Take to task türkçesi Take to task nedir

Take to task ingilizcede ne demek, Take to task nerede nasıl kullanılır?

Take : Çekim. Kavramak. Etkili olmak. Tepki. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Almak. (sınava) girmek. (fotoğraf) çekmek. Yazmak. Yakalamak.

To : Kadar. Oranla. -mek -mak (mastar). E. Arasında. -e kadar. E doğru. Kala. Ya. Karşı.

Task : Görev. Çalıştırmak. Vazife. Yormak. Bilgisayarda uygulanacak bir işi oluşturan öğelerden her biri; iş birimi. Angarya. İş vermek. Yüklemek. Külfet.

 

Take to : Gitmek. Kanı kaynamak. Hoşlanmak. Başlamak (bir şeyi yapmaya). Sığınmak. Kanı kaynayıvermek. Alışkanlık edinmek. Isınmak. Düşkün olmak. Alışmak.

Take to drink : İçkiye başlamak. Kendini içkiye vermek.

Take to the stage : Sahneye çıkmak. Sahne almak.

Take tow : Sürüklenmek.

Take to the woods : Sıvışmak.

Take to heart : Ciddiye almak. Onunla ilgili heyecanlanan. Yabana atmamak. Kulak vermek. Dinlemek. İçerlemek. Yüreğinde hissetmek. İçlenmek. Bir tavsiyeye uymak. Dikkate almak.

Take to flight : Firar etmek. Çil yavrusu gibi dağılmak. Kaçmak.

İngilizce Take to task Türkçe anlamı, Take to task eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Take to task ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chide : Fırça çekmek. Söylenmek. Fırça atmak. Ayıplamak. Kusur bulmak.

Inveighed : Tenkit etmek.

Blow up : Patlamak. Kopmak (fırtına vb). Öfkelenmek. Büyütmek (fotoğrafçılık terim). Agrandisman yapmak. Patlatmak. Patlak vermek. Tepesi atmak. Birden kızmak. Büyütmek.

Get after : Eleştirmek. Sonra almak.

Blister : Kabarmasına neden olmak. Kabarmak. Kabarcık. Yakı. Kabarıklık. Boyanın kabarması. Su toplama. Kabartı.

Call on the carpet : Fırça atmak. Fırça çekmek.

Inveigh : Veryansın etmek. Tenkit etmek.

Brush down : Fırçalamak. Üstünü fırçalamak. Fırça çekmek.

Baste : Sıvı dökmek veya sürmek (kurumaması için pişen etin üstüne). Haşlamak. Kurumaması için etin üzerine su dökmek. Erimiş yağ dökmek. Sopa atmak. Teyellemek. Dövmek. Dayak atmak. Yağ sürmek. Yağlamak.

Admonish : Kulağını çekmek. İhtar vermek. Hafiçe azarlamak. Nasihat etmek. İhtar etmek. Kulağını bükmek. Öğüt vermek. Nasihat vermek. Tembih etmek.

 

Take to task synonyms : bastes, call down, jump on, affords, basted, chew up, castigate, castigates, admonishing, chiding, affording, be enough, inveighing, admonishes, berates, admonished, bawling out, burn up, inveighs, come down upon, chidden, berate, afforded, bawl out, berated, bring up, chides, chew out.