Tınmak nedir, Tınmak ne demek

  • Ses çıkarmak
  • Önemsemek, önem vermek, dikkate almak, takmak.

"Tınmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Adam hiç tınmadı, cıgarasından derin bir soluk aldı." - A. İlhan

Yerel Türkçe anlamı:

Anlamak.

Susmak.

Alınmak, gücenmek.

Diğer sözlük anlamları:

[Bakınız: dınmak]

Tınmak kısaca anlamı, tanımı:

Tınmaz melaike : Kendi hâlinde, sessiz kimse.

Tınma : Tınmak durumu.

Çıkarmak : Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sağlamak, elde etmek. Gidermek. Sonunu getirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sunmak. Göstermek. Hatırlamak. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Fotoğraf çektirmek. Yollamak, göndermek. Yapmak, üretmek. Resim yapmak. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bulmak, ortaya koymak. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Boşaltmak. Söylemek. Yayımlamak. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek.

Önemsemek : Önemli saymak, önem vermek, mühimsemek, saymak.

Vermek : Doğurmak. Tespit etmek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Kazandırmak, katmak. Sahip olmasını sağlamak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Satmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Ondan bilmek, atfetmek. Bırakmak veya bağışlamak. Ödemek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Dayamak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Yaymak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Ayırmak, harcamak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Herhangi bir duruma yol açmak.

 

Dikkat : Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık. İlgi, özen. "Dikkat ediniz!" anlamında kullanılan bir uyarma sözü.

Takmak : Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek. Ad, lakap koymak. Sınavını başaramamak. Biriyle olumsuz olarak uğraşmak. Kuşanmak. Kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek. Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek. Önemsemek, önem vermek, tınmak. Borç bırakmak.

Ses : Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki. Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda oluşturduğu titreşim. Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün. Aralarında uyum bulunan titreşimler. Duygu ve düşünce.

Diğer dillerde Tınmak anlamı nedir?

İngilizce'de Tınmak ne demek? : to make a sound

Almanca'da Tınmak : reagieren, tınmamak nicht reagieren, nicht ausplaudern