Tables türkçesi Tables nedir

  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Sunmak.
  • Tartışmaya sunmak.
  • Dalış cetveli.
  • Ertelemek.
  • Tablolar.
  • Masalar.
  • Test tabloları.
  • Masaya koymak.
  • Listeye geçirmek.
  • Cetvele yazmak.
  • Göstermek.
  • İstatistiksel karar için gerekli olan anlamlılık testlerinde, h0 varsayımının desteklenip desteklenmemesine ilgili testin kritik değerlerini içeren tablolar.
  • Derinliklerde kalınacak süreleri gerekli dekompresyon duraklarıyla birlikte gösteren grafik tablo.

Tables ile ilgili cümleler

English: Ali was sitting three tables away from us.
Turkish: Ali bizden üç masa ötede oturuyordu.

English: Ali was sitting alone at one of the tables near the door.
Turkish: Ali kapının yanındaki masalardan birinde yalnız oturuyordu.

English: Ali is sitting at one of the tables in front of the restaurant.
Turkish: Ali restoranın önündeki masaların birinde oturuyor.

 
 

English: A busser is a person who clears tables in a restaurant.
Turkish: Bir komi bir restoranda masaları temizleyen kişidir.

English: Ali and Mary are at one of the tables in the back of the restaurant.
Turkish: Ali ve Mary restoranın arkasındaki masalardan birinde.

Tables ingilizcede ne demek, Tables nerede nasıl kullanılır?

Tables included in geoset : Haritanın içerdiği tablolar.

Tables of the covenant : On emir tabletleri. Tanrı'nın on emri yazdığı taş tabletler.

Tables of the decalogue : Tanrı'nın üzerine on emri yazdığı taş tabletler. On emir tabletleri.

Tables to add to geoset : Haritaya eklenecek tablolar.

The two tables of the covenant : On emrin levhaları. On emrin tabletleri. Anlaşmanın iki masası.

As tables : Tablo olarak.

All tables : Tüm tablolar.

Financial tables : Bir firmanın mali değerlerini gösteren, bilanço, gelir, dağıtılmayan karlar, fonların kaynakları ve kullanımı gibi çizelgeler ile denetim raporundan oluşan çizelge ve belgeler. Mali tablolar. Hesap durum belgesi.

Turn the tables on : Durumu tersine çevirmek.

Block device tables : Blok aygıt tabloları.

İngilizce Tables Türkçe anlamı, Tables eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tables ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Console table : Duvar masası. Konsollu masa. Konsol.

Adjourns : Tehir etmek. Geçmek (bir yere). Tecil etmek. Dağılmak. Ara vermek. Bitmek. Oturuma son vermek. Geciktirmek. Sona ermek (toplantı veya oturum).

Dishing : Konik jant. İşini bozmak. Ortasını çukurlaştırmak. Tabakvari çukur. Mahvetmek. Kandırmak. Çanak biçimi verme. Atlatmak. Servis yapmak.

Cocktail table : Kokteyl masası.

Tabling : Meyilli maden cevheri ayırma masası. Masaya koyma. Sofra örtü takımı.

Card table : Oyun masası. Kumar masası.

Booth : Stand (fuarda veya sergide). Salaş. Gişe. Kabin. Baraka. Çardak. Stand (fuar vb). Gecekondu. Satış pavyonu. Kulübe.

Tea table : Çay sehpası. Çay masası. Sehpa.

Continue : Kalmak. Uzamak. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Devamı gelmek. Devam ettirmek. Uzatmak. Sürmek. Sürdürmek. Dayanmak.

Toilet table : Makyaj masası. Tuvalet masası.

Tables synonyms : gueridon, article of furniture, piece of furniture, pier table, array, pedestal table, snooker table, ping pong table, tabular array, statistical table, council table, pingpong table, actuarial table, parsons table, lord's table, table tennis table, conferred, furniture, tableware, gaming table, connoting, calendar, trestle table, a c syndrom, compered, a band, abamectin, vanity, council board, adjourning, bringeth, emceed, betoken.

Tables zıt anlamlı kelimeler, Tables kelime anlamı

Inability : Aciz. Acizlik. Yetersizlik. Yeteneksizlik. Gücü olmama. Olanaksızlık. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Yapamama. Beceriksizlik. Bir kimsenin borçlarını ödeyemeyecek durumda olması. gücü bir işi başarmaya yetmez olanın durumu.

Unable : İktidarsız. Gücü yetmez. Elinden gelmez. Yapamaz. Aciz. Yapamıyacak durumda. Olanaksız. Liyakatsiz. Yapamayacak durumda.

Impermanent : Geçici. Daimi olmayan. Kalımsız. Süreksiz. Kalıcı olmayan. Devam etmeyen. Devamsız.

Tables antonyms : inconstant, unstable, unsteady.