Tariffs türkçesi Tariffs nedir

  • Tarifeler.
  • Fiyat listesi.
  • Gümrük vergisi.
  • Gümrük tarifeleri.
  • Tarife.
  • Gümrük.

Tariffs ile ilgili cümleler

English: Some of the tariffs were as high as sixty percent.
Turkish: Bazı gümrük vergileri yüzde 60'a varıyordu.

English: President Arthur wanted to reduce the tariffs.
Turkish: Başkan Arthur gümrük vergilerini düşürmek istedi.

English: I would like to stress that it is more convenient to control tariffs as a bloc rather than country by country.
Turkish: Tarifeleri blok olarak kontrol etmenin ülke ülke kontrol etmekten daha uygun olduğunu vurgulamak istiyorum.

English: Unfair tariffs are imposed on foreign products.
Turkish: Yabancı ürünlere haksız tarifeler uygulanmaktadır.

English: Cleveland decided that high tariffs were wrong.
Turkish: Cleveland yüksek gümrük vergilerinin yanlış olduğuna karar verdi.

Tariffs ingilizcede ne demek, Tariffs nerede nasıl kullanılır?

General agreement on tariffs and trade : Gümrük tarifeleri ve ticaret genel anlaşması. Kotaları kaldırarak tarifelere dönüştürmek ve tarifeleri de zaman içinde azaltarak dünya ticaretini serbestleştirmek amacıyla anlaşmaya taraf ülkeler arasında karşılıklı ödün ilkesine göre görüşmeler yapılması ilkesiyle 1947 yılında isviçre’nin cenevre kentinde imzalanıp 1948 yılında yürürlüğe giren anlaşma. gümrük tarifeleri ve ticaret genel anlaşması uruguay görüşmeleri sonrasında 1995 yılında dünya ticaret örgütü adını almıştır. Gatt. Tarifeler ve ticaret genel anlaşması.

 

Consumption effects of tariffs : Tarifelerin tüketim etkisi. Gümrük vergilerinin yurtiçi fiyatları yükseltmesi nedeniyle yurtiçi tüketimin azalmasına yol açması.

Customs tariffs : Dışalım mallarının bir ülkeye girişinde gümrük vergisi oranlarını gösteren liste. Gümrük tarifeleri.

Distribution effect of tariffs : Gümrük tarifeleri gelir dağılımı etkisi. Bir gümrük tarifesinin konulması sonrasında, yurtiçi tüketicilerden üreticilere doğru satın alma gücü aktarımı. Alınan gümrük vergilerinin, milli gelirin tüketicilerden yurtiçindeki üreticilere doğru yeniden dağıtılmasına yol açması. Tarifelerin bölüşüm etkisi.

Foreign trade effects of tariffs : Tarifelerin dış ticaret etkisi. Gümrük vergilerinin yurtiçi fiyatları yükselterek ortaya çıkardığı tarifelerin üretim ve tarifelerin tüketim etkilerine bağlı olarak dışalım miktarının düşmesine yol açması.

Production effect of tariffs : Tarifelerin üretim etkisi. Gümrük vergilerinin yurtiçi fiyatları yükselterek yerli üretimin artmasına yol açması.

General agreement on trade and tariffs : Ticaret ve tarifeler genel anlaşması. Ticari kısıtlamaları en aza indirerek uluslararası ticareti teşvik etmek için yapılan anlaşma. Gümrük tarifeleri ve ticaret genel anlaşması. Gümrük tarifeleri ve genel ticaret anlaşması.

Tariff in force : Yürürlükteki bildirmelik. Yürürlükte bulunan gümrük bildirmeliği ya da belli bir mala ilişkin gümrük vergisi oranı.

 

Incidence of tariffs : Gümrük vergilerinin yansıması. Gümrük vergisi yansıması. İstem esnekliğinin sonsuz olmaması durumunda, dışalımcı ülkenin yeni bir gümrük vergisi koyması ya da uyguladığı gümrük vergilerini yükseltmesinin, yurtiçi fiyatları yükselterek vergi yükünün tüketicilere aktarılmasına yol açması; dışalımcı ülkenin önemli ve büyük bir pazar olması durumunda ise vergi yükünün bir kısmının ya da tamamının dışsatımcı tarafından malın fiyatının düşürülerek üstlenilmesi.

Income effect of tariffs : Tarifelerin gelir etkisi. Konulan gümrük vergilerinin devlet gelirlerinin artmasına yol açması.

