Tagger türkçesi Tagger nedir

  • Sprey boya ile duvarlara yazan kimse.
  • İnce demir levha.
  • Etiketleyen kimse.
  • Teneke.
  • Etiketçi.
  • Etiket koyan kimse.

Tagger ile ilgili cümleler

English: Ali staggered away.
Turkish: Ali uzakta tökezledi.

English: Ali staggered home.
Turkish: Ali eve giderken sendeledi.

English: Ali staggered in.
Turkish: Ali içeride sendeledi.

English: Ali staggered and fell.
Turkish: Ali sendeledi ve düştü.

English: Ali staggered home from the bar.
Turkish: Ali bardan eve giderken sendeledi.

Tagger ingilizcede ne demek, Tagger nerede nasıl kullanılır?

Taggers : Sprey boya ile duvarlara yazan kimse. Etiketçi. Etiketleyen kimse. Teneke.

Blind staggers sydrome : Kör sendelemesi sendromu. Koyun ve sığırlarda halsizlik, amaçsız yürüme, tökezleme, halsizlik, körlük ve felçle belirgin, beyin yangısı, hepatik ensefalopati veya kronik kurşun zehirlenmesi gibi nedenlerden kaynaklanabilen bir grup klinik belirtiler topluluğu.

Non staggered tuners : Genellikle açılı kafaya sahip olduğundan tellerinin eşikten açılanmasına ihtiyaç olmayan gitarlarda kullanılan, telleri tutan çubuklarının tümü aynı yükseklikte konumlandırılmış burgular. Kademesiz burgu.

Stagger : Tereddüd etmek. Yalpalamak. Ayrı ayrı zamanlara göre düzenlemek. Sallanmak. Sersemletmek. Derecelendirmek. Bocalamak. Tereddüt etmek. Çakışmayacak şekilde düzenlemek. Şoke etmek.

 

Stagger formation : Kademeli dağınık düzen.

Staggerer : Şoke eden kimse. Sendeleyen. Dengesiz bir şekilde yürüyen kimse. Bocalayan kimse. Çok zoru soru (argo terim). Telaşlandıran kimse. Sendeleyerek yürüyen.

Tagged atom : İşaretli atom.

Staggers : Baş dönmesi ve göz kararması. Delibaş hastalığı (vet.). Delibaş.

Tagged : Peşini bırakmamak. Etiketlemek. Birleştirmek. Peşinden koşturmak. Kırkmak (koyun). Etiketlenmiş. Kovalamak. İşaretlenmiş. Kafiye bulmak. İsimlik takmak.

Staggerers : Çok zoru soru (argo terim). Sendeleyerek yürüyen. Sendeleyen. Telaşlandıran kimse. Dengesiz bir şekilde yürüyen kimse. Bocalayan kimse. Şoke eden kimse.

İngilizce Tagger Türkçe anlamı, Tagger eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tagger ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Computer program : Bilgisayara bir işlemi yaptırmak için yazılan komutlar dizisi. Bir bilgisayarca uygulanmak üzere uygun biçimde deyimlendirilmiş bir izlence. Bilişim, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bilgisayar izlencesi. Bilgisayar bağdarlaması. Bilgisayar programı. Çizeylem.

Tinplate : Kalay veya teneke ile kaplanmış veya örtülmüş. Kalay ile kaplamak. İnce metal levha. Teneke levha.

Soul : Kişi. Maneviyat. Dinlerin ve birtakım ikici felsefe öğretilerinin bedenden ayrı ve ölümsüz bir yaşamı olduğunu ileri sürdükleri varlık. Simge. Ruh. Zencilerle ilgili. Öz. Timsal. Zencilere ait.

Tinwares : Kap kaçak. Tenekeden yapılan edevat. Teneke eşya. Kalaydan yapılan şeyler.

Tining : Teneke kutu. Teneke kutuya koymak. Mangiz. Kutulamak. Konservelemek. Kalay. Teneke kutu içine koymak. Kalay tabakasıyla kaplamak. Kalaylamak.

 

Tinned sheet iron : Kalaylı ince sac.

Someone : Kimse. Biri. Bir kimse. Önemli kimse. Şahsiyet. Birisi.

Tins : Konserve kutusu. Kalay. Para.

Person : Fert. Zat. Karakter (tiyatro terimi). Vücut. Kimse. Birey. Beden. Tip. Fiilin gösterdiği işin hangi şahıs tarafından yapıldığını belirten dil bilgisi kategorisi. kılışın, konuşanın ağzından ifade bulan biçimi şahıs (geldim, yazıyorum vb.); dinleyen şahıs (getirdin, okuyacaksın vb.); konuşan ve dinleyen dışındaki kişi veya nesne şahıs (ağlamış, gülüyor vb.)’tır. Kişilik.

Programme : Bilişim, eğitim alanlarında kullanılır. İzlence. Josparlamak. Planlamak. Düzenlemek. Bağdarlama. Program. İzlence dergisi. Gösteri. Bağdarlamalamak.

Tagger synonyms : pos tagger, sense tagger, part of speech tagger, tagging program, tin plate, mortal, tinware, somebody, binned, taggers, computer programme, individual, tin, bin, canister, tinplates, program.

Tagger ingilizce tanımı, definition of Tagger

Tagger kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, appends or joins one thing to another.