sert bir şekilde esme (blustering winds {sert rüzgarlar} gibi). Gürültücü. Sert (esme). Şiddetli. Tehditle.

Blustering fellow : Küstah kimse. Farfara.

Blusteringly : Rüzgarlı bir şekilde. Tehdit ederek.

Blustery : Rüzgarlı. Sert rüzgarlı. Tehditkar. Sert bir şekilde esme. Kasırgalı. Gürleyen. Rüzgarlı (hava). Esen.

Blusterous : Gürültülü. Yüksek ve haşin bir şekilde esme. Övünen. Kasırgalı. Sert bir şekilde esme. Böbürlenen. Fiyakalı. Yüksek sesli. Hava atan.

Blusters : Şiddetle esmek (rüzgar). Yüksekten atmak. Bağıra çağıra konuşmak. Boş tehdit. Küstahça konuşmak. Fırtına gibi esmek. Kabadayılık taslamak. Kabadayılık etmek. Yüksekten atma. Sert esmek.

 

İngilizce Blustered Türkçe anlamı, Blustered eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blustered ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hectors : Sindirmek. (birisini) sindirmek. Kabadayı. Minnesota eyaletinde şehir. Gözünü korkutmak. New york eyaletinde yerleşim yeri.

Untidy : Düzensiz. Dağılmış. Dağınık. Savruk. İntizamsız. Pasaklı. Kılıksız. Çapaçul. Derbeder. Salpa.

Ballyrag : Eşek şakası yapmak. (birisini) sindirmek. El şakası yapmak. Gözünü korkutmak.

Hector : Gözünü korkutmak. (birisini) sindirmek. Minnesota eyaletinde şehir. Kabadayı. Sindirmek. New york eyaletinde yerleşim yeri. Taciz etmek. Yıldırmak.

Lay down the law : Dediği dedik olmak. Ukalalık etmek. Yetkili bir şekilde konuşmak. Ahkam kesmek. Direktif vermek. Patronluk taslamak.

Browbeating : Ters bakışla korkutmak. Sert bakarak korkutmak. Yıldırmak. Gözdağı vermek. (birisini) sindirmek. Gözünü korkutmak.

Precipitates : Yoğunlaşmak (yağış). Yoğunlaşıp yağmak. Hızlandırmak. Çökelmek. Atmak. Çökeltmek. Düşürmek.

Gasconade : Övünme. Gösteriş yapmak. Methetmek. Böbürlenmek. Övmek. Övünmek. Missouri eyaletinde şehir.

Confusion : Sersemlik. Birbirine karıştırma. Şaşkınlık. Karıştırma. Keşmekeş. Bir soru, bir sınar ya da bir anlatımda terimlerin bulanıklığından ya da öğelerinin düzensizliğinden doğan anlam ya da kavram kargaşası. Kafa karışıklığı. Kargaşa. Bozulma. Düzensizlik.

Blustered synonyms : make threats, storm, hold forth, hectored, bullies, browbeat, browbeats, bullyrags, hectoring, storming, swept, littered, sassed, brag, sasses, draw the longbow, bullyrag, bully, sass, bragged, precipitated, blusters, precipitate, storms, bluster, sweep, stormed, boss around, brags.

 

Blustered zıt anlamlı kelimeler, Blustered kelime anlamı

Tidy : Çekidüzen vermek. Tertip. Çöp sepeti. Şık. Düzenli. Temiz. Temizlemek. Toparlamak. Ivır zıvır kutusu. Çok.

Calm : Ağırbaşlı. Teskin etmek. Endişesiz. Serinkanlı. Esintisiz. Gürültüsüz. Soğukkanlı. Dinmek (fırtına). Sakin. Yatıştırmak.