Tarha nedir, Tarha ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan, eğri bir çeşit bıçak.

Tarha anlamı, kısaca tanımı

Tarh : Bahçelerde çiçek dikmeye ayrılmış yer. Çıkarma. Vergi koyma

Kocakarı tarhanası : Küçük dolu.

Tarhan : İş yapmamaktan, hareketsizlikten şişmanlamış (hayvan ya da insan.). Balta. İş yapmayan kimse. [Bakınız: Tarkan]. Bingöl şehrinde, Yenibaşak bucağına bağlı bir yer. Çorum ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Malatya şehri, Arapgir belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Tarhanaköy : Elâzığ ili, Palu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Tarhankozlusu : Çorum kenti, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Tarhanotu : Dereotu.

Tarhatalaş etmek : Ortalığı dağıtmak.

Kızılcık tarhanası : Kızılcık suyu ile yoğrularak yapılmış olan tarhana.

Tarhana : İçine domates, biber, soğan, kokulu otlar, süt veya yoğurt katılan, bulgur, mayalanmış ve kurutularak ufalanmış hamur vb.nden yapılmış olan çorba malzemesi. Tarhana çorbası.

Tarhana çorbası : İçine tarhana katılarak hazırlanan çorba, tarhana.

Tarhanalık : Tarhana yapmaya ayrılmış.

Budama : Budamak işi.

Kesme : Kesmek işi. Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat. Kesme işareti. Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas. Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi. İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum. Kesin, değişmez, maktu. Lokum. Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia). Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan.

 

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Bıçak : Bir sap ve çelik bölümden oluşan kesici araç. Çeşitli kesme işlerinde kullanılan keskin ağızlı araç.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.

Eğri : Doğru veya düz olmayan, bir noktasında yön değiştiren, çarpık, münhani, doğru karşıtı. Bir olayın şiddetindeki azalış ve çoğalışları gösteren çizgi. Yatay veya düşey olmayan, bütünüyle bir yana eğilmiş bulunan, eğik, mail. Yay gibi kavislenmiş, eğmeçli, mukavves. Doğru veya düz olmayan çizgi, yüzey. Yanlış bir biçimde.

 

Bağ : Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

Diğer dillerde Targhee koyunu anlamı nedir?

İngilizce'de Targhee koyunu ne demek ? : targhee sheep