Touch for türkçesi Touch for nedir

  • Para koparmak.
  • İkna etmek.
  • İstemek (birinden belirli bir miktar para).

Touch for ile ilgili cümleler

English: I sent an email to an old friend of mine. We haven't kept in touch for awhile, being that the last time we met was over two years ago and haven't contacted each other since. There's no reply from her yet. I'm starting to get anxious.
Turkish: Eski bir arkadaşıma bir e-posta gönderdim. Son kez karşılaşmamız iki yıl önce olduğu için bir süre görüşmedik ve o zamandan beri birbirimizle temas kurmadık.Ondan henüz bir cevap yok. Endişelenmeye başlıyorum.

English: Ali has been out of touch for some time.
Turkish: Ali bir süredir gelişmelerden habersiz.

Touch for ingilizcede ne demek, Touch for nerede nasıl kullanılır?

Touch : Eline su dökmek. Etkilemek. Değmek. Taç. Dokunma duyusu. Yandışı. Yetmek. El sürmek. Yetenek. Tamamlayıcı ilave.

For : Yüzünden. Zarfında. -dir. Karşılığında. -e rağmen. -den dolayı. Ocak. Süresince. -e.

Touch a sore point : Bam teline basmak. Hassas bir noktaya temas etmek.

Touch a sore spot : Bam teline basmak. Bamteline basmak. Damarına basmak. Hassas bir konuya temas etmek. Hassas bir noktaya temas etmek. Kanayan yaraya parmak basmak.

Touch and go : Son dakikada yetişmek. Tehlikeli iş. Tehlikeli durum. Uçağı tamamen durdurmadan yeniden kalkış yapma. Uçağın tamamen durmadan kalkış yapması.

 

Touch at : Uğramak (limana). Bir limana uğramak. Uğramak (gemi bir yere).

İngilizce Touch for Türkçe anlamı, Touch for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Touch for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Argue somebody into something : Razı etmek.

Bring over : Razı etmek. Karşıya geçirmek.

Arguing : İtiraz etmek. Karşı gelmek. Birbirine aykırı düşünce, görüş ve tutumların karşılıklı savunulması. Kandırmak. Tartışmak. Göstergesi olmak. Görüşmek. İddia etmek.

Mulcting : Çarpmak. Para cezasına çarptırma. Para cezası vermek. Mahrum etmek.

Bring round : Getirmek (konuyu). İnancından döndürmek. Düşüncesinden caymasını sağlamak. Ayıltmak. Hayata döndürmek. Yaşama döndürmek. Tekrar hatırlatmak (kötü anı vb). Döndürüp dolaştırıp aynı konuya getirmek. Kendine getirmek.

Bring home to : Gerçekleri görmesini sağlamak. Uyandırmak. Kendine getirmek.

Brings : Razı etmek. Neden olmak. Kazandırmak. Vermek (ceza). Getirmek.

Assure : Sağlama bağlamak. Sigortalamak. İknaya çalışmak. Sağlamak. Sigorta etmek. İnandırmak. Sağlamlaştırmak. İnandırmaya çalışmak. Güven vermek.

Bring oneself to : Kandırmak.

Argue : İleri sürmek. Tartışmak. -e alamet olmak. Göstergesi olmak. -e belirti olmak. İtiraz etmek. Münakaşa etmek. Becelleşmek. Çekişmek.

Touch for synonyms : mulct, mulcted, argues, bring, mulcts, bring around, assuring, assures, bring home, argued.