Trouts türkçesi Trouts nedir

  • Çirkin ve çekilmez kadın.
  • Denizalabalığı.
  • Çeşitli türleriyle birçok asalak solucana arakonakçılık eden balıklar familyası.
  • Ala.
  • Alabalık.
  • Alabalık tutmak.
  • Alabalık (zooloji terimi).
  • Alabalıkgiller.

Trouts ingilizcede ne demek, Trouts nerede nasıl kullanılır?

Trout paste : Dumanlanmış ve tuzlanmış alabalık filetolarının, yağlı veya yağ katılmaksızın, mevzuatta izin verilen katkı maddeleriyle bağdaşık bir biçimde karıştırıldıktan sonra, tekniğine uygun olarak işlenen ve tuz miktarı % 15’i geçmeyecek biçimde hazırlanan balık ürünü. Alabalık ezmesi.

Rainbow trout : Çelikbaş alabalık. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, alabalıkgiller (salmonidae) familyasından, 25 cm kadar uzunlukta bir tür. Gökkuşağı alabalığı. Gökkuşaklı alabalık.

Salmon trout : Gölalası. Dağalası. Kırmızı etli alabalık. Alabalık. Deniz alası. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, alabalıkgiller (salmonidae) familyasından, 40-70 cm kadar uzunlukta, avrupa ve anadolu sularında yaşayan bir tür.

Sea trout : Deniz alası. Kırmızı etli alabalık. Deniz alabalığı. Denizalası. Denizalası balığı.

Tickle a trout : Eli ile alabalık tutmak.

Troubadours : Gezgin şarkıcı. Gezgin müzisyen. Aşık. Ozan. Ortaçaş avrupası şair ve müzisyeni. Gezgin şair. Orta çağ avrupasında gezgin müzik adamı.

 

Troubadour : Aşık. Gezgin şarkıcı. Gezgin müzisyen. Gezgin şair. Ozan. Orta çağ avrupasında gezgin müzik adamı. Ortaçaş avrupası şair ve müzisyeni.

Trouble maker : Sorun çıkaran kimse. Sorun yaratan tip. Baş belası. Sorun yaratan. Mesele çıkaran kimse. Fitneci. Ortalığı karıştıran. Sorun çıkaran. Fesatçı. Cansıkıcı kimse.

Trouble : Tedirgin etmek. Başını ağrıtmak. Bulandırmak. Zahmet. Problem. Bela. Zahmet etmek. Sorun. Rahatsızlık vermek. Rahatsız etmek.

Brooktrout : Kemikli balıklar (teleostei) takımının alabalıkgiller (salmonidae) familyasından, eti çok lezzetli, kuzey amerika tatlı sularında yaygın olan bir tür. Dere alabalığı.

İngilizce Trouts Türkçe anlamı, Trouts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Trouts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Orbit : Yörüngede dönmek. Etki alanı. Kuşlarda gözün çevresindeki deri. eklem bacaklılarda göz saplarının çıktığı çukur. 3.böceklerde bileşik gözün etrafındaki belirgin bölge. Bohr kuramına göre atom çekirdeği çevresinde elektronların yer alabileceği erke düzeyleri ya da erke kabuklarına verilen ad. Göz. Ağınım kuvveti etkisi altında bulunan bir gökcisminin, uzayda izlediği kapalı yörünge. bir eksiciğin yük çekimi etkisinde öğecik çekirdeğinin çevresinde izlediği kapalı yörünge. Yörüngeye sokmak. -in etrafında bir yörüngede dönmek. Yörüngeye yerleşmek. Bir gökcisminin devinmesi boyunca çizdiği yol.

Airway : Havalandırma galerisi. Havayolu. Solunum yolu. Hava yolu. Hava bacası. Hava galerisi. Aydınlık. Uçuş yolu.

 

Direction : İdare. Yönetim. Yönetme. Direktörlük. Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi, tiyatro alanlarında kullanılır. Kumanda. Oyun düzeni. Müdürlük. Yönelti. Cihet.

Flyway : Göçmen kuşların uçuş rotası. Göç yolu (kuşların). (göçmen kuşların) göç yolu. Uçuş tarifesi. Uçuş rotası. Göç rotası.

Itinerary : Yol. Yolculuk. İzlenecek yol. Yol kılavuzu. Yolculuk el kitabı. Yolculuk programı. Yolcu rehberi. Seyahatname. Seyahat rehberi. Çalışma programı.

Beeline : Kestirme yol. Kuşuçumu. Kuşuçuşu uzaklık. Düz hat. Düz çizgi. Kestirme yolmak.

Line : Çizgi. Sürütme oltaları. Bir sokaktaki yapıların, birbirine bakarak içerde ve dışarda yerleşmelerini önlemek, sokağa koşut ve sokaktan eşit uzaklıkta yer almalarını sağlamak üzere, önyüz çizgilerinin çakışması ya da koşut gitmesi istenen varsayımsal çizgi. Hat. İki uzak nokta arasında veri iletişim ortamı sağlayan herhangi bir bağlantı. Sıralamak. Düzdizim çizgisi. Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (genellikle kireçli su ile çizilir.). Çizmek. Astarlamak.

Salmon trout : Deniz alası. Kırmızı etli alabalık. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, alabalıkgiller (salmonidae) familyasından, 40-70 cm kadar uzunlukta, avrupa ve anadolu sularında yaşayan bir tür. Dağalası. Gölalası.

Crosscut : Enine kesen. Suyuna dik kesme. Suyuna dik. Başkesit. Enine kesiş. Enine kesit. Enine kesilmiş. Kroskat. Enine kesmek. Enine.

Superb : Harika. Çok güzel. Müthiş. Tam. Harikulade. Muhteşem. Korkunç. Enfes. Zengin.

Trouts synonyms : approach pattern, migration route, feeder line, horse cavalry, data track, line of fire, paper round, traffic pattern, supply route, bus route, line of flight, army unit, line of march, celestial orbit, supply line, paper route, cavalry, track, ala, ripping, air lane, trick, transcendent, garrison, trout, salmon, friendly, pattern, beat, main line, path, personnel, fairway.

Trouts zıt anlamlı kelimeler, Trouts kelime anlamı

Hostile : Düşmanca. Saldırgan. Hasım. Düşman. Dövüşken. Düşmana ait. Muhalif. Düşmana özgü. Hasmane.

Friendly : İyi niyetli. Samimi. Sıcak. Yardımsever. Dostluk maçı. Dostça. Dost. Arkadaş canlısı. İçten. Arkadaşça.

Falsehood : Yalancılık. Yalan söyleme. Gerçek dışılık. Temele dayanmayış. Yalan. Sahtelik.