Lisan nedir, Lisan ne demek
Lisan; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Dil (II)

"Lisan" ile ilgili cümle
- "Mektup uzun değildi, biraz da ticari bir lisanla yazılmıştı." - P. Safa
Yerel Türkçe anlamı:
Nisan
Dil, ağız
Lisan hakkında bilgiler
Dil veya lîsan, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan doğal bir araç, kendisine özgü kuralları olan ve ancak bu kurallar içerisinde gelişen canlı bir varlık, temeli tarihin bilinmeyen dönemlerinde atılmış bir gizli anlaşmalar düzeni, seslerden örülmüş toplumsal bir kurumdur.
Dil, birbirleriyle yakın ilişkili iki farklı tanımın kullanımını belirtir. Tekil anlamda dil, genel bir olgudur veya örnek olarak Almanca veya Çince gibi somut bir dili ifade eder. Burada dil genel anlamda bir olgu olarak ele alınmaktadır.
Lisan ile ilgili Cümleler
- Lisa'nın Stan'a karşı bir kini var.
- Tom'un balıkçılık lisansı yok.
- Lisansımı iptal ettirdim.
- sabuanca mı geliştirmek istiyorum. (bir lisan)
- Matematikte yüksek lisans derecem var.
- O matematik alanında yüksek lisans derecesine sahiptir.
- Lisanları hırsla çalışırım.
- Aksi takdirde, ciddi şekilde lisansını ihlâl etmiş kabul edilerek sorumlu tutulursun.
- Mona Lisa'nın esrarengiz bir gülümsemesi var.
- Kendi lisanın hakkında çok şey öğrenemezsin.
- Lisa'nın kin beslediği kişi Stan'dır.
- Lisa'nın odası yeniden temizlenmeli.
- Lisan Laboratuvarını kullanabilir miyiz?
- Lisa'nın odası temizlenmeli.
Lisan kısaca anlamı, tanımı:
Lisanıhal : Hâl diliyle, davranışla düşünce ve istenileni anlatma.
Lisanımünasip : Karşısındakinin kolayca anlayabileceği dil ve üslup.
Sürçülisan : Dil sürçmesi.
Lisani : Dille ilgili.
Lisaniyat : Dil bilimi.
Lisans : Bir sporcunun resmî yarışmalara katılabilmesi için spor federasyonunun kendisine verdiği kayıt fişi veya kimlik kartı. Bu öğrenim sonunda elde edilen ve diploma ile belgelendirilen akademik derece. Genellikle dört yıl süren üniversite veya yüksekokul öğrenimi. Yurda mal sokma veya yurttan mal çıkarma izni. Bir malı yabancı firma adına üretme izni.
Lisans sözleşmesi : Firmanın, geliştirdiği teknolojiyi başkalarının kullanabilmesi için verdiği izin belgesi.
Lisansiyer : Üniversitede okuyan öğrenci.
Lisanslı : Lisansı olan.
Lisansüstü eğitim : Lisans eğitimi bittikten sonra yapılmış olan yükseköğretim.
Ön lisans : Yükseköğretimde iki yıllık lisans programı.
Yüksek lisans : Lisans diplomasıyla doktora arasındaki akademik derece.
İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Âdemoğlu, âdem evladı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).
Anlaşma : Sözleşme. Anlaşmak durumu. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılmış olan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon.
Doğal : Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Katıksız, saf. Doğada olan, doğada bulunan. Yapmacık olmayan.
Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Taşıt. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.
Kural : Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke. Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam.
Geliş : Gelme işi.
Canlı : Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Canı olan, diri, yaşayan. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Güçlü, etkili. Canlı yayın. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası.
Dil : Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Anahtar. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Belli mesleklere özgü dil.
Lisana gelmek : konuşmaz şeyler konuşmaya başlamak, dile gelmek, dillenmek. İlgili cümle: "Ağaç lisana gelerek.."
Lisane gelmek : < Ar. lisân: Konuşmaya başlamak (konuşamaz şeylerin), dillenmek
Lisans anlaşması : [Bakınız: lisans sözleşmesi]
Lisans üstü eğitim : Lisans derecesi ya da diploması almış olanlara ilgi duydukları bir bilim dalında yüksek lisans (bilim uzmanlığı) ya da doktora öğrenimi yaparak uzmanlaşma olanağı sağlamak üzere düzenlenen eğitim.
Diğer dillerde Lisan anlamı nedir?
İngilizce'de Lisan ne demek? : n. language, tongue
Fransızca'da Lisan : langage [le]
Almanca'da Lisan : n. Zunge
Rusça'da Lisan : n. язык {анат.} (M), речь (F)

Bu kısımda Lisan nedir? Lisan ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Lisan tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Lisan hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.