Sığırsiydiği nedir, Sığırsiydiği ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Boyu bir metre uzayan, sarı çiçek açan, geniş yapraklı bir çeşit bitki.

Zikzaklı bir çeşit dikiş.

Sığırsiydiği tanımı, anlamı

Sığı : Bir çeşit geyik, karaca

Sığır : Geviş getirenlerden, boynuzlu büyükbaş evcil hayvanların genel adı. Anlayışsız, kaba saba kimse.

Yapraklı : Yaprağı olan. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri.

Zikzaklı : Zikzak biçiminde olan.

Yaprak : Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler. Börek, baklava vb. şeylerde yufka. Eni 50, boyu 75 santimetre olan bayrak ölçüsü. Kat kat ayrılabilen şeylerde kat. Birkaç parça eklenerek yapılmış olan şeylerde her parça. Sarma yapılmış olan asma yaprağı. Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak.

Zikzak : Art arda birdenbire ters yöne açılar yapan kırık çizgi. Sık sık değişen görüş, düşünce veya davranış, istikrarsızlık. Karşılıklı.

Geniş : Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.

Metre : Yer meridyen çemberinin kırk milyonda biri olarak kabul edilen, 100 cm'lik temel uzunluk ölçüsü birimi. Genellikle desimetre, santimetre, milimetrelere bölünmüş ölçü aracı.

 

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Dikiş : Dikme işi. Dikilecek şey. Dikilen yer. Giysi üzerinde gözle görülen dikilmiş iplik yolu. Giysi dikme işi, terzilik.

Çiçek : Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.

Geni : Sözünün eri, mert kişi. Gani. Geri.

Diki : Biraz, bir parça, azıcık. Çalımlı(kimse). [Bakınız: dıkı]. Tane: Üç diki şeker ver. Et parçası. Kemikli ya da kemiksiz pişmiş et, kavurma. Etli ufak kemik parçası. Pamuk ipliği. İplik.

Açan : Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.

Sarı : Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi. Soluk, solgun. Bu renkte olan.

Uzay : Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk, feza, mekân. Bütün gök cisimlerinin içinde bulunduğu sınırsız boşluk.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

 

Diğer dillerde Sığırların yüksek rakım hastalığı anlamı nedir?

İngilizce'de Sığırların yüksek rakım hastalığı ne demek ? : bovine altitude disease