Telef nedir, Telef ne demek

Telef; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

Aç, susuz, bakımsız: Gaş gündür telef zavallı.

Telef tanımı, anlamı:

Telef etmek : Mahvetmek, yok etmek. hayvanı öldürmek.

Telef olmak : Mahvolmak. hayvan, ölmek.

Telefat : Hastalık, afet vb. sebeplerle hayvanların toplu ölümü.

Teleferik : Birbirinden uzak iki yüksek yer arasında, havada gerilmiş bir veya birkaç çelik halat üzerinde kayarak hareket eden asılı taşıt.

Telefon : Konuşmaları ileten ve yansıtan düzenek. Birbirinden uzakta bulunan kişilerin konuşmasını sağlayan aygıt.

Telefon diplomasisi : Devletler arası ilişkilerde telefon aracılığıyla kurulan görüşme yolu.

Telefon direği : Telefon tellerinin aktarımı için dikilen ağaç veya metal direk.

Telefon etmek : Birini telefonla aramak ve bir şey söylemek.

Telefon hattı : Telefon tesisini ve iletişimini sağlayan tel örgü ağı.

Telefon kabini : Telefon kulübesi.

Telefon kartı : Telefon edebilmek için kullanılan, manyetik gücü ile telefon makinesini çalıştıran kart.

Telefon kulübesi : Şehir veya mahallelerin belli yerlerinde telefon edilebilecek özel yer, telefon kabini.

Telefon rehberi : Belirli il, ilçe veya kurumdaki telefon numaralarının sahiplerini alfabetik sıraya göre gösteren kitap.

 

Telefon santrali : Bu sistemin kurulu bulunduğu yer. Aynı merkeze bağlı ve iletişim akışı için giriş ve çıkışın otomatik olarak yapılmasını sağlayan sistem.

Telefon sapığı : Telefonla sürekli tacizde bulunan kimse.

Telefoncu : Telefon düzeni kuran veya telefon onaran kimse. Santral memuru, santralci. Özellkle cep telefonu alıp satan kimse.

Telefonculuk : Telefon santrali memurluğu. Telefon kuruculuğu veya onarıcılığı.

Telefonlaşma : Telefonlaşmak işi.

Telefonlaşmak : Birbiriyle telefonda konuşmak.

Telefonometre : Telefon konuşmalarının süresini ve sayısını gösteren sayaç.

Telefotografi : Fotoğraf, resim, yazı vb. durağan görüntülerin elektrik akımıyla uzaklara iletilmesi yolu.

Ankesörlü telefon : Kutulu telefon.

Araç telefonu : Taşıtlar için geliştirilmiş telefon, mobil telefon.

Cep telefonu : Kişinin yanında taşıyabildiği, kablosuz telefon, mobil telefon.

El telefonu : Cep telefonu.

Kartlı telefon : Kontör yüklenerek kullanılan cep telefonu.

Kontörlü telefon : Konuşma süresini gösteren sayaçlı telefon.

Kutulu telefon : Halkın kullanımına sunulan, para, jeton veya manyetik özelliği olan, kartla çalışan telefon, ankesörlü telefon.

Mobil telefon : Araç telefonu. Cep telefonu.

Telsiz telefon : Elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan telefon, radyotelefon.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.

Öldürme : Öldürmek işi.

Harcama : Bir şey almak için elden çıkarılan para, gider. Harcamak işi, sarf.

 

Yıpratma : Yıpratmak işi.

Hayvanı : Hayvanca. Hayvansal.

Yok : Birbirine karşıt iki cümleden, ikincisinin başına getirilen bir söz. Bulunmayan, mevcut olmayan (nesne, kimse vb.), var karşıtı. Olmayan, bulunmayan şey. Birinin söylediği sözlerden genel olarak kuşkulanıldığında veya sözler hafifsendiğinde kullanılan bir söz. Savunulan bir düşünceyi doğrulayan sözün başına getirilir. Yasak. "Hayır" anlamında kullanılan bir söz.

Etme : Etmek işi.

Boş : Yapılacak işi olmayan, işsiz. Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.). Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal. İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı. Habersiz, hazırlıksız bir biçimde. Bir işe yaramayan, yararsız. Bilgisiz. Anlamsız.

Telefgin : Savurgan.

Telefon etmek : birini telefonla aramak ve bir şey söylemek. İlgili cümle: "“Siz gelmeyin, ben telefon eder, gelirim.”" A. H. Tanpınar.

Telefonlu : Telefonu olan. İlgili cümle: "“Niyeti ilk önüne gelen telefonlu dükkâna dalmaktı.”" H. Taner.

Telefonsuz : Telefonu olmayan.

Telefonsuzluk : Telefonsuz olma durumu. İlgili cümle: "“Telefonsuzluk derdi bütün İstanbul mahallelerinin derdidir.”" N. Hikmet.

Telefsimek : Yüreği ezilmek : Yüreğim telefsidi.

Telef ile ilgili Cümleler

  • Telefon aramasından sonra üç dakika içerisinde polisler Tom'un kapısındaydılar.
  • Telefon, 1876 yılında Bell tarafından icat edildi.
  • Onun telefona cevap vermesine izin verme.
  • Sana telefon numaramı vermeyeceğim.
  • Telefon, 1876'da Bell tarafından bulundu.
  • Telefon bir iletişim aracıdır.
  • Cep telefonum iki kez çalındı.
  • O ve onun kızı sık sık kendi evleri içinde birbirlerine cep telefonuyla mesaj attılar.
  • Ben müşteri hizmetleri temsilcisine ulaşmadan önce telefonda 20 dakika beklemek zorunda kaldım.
  • Telefon bir baş belası olabilir.
  • O, telefon görüşmesi yapmak için birkaç kez masadan ayrıldı.
  • Her 30 saniyede telefonunuzu kontrol etmeyi durdurur musunuz?
  • Teleferikle dağa çıktık.
  • Telefon alacağım.

Diğer dillerde Telef anlamı nedir?

İngilizce'de Telef ne demek? : telephone

Fransızca'da Telef : perte [le], mort [la]

Almanca'da Telef : Abfall m; Ausschuss m

Rusça'da Telef : n. разрушение (N), гибель (F), растрачивание (N)