Tahak nedir, Tahak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Dokumaları tokmakla düzgün duruma getirme.

Tahak ile ilgili Atasözü veya Deyim

tahakkuk etmek : gerçekleşmek.

tahakkuk ettirmek : kurum, kuruluş veya kişilerin herhangi bir konuda ödemesi gereken miktarı belirlemek.

tahakküm etmek : baskı yapmak, zorbalık etmek, hükmetmek.

Tahak tanımı, anlamı

Taha : Küçük pencere ya da tavan penceresi. [Bakınız: taka]. [Bakınız: tağ]. Duvara açılmış kapaksız, küçük dolap. İşte. Koyunlara takılan küçük çan. Eski araba. Dıvara açılmış küçük kapaksız dolap. Kur´an-ı Kerim'in yirminci surenin adı

Tahakkuk eden faiz : Taşınır değerlerin veya bir borcun vadesi dolduğu halde henüz ödenmemiş birikmiş faizleri.

Tahakkuk etmiş faiz : Alacak hakkı doğmuş ancak henüz tahsil edilmemiş faiz.

Tahakkuk etmiş gelir : Kazanılmış ancak tahsil edilmemiş gelir.

Tahakkuk etmiş gider : Ortaya çıkmış ancak henüz ödemesi yapılmamış gider.

Tahakkuk etmiş vergi : Alacak hakkı doğmuş ancak vergi idaresi tarafıdan henüz tahsil edilmemiş vergi.

Tahakkuk temelli muhasebe yöntemi : Taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre gelecek dönemlerde gerçekleşek gelir veya giderleri ilgili oldukları muhasebe döneminin mali tablolarına yansıtmak amacıyla kullanılan muhasebe yöntemi.

Tahaklı : Yıkanıp kolası gitmemiş bez.

 

Vergi tahakkuku : Verginin, tarh edilmesinden sonra tahsil edilebilir duruma gelmesi, yani vergiyle ilgili bir alacak hakkının doğması.

Tahakkuk : Gerçekleşme, yerine gelme.

Tahakküm : Baskı, zorbalık, hükmetme.

Getirme : Getirmek işi.

Tokmak : Ağaçtan yapılmış iri çekiç. Davul vb. vurmalı çalgıları çalmakta kullanılan ve çalgının bir parçası olan araç. Dibekte dövme işi için kullanılan ağaçtan araç. Kapı kolu yerinde bulunan ve kapıyı açmaya yarayan topuz. Kapıya asılı duran ve kapıyı çalmaya yarayan, türlü biçimlerde metal parça.

Dokuma : Dokumak işi, tekstil. Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş). Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen. Yapı, oluşum. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez.

Düzgün : Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.

Tokma : Çok yemekten olan mide ağrısı. Tarlaları ayıran sınır sırıkları arasından arabaların geçmesi için yapılan ilkel kapı.

Düzgü : Norm.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Duru : Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).

Doku : Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç. Bir bütünün yapısı ve özelliği.

Diğer dillerde Tagmatizasyon anlamı nedir?

İngilizce'de Tagmatizasyon ne demek ? : tagmatisation