Tubs türkçesi Tubs nedir
- Yayık.
- Dekovil.
- Tekne.
- Kazan (çamaşır makinesi).
- Fıçıya dikmek (bitki).
- Kürek çekmek.
- Leğen.
- Varil.
- Banyo yapmak (küvette).
- Küvet.
- Fıçı.
- Banyo küveti.
Tubs ile ilgili cümleler
English: I've heard that some people sleep in bathtubs.
Turkish: Bazı insanların banyo küvetlerinde uyuduğunu duydum.
English: I don't like hot tubs.
Turkish: Jakuzileri sevmiyorum.
Tubs ingilizcede ne demek, Tubs nerede nasıl kullanılır?
Bathtubs : Banyo küveti. Banyo teknesi. Banyo. Küvet.
Stubs : Taşa çarpmak. Köklerden temizlemek. Kökünden sökmek (ağaç). Vurmak. Bastırıp söndürmek (sigara).
Washtubs : Leğen. Çamaşır teknesi. Yıkama teknesi. Çamaşır leğeni.
Tub thumper : Coşkulu hatip. Ateşli konuşmacı. Yüksekten atan vaiz.
Tub thumping : Hararetli konuşan. Yüksekten atan.
Dolly tub : Leğen.
Tuba auditiva : Tuba auditiva. Orta kulak boşluğunu yutak boşluğuyla birleştiren, orta kulak içindeki hava dengesini sağlamak ve buradaki salgısını dışarıya atmakla sorumlu olan bir yol. bu kanal tek tırnaklılarda ventrale doğru hava kesesini oluşturur.
Set tub : Çamaşır leğeni.
Tuba : Tuba. Bas sesli üflemeli çalgı.
Tub : Banyo küveti. Yayık. Kürek çekmek. Leğen. Banyo yapmak (küvette). Fıçı. Kazan (çamaşır makinesi). Dekovil. Küvet. Varil.
İngilizce Tubs Türkçe anlamı, Tubs eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Tubs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Hogsheads : Büyük fıçı. Redrying makinasından çıkan tütünlerin 1-2 sene bekletilmek üzere konulduğu 200-400 kg'lık tahta fıçılar. Büyük sıvı ölçüsü. 238.5 litrelik sıvı ölçüsü (abd'de 63 galona eşit).
Paddled : Kıça şaplak atmak. Kano kullanmak (kısa kürekle). Badi badi yürümek. Ayaklarını suda oynatmak.
Kegs : Don. Pantolon.
Pelvis : İdrar boşluğu. Küçük leğen. Havsala. Üreterin böbrek ile birleştiği yerde genişleyen bölgesi. kuyruk sokumu kemiği ile kalça kemiği arasında kalan boşluk. pelvis. Leğen kemiği. Alt karın. Leğen kemiğinin kapsadığı içbükey boşluk. Pelvis.
Venturi : Silindirik bir yapıya sahip havanın suyun içinden hızlı bir şekilde geçtiği popüler bir protein skim. Darboğaz. Ventüri memesi. Ventüri. Hava nazım kelebeği. Difüzör. Venturi borusu.
Blowgun : Püskürtme tabancası. Üfleyerek ok atılan boru. Hava tabancası. Üfleyerek ok atmaya yarayan boru.
Cupa : Bidon, varil, bardak, kupa. Kupa.
Cooper : Şarap satıcısı. Maine eyaletinde yerleşim yeri. Fıçı onarmak. Şarapçı. Fıçı yapmak. Fıçı yapan kişi. Fıçılamak. Fıçıcı.
Barrel : Hızlı gitmek. Uçmak. Taşıma çubuğu. Sıvı yakıtı saklama ya da taşımaya özgü, çelik saçtan yapılma kap. Perdeleri germekte kullanılan çubuk. Gergi çubuğu. Atın karnı veya beli. Yakıt kovası. Fıçılamak.
Capillary : Kanla dokular arasındaki madde alışverişini sağlayan, duvar yapısı tunika intimadan oluşan ve düz kas hücreleri bulunmayan kan damarı, vaz kapillare, kapiller damar. yapısında yassı endotel hücreleri, bazal lamina ve perisitler yer alır. Kapiler. Kılcal damar. İnce boru. Fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kıl gibi. İnce kan veya kılcal damarlar. Kılla ilgili. Kılcal. Damar gibi küçük yarıçaplı boru.
Tubs synonyms : piping, rectifying tube, pipe, pipage, television camera tube, well point, chromatography column, rectifying valve, television pickup tube, wellpoint, pea shooter, blow tube, capillary tubing, trams, kilderkin, washbowls, diode, keglers, gun barrel, electronic device, klystron, capillary tube, bason, trammed, vacuum tube, oaring, drain, blowpipe, coopered, anastigmatic, scull, pentode, lavabo.
Tubs zıt anlamlı kelimeler, Tubs kelime anlamı
Anode : Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Artı uç +. Bir üşerçözüşüm gözesinin, bir boşalım borusunun ya da bir eksicik ışınları borusunun, üretecin yüksek gerilimli ucuna bağlı üşeği. Artıuç. Anod. Bir elektrik devresinde negatif yükleri çeken pozitif elektrot röntgen tüpü içindeki (+) kutup. Pozitif kutup. Anot. Elektrikle ayrışım olayında ve pillerde, yükseltgenme tepkimesinin oluştuğu elektrot. (elektrikle ayrışımda anotun imi artı, katotun imi eksidir; bu nedenle yalnızca elektrikle ayrışım olayında artıuç da denebilir.). Üst-üşek.
Cathode : Katot. Kıvılkesimde, sıvıya batırılıp kıvıl akım geçmesini sağlayan metal uçlardan eksi yüklü olanı. Fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Eksi uç. Eksi kutup. Negatif kutup. Elektrikle ayrışım olayında ve pillerde indirgenme tepkimesinin olduğu elektrot. (elektrikle ayrışımda katodun imi eksi, anodun imi artıdır; bu nedenle yalnızca elektrikle ayrışım olayında "eksiuç"da denebilir.). Bir üşerçözükte artı üşerleri çeken, aksileri iten, elektriksel erkili düşük olan üşek. Elektrik devresinde negatif kutup. Alt-üşek.
Walk : Yürüterek yormak. Adımlamak. Yürüyüş biçimi. Taşımak (iterek). Yürüyerek gitmek. Yürüyüş yeri. Yürütmek. Yürüyüş. Eşlik etmek. Üzerinde yürümek.

Bu kısımda Tubs kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Tubs ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Tubs anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Tubs ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.