Tense up türkçesi Tense up nedir

Tense up ile ilgili cümleler

English: Don't tense up.
Turkish: Gerilme.

Tense up ingilizcede ne demek, Tense up nerede nasıl kullanılır?

Tense : Stres içinde. Çekmek. Gerginleştirmek. Zaman. Germek. Gerilmiş. Çekimli fiilin karşıladığı kılış veya oluşun içinde geçtiği zaman dilimi: şimdiki zaman, geçmiş zaman, gelecek zaman, geniş zaman vb. fiildeki zaman basit zaman ve birleşik zaman olarak ikiye ayrılır: yazıyor, yazdı, yazacak, yazmış, yazdıydı, yazıyormuş, yazsa, yazmalı, evdeydi vb. || — sen söyle allahını seversen, dedi, bir çocuk ötekine maymun türk mü demiş ne.. o da ona taş atmış. sen tafsilatını daha iyi bilirsin. inzibat meclisleri toplanacakmış. gençlerimiz burada hitabeler irade ediyorlar. taş atan çocuğun kovulmasına rey verenler(...) nasıl dedi bakayım? eşekmişler amma türk de değilmişler onu konuşuyorduk (p. safa, biz insanlar, s. 48) vb. ayrıntı için bk. basit zaman, birleşik zaman. Gergin. Sıkı.

Tense system : Germe sistemi.

Tensed : İdaho eyaletinde şehir. Germek. Gerilmiş. Gerilmek.

Tensely : Gerginlikle.

Tenseness : Gerginlik. Uyanık olma.

İngilizce Tense up Türkçe anlamı, Tense up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tense up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Hang on : Peşini bırakmamak. Tutunmak. Tutmak. Asılmak. Sıkı tutmak. Beklemek. Bekletmek (telefon). Asmak. Israr etmek. Takmak.

Rack : Fiyatı fazla yükseltmek. Mahvolmak. Raf. Bir dişliyle birlikte çalışabilecek biçimde üzerine diş açılmış düz çubuk. Uzatmak. İşkence etmek. Çok acı vermek. Rafa koymak. Rüzgarda uçuşmak (bulut).

Lifts : Çalmak. Topraktan çıkarmak. Kalkmak. Yükseltmek. Kaldırmak. Havalanmak. Asansörler. Yürütmek. Yukarı kaldırmak.

Constringe : Sıkmak. Sıkılaşmak. Kasılmaya neden olmak. Büzmek.

Flex : Esnetmek. Kablo. (kas) kasmak. Bükmek (kası). Tel. Esnek kablo. Bükmek. Kasmak. Eğmek.

Flexes : Kasmak. Bükmek. Esnetmek. Eğmek. Kordon. Tel. (kas) kasmak. Bükmek (kası). Kablo.

Lift : Asansör. Çıkmak. Havalanmak. Kalkmak. İner-çıkar. Yukarı kaldırmak. Kaldırmak. Yükseltmek. Yürütmek.

Extend : Daha uzun ya da büyük bir hale getirmek. Genişletmek. Erişmek. Büyütmek. Uzatmak. Avcı hattına yayılmak. Yardım eli uzatmak. Genişlemek.

Racked : Fıçıdan çekmek (içki). Gererek işkence yapmak. Rafa kaldırmak. Uzatmak. İşkence etmek. Kirayı çok artırmak. Askıya asmak. Rüzgarda uçuşmak (bulut). Eziyet etmek.

Bag : Torba. Aşırmak. Kapmak (sandalye). Avlamak. Çalmak. İç etmek. Torbalamak. Torbaya koymak. Torbalanmak.

Tense up synonyms : distend, distending, distends, hung on, drew, clamp.