Tasks türkçesi Tasks nedir

Tasks ile ilgili cümleler

English: What are my tasks?
Turkish: Görevlerim ne?

English: The boss allotted tasks to his men.
Turkish: Şef görevleri kendi insanları arasında dağıttı.

English: My robot will prepare meals, clean, wash dishes, and perform other household tasks.
Turkish: Benim robot, yemekler hazırlayacak,temizlik yapacak, bulaşıkları yıkayacak ve diğer ev işlerini yapacak.

English: We don't have problems. We only have tasks.
Turkish: Bizim sorunlarımız yok. Yalnızca görevlerimiz var.

English: Only half of all military planes can fight. The rest are used for other tasks.
Turkish: Askerî uçakların sadece yarısı savaşa katılabilir. Kalanlar ise başka görevler için kullanılır.

Tasks ingilizcede ne demek, Tasks nerede nasıl kullanılır?

Get down to the brass tasks : Bir şeyin temeline inmek. Gerçek konuya girmek. Konuya gelmek. Bir şeyin özüne inmek. Sadede gelmek.

Scheduled tasks : Zamanlanmış görevler. Planlanan görevler.

Subtasks : İkincil iş. Görev. İkincil. Yan iş.

Task and bonus plan : Gannt ikramiye yöntemi. Süresi önceden saptanan bir işi bu dönem içinde yapana günlük ücreti ve ikramiye, bitiremiyene yalnız günlük ücreti, daha az bir süre içinde bitirene ve yeni bir işe başlayana da ücreti, ikramiyesi, özen payı verilmesi yöntemi.

 

Task bar : Görev çubuğu.

Task manager : Görev yöneticisi.

Task group : Görev grubu.

Task migration : Görev göç ettirme.

Task box : Görv kutusu. Görev kutusu.

Task force : Görev gücü. İş gücü. İş ekibi. Özel birlik. Tim. Görev kuvveti. Özel tim. Geçici bir süre için işbirliği yapanlardan oluşan grup. Çalışma kolu.

İngilizce Tasks Türkçe anlamı, Tasks eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tasks ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Incumbencies : Zorunluluk. Memuriyet. Memuriyet dönemi. Görev süresi. Yükümlülük. Vazife.

Businesses : Firma. Faaliyet. Alım satım. Mesele. Konu. Ticaret. İşyeri. Ticarethane.

Corvees : Köylünün derebeyine zorunlu hizmeti.

Labour of love : Hatır için yapılan iş. Hatır işi. Karşılık beklemeden yapılan iş.

Project : Tasarı. Perdeye görüntü düşürmek. Yöneltmek. Planlamak. Joba çizmek. Çıkıntı oluşturmak. İzdüşürmek. Yansıtmak. Planını çizmek. İz düşürmek.

Angaries : Tarafsız ülke toprağını zaptetme hakkı. Bir geminin müsaderesi. Savaş durumunda tarafsız ülke toprağını zaptetme hakkı. Geminin tutulması. Savaşta tarafsız ülke toprağını zaptetme hakkı.

Duties : Gümrük. Ödevler. Vergi. Gümrük vergisi. Hizmet. Vergiler. Devlet alacaklarına ilişkin haklarla vergilerin gereği gibi gerçekleşmesi, izlenilmesi ve alınması sağlanılmak üzere yasalarıyla görevlilerine verilmiş, yapılmaması halinde sorumluluğu gerektiren ödevler.

Activity : Eyleyim. Etkin olma durumu, bazı etkileri oluşturma yeteneği. ilaç veya zehirli maddelerin vücuda alındıktan sonra etkisini gösterme durumu, aktivite, ilaç molekülünün almaçları uyarma veya baskılama yeteneğinin bir ölçüsü. Meşguliyet. İşlem. Eylem. Hareket halinde olma. Hareketlilik. Bir bilgi işlem dizgesinde ana kütük tutanaklarının, öngörülen belirli bir dönem içinde, gördükleri işlem sayısıyla gösterilir nitelikleri. Etki.

 

Effectiveness : Etkileyicilik. Etkenlik. Etki. Yürürlüğe girmesi. Geçerlik. Etkililik. Geçerlilik. Yararlılık. İtibar.

Adventure : Örge. Öğelerin birleşmesinden doğan ve bir araya geldiklerinde halkbilim ürünleriyle olaylarının oluşumunu sağlayan birimlerden her biri. bk. öğe, anakonu, örge tümgesi, örnek, ayrık öğe. Tehlikeli iş. Yeltenmek. Atılmak. Serüven. Avantür. Macera. Vurgunculuk. Riske atmak.

Tasks synonyms : endurance contest, ball buster, risky venture, shitwork, no brainer, scut work, piece of cake, child's play, enterprise, assignments, berths, classwork, commission, snap, burthens, billets, marathon, breeze, devoir, burthen, discommodity, biz, asgmt, chare, calling, action, onuses, duty, efficacity, difficulty, baby, efficacies, obligations.