Traces türkçesi Traces nedir

Traces ile ilgili cümleler

English: Burak left no traces behind.
Turkish: Burak geride hiç bir iz bırakmadı.

English: The only evidence was the traces of semen stuck to the underwear.
Turkish: Tek kanıt, iç çamaşırına yapışmış sperm iziydi.

English: NASA's Mars rover discovered traces of a river bed.
Turkish: NASA'nın Mars gezicisi bir nehir yatağının izlerini keşfetti.

English: Their traces can still be found.
Turkish: İzleri hala bulunabilir.

English: Our feud traces back to our childhood.
Turkish: Kan davamız çocukluğumuza kadar uzanır.

Traces ingilizcede ne demek, Traces nerede nasıl kullanılır?

Current traces : Yıldırım figürleri. Akım izleri.

Kick over the traces : Otoriteye baş kaldırmak. Kontrolden çıkmak. Gemi azıya almak.

Leave traces : İz bırakmak. İzler bırakmak.

Footraces : Koşu yarışı. Yaya yarışı. Koşu. Seğirdim.

Outraces : Hızda üstün çıkmak. Yarışta galip gelmek. Yarışma kazanmak. Yarışı kazanmak.

Trace file name : İzleme dosyası adı.

Trace back : Geçmişe doğru izini sürmek. Kaynağını bulmak. Kökenini taramak. Kökeninin izini sürmek. Başlangıç noktasını bulmak.

Trace file : İzleme dosyası. İzleme kütüğü. Tarihçe dosyası.

 

Trace dependents : Etkilenenleri izle.

Trace edges : Kenarlara iz koy.

İngilizce Traces Türkçe anlamı, Traces eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Traces ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pass on : Geçirmek. Devretmek. Göçmek. Yok olmak. Vefat etmek. İlerlemek. Karar vermek. Devam etmek. Yansıtmak. Geçmek.

Be predicated on : -in üzerine kurulmuş olmak. Dayalı olmak.

Progress : İleri gitmek. İlerlemek. Gelişim. Gelişim göstermek. Gelişme. Devam etme. İyileşme. Mesafe kaydetmek. İlerleme. Devam etmek.

Bear : Sahip olmak. Vurguncu. Vermek. Katlanmak. Üzerinde bulunmak. Borsa fiyatlarını düşürmek. Sineye çekmek. Değmek. Doğurmak.

Bucket along : Acele ile gitmek. Hızla katetmek. Boyunca hızla gitmek.

Eying : Süzme. Dikkatle bakmak. Yakından seyretme. Bakma. Süzmek. Gözetlemek. Tek gözle ihtiyacını karşılama. Kuşkuyla bakmak.

Zoom : Zum yapma. Rüzgar gibi gitmek. Vın diye geçmek. Fırlamak. Birden yükselmek (uçak). Zumlamak. Yakınlaştırmak. (uçak) gürültü ile dikine yükselmek. Vınlamak. Birden yükselme.

Examine : Sorguya çekmek. Gözden geçirmek. Sınamak. Sorgulamak. İncelemede bulunmak. Yoklamak. Denetlemek. Eleştirmek. İrdelemek. Sınav yapmak.

Back : Ayak arkası. Ters. Geriye. Savunucu. Sırt. Arkalık. Arka çıkmak. Gövdenin, ense ile kuyruksokumu arasındaki ve ayrıca cimnastikte bir devinim grubunun alanı olan bölümü. Vazgeçmek. Geçmişte.

Slide : Kaydırma. Kaydırmak. Saydam resim. Kaymak. Kötü yola düşmek. Toprak kayması. Savuşmak. Heyelan. Yarı ya da tam karartılmış bir odada bir gösterici ile beyaz perdeye ya da duvara yansıtılarak öğretim etkinliklerinde kullanılan saydam resim. Film ya da cam plak üzerinde alınmış positif resim.

 

Traces synonyms : go forward, travel along, cannonball along, travel purposefully, go across, travel rapidly, slice through, island hop, move back, rush along, locomote, keep an eye on, move around, go past, keep abreast, pull back, come, abutted, arrive, mimics, reproduce, draw back, shuttle, trace, wing, conceive, journey, retire, speed, rise, go down, plow, ferry.

Traces zıt anlamlı kelimeler, Traces kelime anlamı

Advance : Öndeleme. İlerlemek. Alacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme. Terfi ettirmek. Artmak. Öne sürmek. Avans vermek. Motorda ateşleme, püskürtme ve kapaç açılmalarının erken olması. Yürümek. Öndelik.

Linger : Gecikmek. Geçmişte kalmak. Durmak. Ayrılamamak. Uzamak. Sallanmak. (ağrı) kolayca geçmemek. Oyalanmak. Geçmek bilmemek. Gitmemek.

Ascend : Çıkmak (tahta). Ağmak. Ziyadeleşmek. Artmak. Çıkmak. Yükselmek. Tahta çıkmak. Pesten tize geçmek (müzik terimi). Tırmanmak. Yukarı çıkmak.

Traces antonyms : ride, rise, recede, descend, stay in place, fall, go, follow, precede.