To give up türkçesi To give up nedir

To give up ile ilgili cümleler

English: Ali decided to give up skateboarding after his accident.
Turkish: Ali kazadan sonra kaykay yapmaktan vazgeçmeye karar verdi.

English: Ali decided to give up playing guitar professionally.
Turkish: Ali profesyonel olarak gitar çalmaktan vazgeçmeye karar verdi.

English: Ali decided to give up city life and live in the country.
Turkish: Ali şehir hayatından vazgeçmeye ve kırsalda yaşamaya karar verdi.

English: Ali didn't want to give up on the plan.
Turkish: Ali plandan vazgeçmek istemiyordu.

English: Ali decided to give up trying to keep up with Mary.
Turkish: Ali Mary'ye ayak uydurmaya çabalamaktan vazgeçmeye karar verdi.

To give up ingilizcede ne demek, To give up nerede nasıl kullanılır?

To : Karşı. Ya. İle. -e göre. E. -mek -mak (mastar). -e kadar. İla. Oranla. E doğru.

Give : Armağan etmek. Eğilmek. Doğruluğunu kabullenmek. Yapıvermek. Bulaştırmak. Dogruluğunu kabullenmek. Tanımak. Bel vermek. Vermek. Esneklik.

Swear to give up : Bırakacağına yemin etmek. Tövbe etmek.

To give a character : Bonservis vermek. Bir referans mektubu yazmak.

 

Authority to give a title : Ad verme yetkisi. Çalışmalar sonunda ortaya çıkan yapıta ad verilmesi yetkisi (bu yetki, yapıtı ortaya çıkaranın ya da hak iyelerinindir.).

Give up hope : Umudu kesmek. Ümidini kesmek. Umudunu kaybetmek. Ümidini kaybetmek. Umudunu kesmek.

Give up land : Sahip olduğu mülkiyetini bırakmak. Topraklarından vazgeçmek.

Not to give a shit : Siklememek. Sikine takmamak. Birinin umurunda olmamak.

Give up doing : Elini çekmek.

Give up : Ümitsizliğe düşmek. Yarıda bırakmak. Teslim etmek. Terk etmek. Umudunu kesmek. Vazgeçmek. Adamak. Ele vermek. İstifa etmek. Pes etmek.

İngilizce To give up Türkçe anlamı, To give up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak To give up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Give in : Çökmek. İstemeyerek razı olmak. Pes etmek. Pes demek. Kabul etmek. Razı olmak.

Acquiesced : Kabul etmek. Karşı çıkmamak. Ses çıkarmamak. Normal karşılamak. Muvafakat etmek. Boyun eğmek. Katlanmak. Razı olmak.

Admit : Meydan vermek. Kabul etmek. Olanak tanımak. İçeriye bırakmak. İzin vermek. İçeriye almak. Girmesine izin vermek. Almak. İçeri almak.

Crank : Kıvırmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Manivela. Kelime oyunu. Krankla bağlamak. Saplantı. Kanırtmaç. Dirsek. Saplantılı kimse. Kol.

Allows : Göz önüne almak. İzin vermek. İmkan vermek. Fikrinde olmak. İndirim yapmak. Kabul etmek. Düşünmek. İtiraf etmek. Hesaba katmak.

Make way : Yol açmak. Yol almak. Öne geçmek. İlerlemek.

Accords : Uyum sağlamak. Uymak. Bağdaşmak.

Abjured : Yemin ederek reddetmek. Yemin ederek vazgeçmek. Feragat etmek. İnkar etmek. Dönmek (dininden). Vazgeçtiğine dair yemin etmek. Vazgeçtigine dair yemin etmek. Yeminle vazgeçmek. Tövbe etmek.

 

Capitulates : Anlaşmak. Taahhüt etmek. Taviz vermek. Silahları bırakmak. Teslim şartlarını kararlaştırmak.

To give up synonyms : bend the neck, abandon, dismiss, preferring, give the right of way, administer, give somebody the wall, giving up, capitulate, committal, budge from, abstentions, conceded, allow, give up the struggle, prioritise, given way, confide, climb down, give priority to, meet halfway, accepts, afforded, attribute, back down, prioritises, come to terms with, swerve, cedes, cede, give way, accept, committals.