Theorem türkçesi Theorem nedir

  • Kuram.
  • Tümdengelimci bir dizgede önsayıtlardan çıkarım kalıpları ya da kuralları aracılığıyla türetilen ya da kanıtlanabilen önerme.
  • Teorem.
  • Kanıtsav.
  • Kanıt.
  • Sav.
  • Dava.
  • Önerme.

Theorem ile ilgili cümleler

English: The final value theorem does not apply if the system is not stable.
Turkish: Eğer sistem istikrarlı değilse, son değer teoremi uygulanmaz.

English: Now, we show how this lemma can be used to prove our main theorem.
Turkish: Şimdi, bu yardımcı önermenin nasıl ana önermemizi kanıtlamak için kullanılabileceğini gösteriyoruz.

Theorem ingilizcede ne demek, Theorem nerede nasıl kullanılır?

Theorem of the cosine : Kosinüs teoremi.

Fundamental theorem of algebra : Cebirin temel teoremi. Cebrin temel teoremi.

Fundamental theorem of arithmetics : Aritmetiğin temel teoremi.

Angle bisector theorem : Açıortay teoremi. Açıortay savı.

Bayes theorem : Ekonomi, iktisat alanlarında kullanılır. Tümden gelimci bir mantıkla sonuçları belli olan bir olayın nedenlerinin olasılıklara dayanarak sıralanması. Bayes teoremi. Bayes önermesi.

Central limit theorem : Merkezi sınır teoremi. Merkezi sınır kuramı. Merkezi limit teoremi. Merkezi kısıtlama teoremi. Clt.

Cantor theorem : Cantor teoremi. Cantor savı.

Cauchy mean value theorem : Cauchy ortalama değer teoremi.

 

Chebychev theorem : Chebychev teoremi.

Bayesian central limit theorem : Bayesçi merkezi limit teoremi.

İngilizce Theorem Türkçe anlamı, Theorem eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Theorem ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Support document : Delil.

Assertion : Evetleme. Hakkını arama. Bildiri. Açıklama. Öne sürme (bir iddiayı). İddia. Bir görüş ya da vargıyı ileri süren yargı.

Premise : Önceden açıklamak. Mukaddem. Sayıltı. Temel dayanak. Kaziye. Dayanak çekidi. Mukaddeme. Terim. Tümdengelimci bir dizgede kanıtsav ya da vargıların dayanağı olan ve daha önce kanıtlanmış savlardan ya da önsayıtlardan her biri. Öncül.

Speculation : Kurgu. Vurgunculuk. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Kurmaca. Salt düşünceyle türetilmiş, olana aykırı ve geçerlenmeye kapalı bilgiler dizgesi. Spekülasyon yapma. Kişisel öngörülere dayanarak fiyatında yükselme beklenen iktisadi varlığı satın alarak veya fiyatında düşme bekleneni satarak aradaki fiyat farklılıklarından kar elde etme etkinliği. Tahmin. Vurgun.

Demonstrations : Gösterme. Arz. Gösteriler. İspat. Gösteri. Kanıtlama.

Cause : Olaylar arasındaki bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız ve belirleyici konumda olan etken. bk. sonuç. -e neden olmak. Meydan vermek. Neden olmak. Neden. Yol açmak. Sebep olmak. Sebep vermek. İlke.

Evidence : Kanıtlamak. İspatlamak. Açıklamak. Belirginlik. Göze çarpma. Tanıklık. Göstermek. Açığa vurmak. Belirti.

Proposition : Sorun. Plan. Mesele. Uygunsuz teklifte bulunmak. Sevişme teklif etmek. Teklif. İfade. Öneri.

 

Difference : Fark. Ayrılık. Ayrım. Farklılık. Uyuşmazlık. İhtilaf. Kavga. Fikir ayrılığı. Anlaşmazlık.

Action : Çalışma. Eylem: bir iş, hareket yapmak, bir davranışta bulunmak. davranış: bir değişiklik getirebilecek etki uyandırabilecek düşünce ya da hareket. bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi; bu hareketten ortaya çıkan gelişim. baş olgu: oyunun temasını geliştiren başlıca olay, öykü, gelişim. sıra olaylar: bir oyunun metninde yer alan arka arkaya sıralanmış durumlar ve olaylar. iç aksiyon: oyunun havasını kuran gelişim. dış aksiyon: oyunun olaylarında var olan hareket ve durumların gelişimi. konuşma aksiyonu: oyunun konuşmalarında var olan devingenlik. oyunu ileriye götüren anlatımdaki itici güç. Başla. Etki. Eylem. Aksiyon. Bir durumu değiştirme ve daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası. Amel. Etkileme. Hukuk, gitar, sinema, televizyon, tiyatro, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Theorem synonyms : bayes' theorem, instance, thought, actions, confirmation, averments, law suit, overture, proffer, theories, idea, premised, accusation, allegement, positions, supporting document, allegations, proffers, lawing, arguments, instances, premising, bill of indictment, cases, allegation, evidences, pretensions, convincing proof, propositions, proof, propositioned, proposal, averment.

Theorem ingilizce tanımı, definition of Theorem

Theorem kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Hence, sometimes, a rule. To formulate into a theorem. That which is considered and established as a principle.