Tırpanlamak nedir, Tırpanlamak ne demek
- Tırpanla biçmek

- Bir şeyi ortadan kaldırmaya, yıkmaya girişmek.
- İstemediği kişilerin görevlerine son vermek.
- Bir topluluğu yok etmek, kırıp geçirmek.
Tırpanlamak anlamı, tanımı:
Tırpanlama : Tırpanlamak işi.
Tırpan : Uzun bir sapın ucuna tutturulan, ot, ekin vb.ni biçmeye yarayan, hafifçe kıvrık, uzun çelik bıçak. Güreşte devirmek amacıyla rakibin ayak bileklerine hızla ayak vurarak yapılmış olan bir oyun.
Biçmek : Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Değer, paha, fiyat belirlemek. Belli bir biçim vererek kesmek. Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Tahmin etmek, kestirmek.
Toplu : Bir arada, bütün, kombine. Vücutça dolgun. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Topu olan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Topunu, tamamını, bütününü içine alan.
Geçirmek : Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Hastalık bulaştırmak. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Giymek, giyinmek. Vurmak. Birine kötü söz söylemek. Etmek, yapmak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Zaman harcamak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek.
İsteme : İstemek işi.
Kişi : Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Eş, koca. Erkek. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer.
Görev : Bir organ veya hücrenin yaptığı iş. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. İşlev. Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Resmî iş, vazife. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon.
Vermek : Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Bırakmak veya bağışlamak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Kazandırmak, katmak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Yaymak. Doğurmak. Sahip olmasını sağlamak. Ödemek. Dayamak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Ayırmak, harcamak. Ondan bilmek, atfetmek. Satmak. Tespit etmek.
Son : Olanca. Artık ondan ötesi veya başkası olmayan. En arkada bulunan. Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, bitimi, nihayet, akıbet. Uç, sınır. Döl eşi. Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı. Ölüm.
Diğer dillerde Tırpanlamak anlamı nedir?
İngilizce'de Tırpanlamak ne demek? : v. scythe, scythe down
Rusça'da Tırpanlamak : v. косить, накосить

Bu kısımda Tırpanlamak nedir? Tırpanlamak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Tırpanlamak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Tırpanlamak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.