Tongues türkçesi Tongues nedir

Tongues ile ilgili cümleler

English: Gorillas cannot use their lips and tongues to speak, but they can communicate with people in other ways.
Turkish: Goriller konuşmak için dudaklarını ve dillerini kullanamazlar ama insanlarla başka yollarla iletişim kurabilirler.

Tongues ingilizcede ne demek, Tongues nerede nasıl kullanılır?

Set tongues wagging : Çene yarıştırmak. Dedikodusu olmak. Dillere düşmek. Ağızlara sakız etmek. Dedikoduya neden olmak. Dillere destan olmak. Dallanıp budaklandırmak. Dile düşürmek.

Oxtongues : Sığırdili.

Tongue and groove : Erkek ve dişi geçme parçaları.

Tongue and groove joint : Dil ve oyuklu bağlantı. Lamba ve zıvana. Zıvana lambalı geçme. Çıtalı geçme. Lamba-zıvanalı geçme.

Tongue depressor : Abeyslang. Dil basacağı. Dil pensi. Dil bastırıcı.

Tongue rolling : Devamlı veya nöbet halinde fizyolojik olmayan dil hareketleriyle belirgin olan kötü bir alışkanlık. özellikle hızlı gelişen kültür ırkı genç sığırlarda mera veya ahır besisinde gözlenir. kıtlık yıllarından sonra sürü halinde ve hatta tüm bölgede görülür. Dil oynatma.

Tongue paralysis : Dil felci. Motorik sinirlerin, özellikle n. hypoglossus’un (kranyal xıı. sinir) perifer ve merkezi tahribatı sonucu tek veya çift taraflı oluşan felç, glossopleji.

 

Tongue lashing : Azar. Fırça.

Tongue of flame : Parıldayan ateş. Alevin dili. Alev. Parıltı.

Tongue tie : Dil tutulması.

İngilizce Tongues Türkçe anlamı, Tongues eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tongues ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Prolongations : Uzatılma. Sürdürme. Devam ettirme. Geciktirme. Temdit. Uzama. Vadenin uzatılması. Uzatma.

Papuan : Papualı. Avustralya zoocoğrafik bölgesinin bir alt bölgesi. Papua bölgesi. Papua'ya özgü. Yeni gine'nin yerli kabilelerinden olan kimse. Papua.

Tastebud : Tat alma cisimciği. Tat alma organı.

Diverticulum : Divertikel. Kör kese. Ucu kapalı kanal. bir kanal ya da boşluktan ayrılan ucu kapalı kör kese. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Divertikülüm. Kolondaki küçük geniş keseler. Bir vücut boşluğundan dallanan kese (anatomi terimi). Torbacık. Organın iç boşluğuna açılan, son ucu kapalı, kese biçiminde oluşum, divertikül, divertikel, divertikel, divertikülüm.

Prominence : Herkesçe tanınma. Öne çıkma. Şöhret. Ün. Burun. Göze batma. Çıkıntı. Ehemmiyet. Önem.

Mouth : Tane tane söylemek. Zırlamak. Dudaklarını kıpırdatmak. Boğaz. Dırdır etmek. Akarsuyun göle döküldüğü yer. Sürekli aynı şeyleri söylemek. Dudak bükmek. Söylemek. Giriş yeri.

Oral cavity : Oral boşluk. Ağız boşluğu. Ağıziçi boşluğu. Ağız içindeki boşluk.

Articulator : Takma diş yapma aleti. İfade eden bir şey. Telaffuz ile ilgili olan organ. Eklemleyici. Artikülatör.

Clappers : Şakşak. Şakşakçı. Alkışlayıcı kimse. Kaynana zırıltısı (argo terim). Çan dili.

 

Linguiform : Dile benzeyen (zooloji, botanik, anatomi). Dil biçiminde. Linguform.

Tongues synonyms : niger kordofanian, khoisan, sino tibetan language, sino tibetan, susian, gustatory organ, eskimo aleut language, dravidian language, caucasian language, austronesian language, hmong language, first language, austro asiatic language, cassite, papuan language, afroasiatic, niger kordofanian language, kassite, indo hittite, oral fissure, afrasian language, khoisan language, hmong, afroasiatic language, afro asiatic, hamito semitic, miao, elamite, afrasian, linguistic communication, austro asiatic, eskimo aleut, nilo saharan.

Tongues zıt anlamlı kelimeler, Tongues kelime anlamı

Artificial language : Belli bir kişi veya küçük grup tarafından özel olarak icat dilmiş olan dil. Yapma dil. Yapay dil. Belirli bir kullanım veya amaç ile uluslararası alanda yaratılmış olan dil.

Tongueless : Dilsiz. Konuşamayan. Sessiz.