The other türkçesi The other nedir

The other ile ilgili cümleler

English: Ali and the other passengers got on the plane.
Turkish: Ali ve diğer yolcular uçağa bindiler.

English: Alana and Nila went clubbing the other day.
Turkish: Alana ve Nila geçen gün diskoya gittiler.

English: "Is Tom on our team?" "No, he's on the other team."
Turkish: "Tom bizim takımda mı?" "Yok, o öteki takımda."

English: Ali and the other farmers prayed for rain.
Turkish: Ali ve diğer çiftçiler yağmur için dua etti.

English: "Where's Tom?" - "In the other room, packing his bags."
Turkish: "Tom nerede?" - "Diğer odada, valizlerini hazırlıyor."

The other ingilizcede ne demek, The other nerede nasıl kullanılır?

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık.

Other : Öteki. Diğeri. Başka türlü. Öbür. Özge. Başkası. Geçen. Bundan başka. Başka. Sonraki.

The other day : Geçenlerde. Geçen gün. Geçen günlerde. Birkaç gün önce.

The other end of the road : Ecel. Yolun sonu.

The other end of the street : Yolun öbür tarafı.

 

The other party : Diğer taraf. Karşı taraf.

The other night : Geçen akşam.

İngilizce The other Türkçe anlamı, The other eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The other ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

The further : Destek olmak. Ötedeki. Yardım etmek. İlerletmek. Daha ileri. İlerlemesine yardım etmek. İlerlemesini sağlamak. Kolaylaştırmak. Daha öte.

Misc : Çeşitli.

Otherwise : Aksi durum. Sonra. Farklı bir şekilde. Yoksa. Aksi takdirde. Bunun dışında. Başka bakımlardan. Başka konuyla.

Transitive : Geçiren. Geçişli (eylem). Geçişli. Geçişken.

Excepting : Dışında. Hariç. Meğerki. Haricinde. Ed.hariç. Dışında bırakma. Hariç olmak üzere.

Farther : Daha fazla. Bundan başka. Daha öte. Ayrıca. Uzaktaki. İlaveten. Öteye. Daha uzaktaki.

Passing : Vefat. Geçiş. İntikal. Geçirme. Gitme. Göçme. Geçme. İlerleyen. Ölüm.

Secondary : İkinci dereceli. Belirli amaçlara göre yapılan düzenlemede ikinci derecede olan. Delege. İkinci. Tali. İkinci dereceli şey. Önemsiz. Sekonder devre. Sekonder.

Latter : Sonra gelen. İkincisi. Zaman olarak daha sonra meydana gelmiş olan. Son söylenen. İkisinden sonuncusu. Sonuncusu. Son. Modern. Son söylenilen. İki şeyden sonuncusu.

Next page : Sonraki sayfa.

The other synonyms : alternate, elapsed, atypical, miscellaneous, variant, apart from, barring, exceeders, passed, forth, transitional, later, the former, after, printer, others, that, beside, eventual, posteriors, permeates, exceeder, far, non, remaining, dissimilar, other than, different, apart, secondaries, distinct, other, differently.