Threatens türkçesi Threatens nedir

  • -e işaret etmek.
  • Tehlike belirtisi olmak.
  • Habercisi olmak.
  • Tehditte bulunmak.
  • Gözünü korkutmak.
  • Tehdit etmek.
  • Gözdağı vermek.
  • [#korku Korkutmak].

Threatens ile ilgili cümleler

English: The coward only threatens when he is safe.
Turkish: Korkak sadece güvende olduğunda tehdit eder.

Threatens ingilizcede ne demek, Threatens nerede nasıl kullanılır?

The sky threatens a storm : Fırtına çıkacağa benziyor.

Threaten : Korkutmak. Habercisi olmak. Tehlike belirtisi olmak. Tehditte bulunmak. Gözdağı vermek. -e işaret etmek. Gözünü korkutmak. Tehdit etmek.

Threatened : Tehdit edilmiş. Korkmuş. Gözü korkutulmuş. Riske atılmış.

Threatened abortion : Düşük tehdidi.

Threatened with a lawsuit : Dava açmakla tehdit etmiş. Eğer talepleri yerine getirilmezse dava açmakla korkutmuş.

Threateningly : Güvenli olmayan bir şekilde. Riskli bir şekilde. Tehditkar bir şekilde. Tehditkar bir biçimde. Gözünü korkutan bir tarzda.

White threated robin : Taş bülbülü. Ötücü kuşlar (passeriformes) takımının, ardıç kuşugiller (turdidae) familyasından, 16.5 cm kadar uzunlukta, türkiye'de trakya ve anadolu'nun kuzey tarafları hariç diğer bölgelerde yazın kuluçkaya yatan, böceklerle beslenen, göçmen bir kuş türü. akgerdan.

Threatening : Korkutucu. Gözdağı verme. Tehditkar. Endişe verici. Tehdit. Tehdit etme. Tehdit eden. Tehdit edici. Korkutma.

 

Threat agent : Tehdit etkeni. Tehdit etmeni.

Threat monitoring : Tehdit gözetleme. Tehdit gözleme.

İngilizce Threatens Türkçe anlamı, Threatens eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Threatens ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Overhang : Çıkıntı yapmak. Üzerine süslü şeyler asmak. Üzerine sarkmak. Altı oyulmuş yalı yar çeperi. Tehdit etmek (tehlike vb). (kemerin vb) üzerinden sarkmak. Çıkma. Sarkmak.

Appaling : Çok kötü. Dehşete düşmek. Şoka uğratmak. Dehşete düşürmek. Şok edici. Ürkütmek. Şok veya korkuya neden olan. Yıldırmak. Berbat. Sarsmak.

Boded : İşaret etmek. Alamet olmak. Kötüye işaret olmak. İşareti olmak. Belirtisi olmak. İowa eyaletinde şehir. Beklemek. -e delalet etmek.

Be indicative of : Göstermek.

Daunt : Sindirmek. Cesaretini kırmak. Yıldırmak. Korkusuz. Yılmaz.

Signalizes : Belirginleştirmek. Sinyalize etmek. Karakterize etmek. Göstermek. İşaretle bildirmek. Bildirmek. İşaret etmek. Meşhur etmek.

Browbeat out : Yıldırmak.

Daunts : Cesaretini kırmak. Yılmaz. Sindirmek. Korkusuz. Yıldırmak.

Threat : Tehlike. Tehlike işareti. Korkutma. Tehdit. Gözdağı. Korku. Adak.

Put the screws on : Birini bir şeye zorlamak. (birini) sıkıştırmak. Güç kullanmak. Tehditle almak. Birine baskı yapmak. Gaspetmek. Zor kullanmak. Koparmak. Birisini sıkıştırmak.

Threatens synonyms : portended, overhung, awes, presage, alarm, bullyrags, affear, signalize, menace, appals, boss around, be, administer a shock, browbeats, bulldozes, bulldozed, foreshadow, portend, awing, peril, bode, appalls, presaged, menaces, daff, affrighted, impends, call somebody over the coals, affrights, overhangs, implying, signalizing, menaced.

 

Threatens zıt anlamlı kelimeler, Threatens kelime anlamı

Invulnerable : Fethedilemez. Ele geçirilmez (yer). Zapt edilmez. İncitilemez. Kurşun işlemez. Zarar görmez. Yaralanmaz. Gayet sağlam. Dayanıklı. Zarar görmekten veya yaralanmaktan tamamen korunmuş.