Teber nedir, Teber ne demek

Teber; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

Aşık oyununda kullanılan terim.

1.Çapa.

Tenekecilikte tenekeleri birbirine geçirmek için kullanılan bir araç.

Ağaç tepsi.

Küçük balta.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Keskin kısmı düz olan ayakkabıcı bıçağı. (*Güdül -Ankara)

Kesme kısmı yarımay biçiminde saraç bıçağı. (-Uşak; *Yalvaç *Senirkent -Isparta)

Teber isminin anlamı, Teber ne demek:

Erkek ismi olarak; Küçük balta. Dervişlerin kullandıkları uzun saplı küçük balta. Meşin kesmek için kullanılan araç.

Teber hakkında bilgiler

Teber, 14. ve 15. yüzyıllarda kullanılan, iki elle tutulan kutuplu silahtır. İlk örneklerine İsviçre'de rastlanmıştır. İsviçreli köylülerin bir sırık ucuna taktıkları saban demirinden esinlenildiği söylenir. Özellikle 15. yüzyıl ortasından 16. yüzyıl başına dek önde gelen bir piyade silahı olarak kalmış, askeri devrim ile kullanımı azalmış, sadece çavuşların kullandığı bir tür statü göstergesine dönüşmüştür.

Teber anlamı, tanımı:

Teberli : Teberi olan.

Teberru : Bağış.

Teberru etmek : Bağışlamak.

 

Teberrük : Uğur sayma.

Teberrüken : Uğur sayarak, mutlu olsun diye.

Teberrüz : Meydana çıkma, görünme.

Teberrüz ettirmek : Belirtmek.

Tebersiz : Teberi olmayan.

Balta : Ağacı kesme, yarma, yontma vb. işlerde kullanılan ağaç saplı, demir araç.

Derviş : Alçak gönüllü ve her şeyi hoş gören kimse. Yoksulluğu, çilekeşliği benimsemiş kimse. Kırlangıç balığının küçüğü. Bir tarikata girmiş, onun kurallarına ve törelerine bağlı kimse, alperen.

Keski : Ağaç, taş, metal vb.ni yontmaya yarayan, bir ucu keskin çelik araç. Demir ve sac kesmek için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin araç, tırnak. Pulluk gövdesi önüne takılan ve toprağı kesip ayıran, bıçak veya disk biçiminde çelikten yapılmış pulluk parçası.

Ayça : Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapılmış ay yıldızlı süs, alem. Hilal.

Biçim : Tarz. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Herhangi bir şeyin benzeri. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Biçme işi.

Küçük : Küçük abdest. Yaşı daha az olan. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Kısık, parlak olmayan (ses). Niceliği az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Değersiz, önemsiz.

Hafif : Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Etkisi az olan, sert karşıtı. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Kalınlığı veya yoğunluğu az olan. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Önemli olmayan. Gücü az olan, belli belirsiz. Güç veya yorucu olmayan, kolay.

 

Yüzyıl : Yüzyıllık süre, asır. İçinde yaşanılan zaman. Milat başlangıç alınarak 1-100, 101-200, 201-300 vb. olarak sayılan yüzyıllık dönem.

Meşin : İşlenmiş koyun derisi. Bu deriden yapılan.

Kesmek : Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Birini yermek, kötülemek. Susmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Son vermek, gidermek. Para basmak. Bölmek, ayırmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ucunu almak. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Uydurmak, yalan söylemek. Geçişi önlemek. Hasta organı ameliyatla almak. Dibinden ayırmak. Kesici bir araçla yaralamak. Düzgün parçalara ayırmak. Azaltmak, güçleştirmek. Akımı durdurmak. Belirtmek, kararlaştırmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Ara vermek. Vahşice öldürmek.

İçin : Oranla, göz önünde tutulursa. -den dolayı, -den ötürü. Özgü, ayrılmış. Düşüncesince, kendince, göre. Süre belirten bir söz. Neden ve sonuç belirten bir söz. Amacıyla, maksadıyla. Uğruna, yoluna. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Hakkında.

Araç : Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Taşıt.

Teberdar : Bir erkek ismi olarak anlamı; Baltacı. Yeniçeriler arasında baltalı asker sınıfı.

Teberhun : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Kızıl söğüt, tarhun.

Teberik : 1.Armağan, andaç, anmalık : Bu saat bana babamdan teberik kaldı. 2.Korunmak üzere birine ya da bir yere bırakılan şey, emanet. 1.Ölen kimsenin çocuğu. 2.Tek çocuk. Armağan. < Ar. teberrük: Armağan, anmalık. Emanet. Ölen kimsenin çocuğu. Hatıra Sakarya kenti, Ferizli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Teberikler : Bolu şehrinde, Mengen ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Teberleş olmak : Dadanmak, başa bela olmak

Teberoğlu : Samsun ili, Lâdik ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Teberotu : Havuç.

Teberrik : Armağan

Teberük : Armağan, andaç, anmalık Yağsız ya da gıdasız (yemek için). Çok az. Yatırlardan alınan toprak, taş. Armağan Samsun ili, Vezirköprü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Teberze : Kurutmaya elverişli, çok tatlı kayısı.

Diğer dillerde Teber anlamı nedir?

İngilizce'de Teber ne demek? : n. halberd

Rusça'da Teber : n. секира (F)