İngilizce Tariffs Türkçe anlamı, Tariffs eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tariffs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Scroll : Süslü yazı. Tomar. Ekranda görüntü kaydetme. Helezoni kıvrım. Taslak. Nöbet cetveli. Setli merkezleme levhası. Kaydırmak.

Customs : Bir ülke veya toplumun ahlak. Yabancı ülkelerden gelen ve yabancı ülkelere giden mal ve yolcular için yasalarla konulmuş yargıları uygulayan, ülkeye giriş ve çıkışta malın bağımlı olduğu gümrük vergisini alan örgüt. malın yurda girişinde alınan gümrük vergisi, bk. gümrük vergisi. Gümrük dairesi. Adetler. Gelenek. Gelenekler. Gümrük, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Töreler. Bir ülkeye giren ya da bir ülkeden çıkan mal ve nesneler üzerinden alınan vergi. bu verginin alınması işlemiyle uğraşan örgüt.

Receipt : Ç.gelir. Alındı. Fatura. Yemek tarifi. Tahsilat. Kazanç. Fiş. Makbuz vermek. Alma.

Directions : Yönetme. Yönetim. Emir. Kumanda. Yön. Yönergeler. Açıklama. Kullanma talimatı. Direktörlük.

Tabular standard : Çizelge standardı. Fiyat standart tablosu.

Price index : Fiyat indeksi. Fiyat dizini. Bir mal sepetindeki fiyatların belli bir temel döneme göre ne yönde ve oranda değiştiğini gösteren dizin. Fiyat göstergesi. Fiyat endeksi.

Countervailing duty : Gümrük, iktisat alanlarında kullanılır. Mahalli ticareti korumak amacıyla devlet tarafından ithal mallara konulan ekstra ödeme. Munzam gümrük resmi. Ek gümrük vergisi. Telafi edici vergi. Dışsatımcı ülkedeki sübvansiyonlar nedeniyle dışalım mallarının düşük fiyattan piyasasına girdiğini ve bu durumun yerli mal ve sanayilere tehdit oluşturduğunu kanıtlayan dışalımcı ülkenin bu tür mallara uyguladığı, dünya ticaret örgütü’nün sübvansiyonlar kodu ile izin verdiği ek vergi. Bir malın yapımı, üretim ve yurttan çıkışı için sağlanan dolaylı ya da dolaysız prim ve yardımları etkisiz bırakmak amacıyla özel olarak alınan vergi. Fark giderici vergi. Karşılayıcı gümrük vergisi.

Customs office : Gümrük idaresi. Yabancı ülkelerden gelen ve yabancı ülkelere giden mal ve yolcular için yasalarla konulmuş yargıları uygulayan, ülkeye giriş ve çıkışta malın bağımlı olduğu gümrük vergisini alan örgüt. malın yurda girişinde alınan gümrük vergisi, bk. gümrük vergisi. Gümrük, ekonomi alanlarında kullanılır. Bir ülkeye giren ya da bir ülkeden çıkan mal ve nesneler üzerinden alınan vergi. bu verginin alınması işlemiyle uğraşan örgüt.

Receipts : Alınma (mektup vb.). Alındı. Gelirler. Alma. Hasılat. Reçete. İhracat gelirleri. Makbuz. Fiş. Kazanç.

Custom : Alışkı. Bilgisayar, eğitim, gitar alanlarında kullanılır. Örf ve adetler hukuku. Adet. Bir toplumda halkın; yasaların ve yönetici kurumların etkisi altında kalmadan toplumsal, ekonomik, kültürel ve güncel sorunlarını, dinsel ve geleneksel anlayışlarına aykırı düşmeyecek bir biçimde çözümlemek amacıyla oluşturduğu ve kesinkes uyulması zorunluluğu bulunan kurallardan her biri. bk. halkbilimsel görenek, sözlü görenek, kişisel görenek, göreneksel yasa, egemen görenek, krş. gelenek, boşinanç. Alışveriş. Huy. Töre. Gelenek. Sahibinin istekleri doğrultusunda özel olarak üretilen çalgı aleti.

Tariffs synonyms : customs authorities, customs duty, tonnage, tariff, customhouses, duties, prospectus, prospectuses, scale, scale of charges, import duty, price list, customsduty, customshouse, indirect tax, recipes, revenue tariff, rates, customhouse, protective tariff, customs tariffs, octroi, negotiations, recipe, duty, statement, tunnage, customs duties, customs house, tonnage duty, tax, custom house, statements.